Toplam yorum: 3.285.254
Bu ayki yorum: 6.780

E-Dergi

ihtiyar_balıkçı Tarafından Yapılan Yorumlar

03.10.2005

Epsilon Yayınevi ve yine Orhan Kemal Yapıtın adı : Evlerden Biri.
Üç çocuklu bir ailenin nedensiz bir didişmesini anlatır.Kimsenin kimseyi sevmediği görünse de, sevgi biraz gecikse de derinde büyük bir insan sevgisini barındırır Orhan Kemal'in kitapları.
Tüm anlaşmazlıklar,yoksulluklar, yoksunluklara rağmen "baba" da buluşur çocuklar. Baba, evi çekip çevirendir. Çocukları her şeye rağmen bir arada tutandır. Baba ölür,herkes dağılır. Bu kez tartışılan,nefret edilen bir baba özlenir.
Aile yapımızdaki ikiyüzlülükleri görmüyor musunuz.
Görmek isterseniz bu eseri okuyun.
SON söz :
Aslında Orhan Kemal, romanlarına bir ad vermeseydi de olurdu.Bütün romanlarında küçük insanı anlatıyor.
"Küçük Adamın Romanı"deyıp numaralasa da olurdu.
Bir yaşantıyı sayısız kez yeniden yaratıp tekrar tekrar okutmak Orhan Kemal gibi bir ustanın işi olsa gerek.
03.10.2005

Postmodernizmi her yerde okuruz ancak postmodern edebiyata ilişkin ilk yapıtlardan biri bu eser.
Çağımızın felsefecisi, yakın bir tarihte yitirdiğimiz Fransız düşünür J.Derrida'nın postyapısalcı dil yaklaşımları, göstergede gösterilenin çokluğu ve alımlayana göre değişebileceği kitapta anlatılmakta.Akla yaslanan modrnizm karşısında "saçma"ya "belirsizlik"e, "gizem"e ve daha nice şeye yaslanan postmodernizmin edebiyata yansımasını yakalamak için okuyunuz.
Kafka'nın "Bölünmüşlüğü","bitmemişliği", Nietzsche'nin "Hiç" i daha iyi anlaşılır okuyunca.
İsmet Emre'ye çalışmasından dolayı teşekkürler.
O yazdı, şimdi sıra bizde: okuyalım. Unutmayın zor olan yazmaktır, kolay olan okumak.
03.10.2005

Süryanilerin tarihi nereden başlar sorusuna Nuh Peygamber'den diye cevap verilir.
Hepimizin tarihi Nuh Peygamber ile başlamaz mı? Nuh'un gemisinde kalan birkaç kişinin torunları değil miyiz?
Bu kitabı okumanın bende yarattığı somut sonuç, Süryaniliğin bir din değil bir millet ya da bir cemaat olduğunu anlamaktır.
Urfa'da yaşamış Süryaniler, Dünyanın ilk üniversitesini Harran'da kurmuşlar.

Günümüz insanı ileri mi gitmiş geri mi ?
Bu kitabı okuduktan sonra en azından Harran'dakilerin ya da Mezopotamya insanının geri gittiğine eminim.
Milattan önce yapılan bir üniversite, milattan sonra 2000 yılında töre cinayetleriyle,kan davalarıyla dünyanın ve insanlığın dışına savrulan bir Mezopotamya.
En çok da kendi ülkesinin müzesini, kendi tarihini yağmalayan Iraklının fotoğrafını görünce ağlamak istedim.
Süryanilerin bize öğreteceği çok şey var.
Öyleyse bu kitabı okuyup onları tanıyalım.
03.10.2005

Atilla Dorsay, sinema ve Türk sineması üzerine düşünen, yazan bir isim.Cumhuriyet gazetesinde okuduk sinemaya ilişkin yazılarını.
Kişilikli, ödünsüz, kendi doğrularına ve sanata hizmet eden bir sanat eri. Her gün televizyonlara çıkan türediler kadar tanınmasa da nitelikli insanların tanıdığı biri.
Türk Sinemasının umut yıllarını anlattığı kitabından sonra bu kez Türk sinemasının umutsuzluk yıllarını, 1980 yıllarını anlatmıştı.
Bu son kitabında 1990 sonrasını, sinemamızın ölü taklidi yaptığı yıllardan sonraki silkinişini bulmak mümkün.
Türk sinemasındaki değişimleri,gelişimleri,duraklamaları nedenleri ve sonuçlarıyla tek tek filmler üzerinde durarak eleştirel yaklaşımlarıyla veriyor.
Af edersiniz ama fiyatı biraz fazla 20 ytl
03.10.2005

Bukitaba ısınamadım.
Bir gençlik kitabı olmasından mı, bir ilk kitap olmasından mı bilmiyorum.
En azından kitaba başlarken uzun süren teşekkür notları kabul edilebilir bir şey değil. Bir tavernada udi Coşkun Bey'in :" Ayşe Hanım hoşgeldiniz, siz de hoş geldiniz Mustafa Bey." gibi bir girizgah olmuş.
Bir de bu teşekkür anlamındaki notlarda "yazılarımın derinliğini keşfeden" diyerek bir teşekkür sallıyor yazar.
Yazılarının derinliğine kim karar verecek: Kendisi mi, teşekkür ettiği yakını mı, okuyucu mu?
Yazar neden okuyucunun işine karışır.

Yapıtı değerlendirmeyi okuyucuya bırakalım. Yoksa okur da roman yazmaya başlar ve sizin işinize karışır.
Kitap da ilk kitap olmanın ya da genç kitabı olmanın sıcaklığını, saflığını taşımıyor.