Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ihtiyar_balıkçı Tarafından Yapılan Yorumlar

03.10.2005

Sanatçımız bu yapıtında gündelik yaşamda her an karşılaşabileceğimiz olaylar ve kişilerden söz ediyor. Herkesin yaşamı kendince sorgulayışı vardır. Bu öykülerde yaşamın sorgulanması sorgulanıyor bir bakıma. Gülen yüz, içten bir anlatım. "Aynalar" öyküsü Ahmet Haşim çağrışımı yarattı bende. Bağdat'ın yalnız, kimsesiz ve çirkin çocuğu annesiyle Dicle nehri kıyısında akşamları gezerdi.Onun öyküsünde gündüz yoktur. Çirkinliğini gizlemektir emeli. Bu öykü de yüzündeki iz nedeniyle insanlardan kaçan birini anlatıyor.
Tüm anlatılanlarda biz varız. Toplumun her kesimiznden insanı burada bulabilirsiniz, kendinizi de; ancak üzücü bir not . Kendiniz o öykülerden birinde bulduğunuzda kaçacağınız bir yer kalmayaca. Umarım iç hesaplaşma yaparsınız.
03.10.2005

Epsilon Yayınevine Teşekkürler.
Yıllar sonra okurun dikkatini Orhan Kemal üzerine çekmek, hele Orhan Kemal'in ustalık kokan yapıtlarını (Cemile, Avare Yıllar,Baba Evi) okura ucuz ulaştırmak kurum sorumluluğu. Ne iyi etmişsiniz.
Bu romanda sosyal korunmaya sahip olmayan ve emeğinin karşılığını vermeyen,sömürüye açık bir dönemin; uluslararası olmasa da- günümüzde artık uluslararasıdır- anlatıldığı,sıradan ve ayırıcı özelliği olmayan insanların düş kırıklığı yaşadığı bir dünya var.
Tek sığınma evi, sevgidir. İki gencin aşkı sade,anlaşılır bir dille kaleme alınmış. Okumaya başlıyorsunuz, bitiyor.Bu kitabı nasıl da biirdim diye sormayın kendinize.
İyi kitap kendini okutur.
02.10.2005

Neden kitapta çıkan bu yapıt, tutunamayan bir gencin yaşama tutunma çabasını anlatıyor. Yazarın daha önce yayımlanan 10-0 romanında da bu romanda olduğu gibi yaşamın kenarında köşesinde kalmış insanların, hapishane yaşamından değişen bir dünyaya birden bir paçavra gibi atılan bireylerin yaşamla uyumsuzluğunun sonunda bir bar taburesi var.
Romanın sonunda maçı kazanma şansını postacı çocuğa bırakan kahramanımız bende Sema Kaygusuz'un "Siyah Top" adlı öyküsünde bilardo maçını kazanmak üzereyken son siyah topu deliğin dışına nişanlayan ve sevdiği erkeğin yenmesini sağlayan kadın kahramanı anımsattı.
Herkes yaşamın bir yerlerine tutunacak.
Yazarımız da yazmaya tutunmuş.
Bir tutunamayanın tutunuşunu okuyacaksınız.
02.10.2005

Öğretmen arkadaşıma okusun diye verdiğim bu kitap birkaç saat sonra bana geri geldi. "Bir kadın,bir kız,bir beyazgömlekli varmış da, kim neyin nesi belli değilmiş."
Arkadaşıma gerçekte karşı dairede bir kız olmayabileceğini, bu kızın onu dikizleyen yaşlı kadının gençliği olabileceğini söyledim. Bir grup oluşturup "öç almak" için toplanıldığında beyaz gömlekliden öç almak isteyen kadın kahramanın geçmişinin bir yerlerinde bu beyazgömleklinin olabileceğini belirttim. Öğretmen arkadaşım bugün benden kitabı yeniden okumak için istedi.
Kendini okura hemen ele vermeyen bir öyküler demeti. Okumak biraz da yorumlamak değil midir.
Bu kitabı sayfa sayfa okumalı, her sayfanın sonunda kişilerin ilişkilerinin arka planı düşünülmeli derim.
24.09.2005

2005 yılı Almanya'da Schiller yılı olarak ilan edildi.Polonya,Avusturya gibi ülkelerde yaşayan Almanlar tarafından da çeşitli etkinliklerle anılıyor ünlü Alman Klasik şairi.
Hasta bedeninde sağlam ve idealist bir ruhu taşıyordu.
İnsanın ruhunu medyaya taksitle sattığı ve henüz ilk taksiti tahsil edemediği ve iletişim dünyasıyla icralık olma olasılığının yüksek olduğu bir dünyada Almanların bile Schiller'i anlayacağı kuşkulu; ancak onu anmak, onu ve onun gibi ALMAN EDEBİYATININ ÜNLÜ KLSAİK ŞAİRİ GOETHE'yi anlamak için bir ilk adım.
Dileriz gerisi gelir çünkü Schiller ve Goethe'deki erdemi, soyluluğu anlayan bir Merkel,dünya için daha iyi bir başbakan olabilir.
Wilhelm Tell'e gelince zalimler karşısında titremeyen bir eldir.
İyi okumalar.