Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ihtiyar_balıkçı Tarafından Yapılan Yorumlar

22.09.2005

İnsanın yüzyılımızda anlamsızlığı anlam yapan saçma ( absürd) durumunu anlatır Sisifos Mitiyle Camus.

Yaptığı kötülükler yüzünde cezalandırılan Sisifos, yer altına gönderilir. Orada koca bir kayayı tepeye kadar itekleyerek çıkarmakla cezalandırılır.Kayayı tam tepeye çıkardığında kaya, eğim nedeniyle aşağı yuvarlanır.Sisifos, kayayı tekrar tepeye çıkaracaktır. Sisifos yukarı çıkardığı kayanın aşağı yuvarlanışını her seferinde sadece üzüntüyle izler.
Günümüz insanı de böyledir. Büyük mücadelelerle ileri taşıdığımız yaşamımızın bir anda başlangıç noktasına döndüğünü görür de çaresizlik içinde başımızı Tanrıların oturduğu Olimpos Dağına çevirip " Neden!" diye sormayız. "Saçma" dır yaşam, anlamsızdır.
BU durum biraz "uyumsuzluk" biraz "trajedi" biraz da " komedi" dir.

Öyleyse varoluşun sorgulanması gerekir.
22.09.2005

Insanın kendine ve çağına yabancılaşması yüzyılımızın acı gerçeği.
İnsan insandan, düşünceden, toplumsal olandan kopmuştur.İnsan, duygudan yalıtılan nesneler dünyasında bir başınadır.
Bu roman, yabancılaşmanın en çarpıcı anlatımı. Maddelere mağlup olmuş insanın artık bir birey olarak var olma olasılığı ve olanağı kalmamıştır.
Dev bir dişlinin sayısız dişlerinden biridir sadece insan.
Artık insanın tanrısı emek,dürüstlük, sevgi değil marka, prestij, tüketimdir.
Ağır bir konu olsa da okumak ve anlamak gerekir.Çağımızı daha iyi anlayabilmek adına bu kitabı okumayı bir görev sayıyorum.
22.09.2005

S. Beckett gibi Kafka'nın romanlarında da kahramanlar korku, yalnızlık, umarsızlık duygusu yaşarlar. Kendine ve çevresine yabancılaşmış kişilerdir Bay K, Franz K, K ve diğerleri.
Yüzyılımız insanının yaşadığı tinsel ve tensel değişim onu bir böceğe dönüştürür. Sosyolojik,felsefi,psikolojik değişimler edebiyat alanına sıçrayarak bir böcekle somutlaşır.
Kafka'nın "sürüngen insan" imgesine S. Beckett, " sakat insan" ile destek verir. Çağın insanda yarattığı bu dönüşüm Beckett romanında sakat, felçli insanlarda somutlaşır.
Maddenin dünyasında bir başına ve şaşkın kalan çağımızın insanını bu iki yazar ne güzel anlatmış.
İkisini de okuyalım.
21.09.2005

Kötüler mahallesinde Balıklı Göl'i inerken Kalaboynu mahallesinden geçilir. Sonra Eski Arasa Hamamı yanından Ulu Camiye gelinir. Çocukken bu mahallede bize Elifba öğretmiş bir Ayşe Hocamız vardı. Hocamızın evinin bitişiğinde bir yaşlı kadın yaşardı tek göz odada.
Bir gayrımüslimdi,yalnızdı, korkuyla doluydu geceleri. Dinlerin farklılığından kaynaklanan sorunlar değişik dinlerden insanların yaşadığı Urfa'ya da uğramıştı. Bize şurda burda bulduğumuz yicekleri,şekerleri yemememiz gerektiği söylenirdi. Bunu söyleyenler annelerimizdi.Bu şekerlerin Yahudiler ve Ermeniler tarafından Müslüman çocukları öldürmek için bırakıldığına inanırdık. İnsanı insana düşman yapan inançsız insanların iftiraları cahil insanlar arasında dalga dalga yayılır. Yayılmıştı, bize kadar da gelmişti.
Ayşe Hoca'dan çıkarken cüzümüzü koltuğumuzun altına sıkıştırır, o kapıya bakmadan geçerdik.
İşte Son Gavur, böyle yoksunlukların yaşandığı kentte yaşananları anlatıyor.
İnsan, insan kıymasın diye bir türkü tutturmuş sevgili öğrencim M. Faraç.

Son Gavur'un ölümü biraz karanlıkta kalsa da derim ki soralım kendimize : "Son Gavur öldü mü ?"
Sahi gavur kimdir ? Aynaya bakarken gördüğümüz olmasın sakın.
18.09.2005

J.Paul Sartre 100 yıl önce doğdu. İnsanın varoluş sürecini bir bulantı olarak aktarır okuyucuya.Kahraman, içinde bulunduğu yalnızlık ve unutuş yazgısından memnun görünür ancak memnun olmasa gerek.Müzik yardımıyla bu bulantıdan çıkış yolu bulması yazarın çağımızda yaşanan varoluş durumunu insana pek yaraşır
bulmadığına işaret eder.

Bir insanın yalnızlığını bir başka insanın yaratısıyla aşabilmek günümüzde ruhumuzu derinden etkileyen bir yapıtı okuduğumuzda bizde de uyanan bir gerçeklik değil mi

Sartre, Tanrı düşüncesini dışlar; ancak Heidegger'in felsefi düşünceden kovduğu metafizik kavramını varoluşçu felsefeye dahil eder.
Hümanizmden uzak düşmez.
Yaratıcı ve etkileyici bir yazardır. Dünyanın neresine giderseniz gidin-klu klu klan kabilesi hariç- Sartre'ı okuyan ve onun yapıtlarından etkilenen insanlar vardır.

Teolojik ilkelere sıkı sıkıya bağlı ancak insanlığa bir hizmet sunamamış biri mi, Dinsel öğretilere ilgi duymayan ancak insanlığa varoluşuna ilişkin "söyleyecek sözü olan" biri mi değerlidir?
Değerin değeri nerededir ?

Okumanızı,anlamaya çalışmanızı öneririm; çünkü o satırlarda size söylenmiş cümleler bulacaksınız.