Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

asliozbek Tarafından Yapılan Yorumlar

28.11.2005

Renklerin Tınısı; Barbara Lehnerer'in ilkgençlik romanı. Üstelik yazar bu kitapla, Çocuk ve Gençlik Edebiyatı kategorisinde Münih Edebiyat Bursu'nu da kazanmış. On dört yaşın ebeveynlere başkaldırma, kardeşlerle iyi geçinememe, öğretmenlere isim takıp onlardan nefret etme, hemen âşık olma veya olduğunu sanma gibi durumların bu kitapla okuyucuyla buluşturan Lehnerer; Marie'nin gözünden tüm dünya gençlerine gençlik hezeyanlarından bir kesit sunuyor aslında.
28.11.2005

Yaşamöyküsü en çok yazılmış yazarlardan biri de sanırım Oscar Wilde'dır. Lady Windermere'in Yelpazesi ve Ciddi Olmanın Önemi gibi oyunlarıyla, şiirleriyle, estetik üstüne ateşli yazılarıyla, öykü ve masal kitaplarıyla İngiliz edebiyatında tartışılmaz bir yer edindiğinden, bugüne değin yazılmış Wilde biyografilerinin çoğu edebiyat odaklıdır. Hem de, eşcinselliği yeğlediği için yargılanıp hapis cezasına çarptırılan Wilde'ın yaşamının tümü, ahlâk açısından aşırı tutucu uygulamalarıyla ün salan, eşcinselliği cinayetten de ağır bir suç olarak gören Victoria döneminde geçmiş olmasına karşın. Birçok Wilde biyografisi yazarı, İrlandalı yazarın "Bosie"yle, Lord Alfred Douglas'la yaşadığı "aşk skandalı"nın ayrıntılarına açgözlülükle dalmaktan çok, örneğin Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü acımasızca sergileyen Ciddi Olmanın Önemi ayrıntılarında gezinmeyi yeğ tutmuştur.
28.11.2005

Dünyayı gezmek bir zamanlar sadece gezginlerin işiydi. Dünyayı keşfetmek, insan gözüyle görülmemiş yer bırakmamak istiyorlardı. Yıllarca süren yolculuklara çıkıyor, gezip gördükleri yerleri gelecek kuşaklara bir şeyler bırakmak için not ediyorlardı. Yüzyıllar böyle geçti, 20. yüzyılda insanlık dünyanın tamamını keşfetti, hatta fotoğrafla kayıt altına aldı bile. Nerede ne var artık biliniyor. Bitti mi derseniz, hayır. Şimdi artık içimizdeki gezgini keşfetme zamanını yaşıyoruz. Yeter ki istek olsun.
Günümüzde her insanın gezgin olabilme potansiyeli var ama bu sefer de başka bir sorunu aşmak gerekiyor. Nerelere gidilecek? Çünkü kısıtlı zamanımız var. İşte bu durumda işin ustaları devreye giriyor. Onlar bize kılavuzluk yapıyor.
28.11.2005

Bugüne dek, kendinden başka kimseye benzemediği için, yazdıklarına benzeyen türlere meraklı ve gençlerin çoğunlukta bulunduğu sadık bir okur çevresi oluşturan roman anlayışı, Puslu Kıtalar Atlası ile etkileyici bir şok yarattıktan sonra Kitab-ül Hiyel ve Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri ile sürmüştü.
Amat bekleniyordu. Ne olduğu bilinmeden. İhsan Oktay Anar ne yazarsa yazsın, gene kendi hiç görünmeden ve hiçbir aracı olmaksızın okurlarına ulaşacak, onları yeni bir hayal dünyasına götürecekti. Bilinen gerçeklerle ilgisi olmayan bu hayallerin tarihe ilişkin karşılıklarını aramak yersizdi. Çünkü o güne dek bütün bildiklerimizden başka bir roman yazıyordu o.
28.11.2005

Özüne yabancılaşmış insanların oluşturduğu 'mış gibi' yaşamlar. Toplumsal bir ikiyüzlülük. Üstelik bu norm hâline gelmiş. Köşe yazarlarına ya da aydınların yazdıklarına baktığınızda bireyin yaşamında ne oluyor konusunda bir şey bulamıyorsunuz. Oysa tüm toplumsal olayların bireysel kökenleri var. İnsanlar özlerinden kopmuş. Kendilerine düşüncelerinden özlerinden çok farklı bir yaşamın içinde buluyorlar. Sigara sağlığa zararlı diyor, sigara içiyor. Çocuğunu iyi yetiştirmek için çalıştığını söylüyor ancak ona asık suratlı davranıyor. Bir insanın yaşamı için önemli olan dört faktör var: Niyet, bilgi, beceri ve eylem. Bunlardan bir tanesi bütünlüğü bozacak şekilde aksarsa ortaya 'mış' gibi yaşam çıkıyor.