Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

asliozbek Tarafından Yapılan Yorumlar

28.11.2005

Fransa'daki olaylar başını almış gitmiş, bu yazının yazıldığı gün itibariyle yakılan arabalar on binlere dayanmışken, bu ülkede ve Almanya'da devlet ve göçmen ilişkilerini irdeleyen bir kitap var elimizde. Kimlik Pazarlığı: Fransa ve Almanya'da Devlet ve Göçmen İlişkileri adlı çalışma, "Kentte şiddet, siyasi şiddet, dilde şiddet..." cümlesiyle başlıyor.
28.11.2005

"Kürt halkının oylarıyla, o halkı temsilen Büyük Millet Meclisi denen kuruma gelen ve bu temsilciliği kutsal görev sayarak yerine getirmek için karanlık güçlerin üstüne üstüne yürüme namus ve cesaretini gösteren Mehmet Sincar, 'Faili Meçhul' denerek dosyaları rafa kaldırılan binin üstünde siyasi cinayetin faili karanlık güçler tarafından, parti ve dava arkadaşı Metin Özdemir'le birlikte alçakça katledildi." Böyle diyordu 19 Eylül 1993 tarihli yazısında Mihri Belli. 4 Eylül 1993'te DEP milletvekili Mehmet Sincar'ın Batman'da DEP il yöneticilerinden Metin Özdemir'le birlikte öldürülmesini kısaca böyle özetlemişti. 90'lı yılların, faili meçhul sayılan aşikâr cinayetlerin, Susurluk'la beraber açığa çıkan bin operasyonların Türkiye'sinde yaşanmıştı bu cinayet ve 2005'lerin Türkiye'sinde olmamıza rağmen halen 'aydınlatılamadı'.
28.11.2005

Edebiyat kuramcısı Franco Moretti'nin Modern Epik adlı yapıtı, edebiyat dünyasıyla haşır neşir olan herkese kaynaklık edecek bir kitap. Yapıt, 18. yüzyıldan günümüze dek uzanan edebiyat tarihinde bir dizi sıra dışı romanı 'epik' çatısı altında ayrıntılı olarak inceliyor. Moretti tam da bu noktada modern yapıtların kendi dönemleri içinde değil de, kaynaklarını epikte bulunabileceği savıyla yola çıkıyor. Bunu yaparken metinlerin hiç ayrımsamadığımız özelliklerinin altı çizilirken, çok boyutluluklarını da göz önünde bulunduruluyor. Kullanılan eğlenceli dil sayesinde yoğun okuma sürecine tutulan bu metinlerin matrak yanları ortaya çıkarılıyor. İki bölüme ayrılan yapıtın ilk bölümde Faust ve 19. yüzyıl, 'Geçiş: Nibelunglar'ın Yüzüğü' adıyla inceleniyor. İkinci bölümse, 'Ulysses ve Yirminci Yüzyıl' olarak adlandırılmış.
Edebiyat dünyası sıra dışı romanlar, yoldan çıkmış oyunlar, tuhaf öyküler ve zaman kaçkını metinlerle doludur. Bu, zamandan ve uzamdan soyutlanmış metinler öyle bir parlaklık taşırlar ki, geçmiş dönemleri aydınlatırken geleceğe yön verirler. Bunları fark etmemek olanaksızdır. Kendilerine ait bir yerde öylece durmaktadırlar. Söz gelimi Faust böyle bir oyundur. Moby Dick, Çorak Ülke ya da Yüzyıllık Yalnızlık da. Bu eserler arasındaki ilişkiyi Moretti için modernizm bağlamının dışında tartışmak gerekir. Ulysses'i anlamak için benzer yapıtlara bakmak yerine Faust'a, Eliot'ı anlamak için Hofmannsthal ve Mallarmé yerine Wagner'e ve Whitmann'a bakmalı.
28.11.2005

Ne zaman, nasıl yazılırsa yazılsın hep ilgi odağındadır aşk. Çevrilir, çevrilir okunur aşk romanları, ezberlenir şiirleri. Hiçbir şey bulamadığımız aşk satırları bile çekicidir. Çünkü aşk hem hiçbir şeydir, hem her şeydir. Hem siyahtır, hem beyaz. Mutlak, değişmez bir tanımı yoktur. Herkesin, her anında farklıdır. Bu farklılıktandır belki aşk edebiyatındaki zenginlik. Aşk.. yaz yaz bitmez. Hele yazan, dur durak bilmeden koşturan bir gazeteci olursa, canlı canlı yayın yapan bir televizyoncu olursa. Aşkı yazan, kendini gerçekleri sunmaya adamış, zamanla yarışan, yarışırken yaşayan bir haberci olursa...
Serkan Oral, haber yarışının tam da merkezinde bir isim. Haber yarışını, yaşamının doğal temposu hâline dönüştürmeyi başarmış bir gazeteci. Bu temponun içinde 'aşk'la buluştuğunda, aşkını tüm hâlleriyle yaşamış, not etmiş ve notlarını da kadın-erkek ilişkisini sorgular düzeyde sergileme cesaretine sahip biri.
Bu cesaretin ne kadar keskin olduğunu siz de, Oral'ın Ojeli Aşk ismini verdiği yeni kitabını okuduğunuzda göreceksiniz. Öyle ki, hepimizin çok basit bulmasına karşın aslında kalem oynatmakta hep çekindiği aşk için keskin tanımlamalar ardı ardına sıralanıyor kitapta. Ve bu tanımlamaların amacının da 'kadın dilini anlamak' olduğu açıkça söyleniyor. Oral; karanlık geceleri, uykusuz saatleri, gözyaşlarını, itirafları, hesapları bir bir ortaya döküyor ve tarihin aşk örgüsüne yeni motifler katıyor. Oral, 'aşk oyunu'nun iki kahramanı için yazıyor. Erkeklere 'kadın dilini anlama kılavuzu' sunuyor Ojeli Aşk'la, kadınlara 'güzel bir hediye' veriyor.
Kitabı için daha en başta 'kadın dilini anlama kılavuzu' dese de Oral, bu kılavuzun kadın diline dair yeni soruların da temel kaynağı olacağına içten içe inanıyor aslında. İşte bu yüzden, haberci temposu ile yazdığı ve bir solukta okunacağını düşündüğü kitabında aşk, hep bir 'oyun' olarak karşımıza çıkıyor. Şiirler ve mektuplarla renklenmiş bu oyunda kadın-erkek rollerinin birbirine girişini, ayrılışı bazen de ortadan yok oluşunu çözmek yerine destansı bir dille yazılmış oyunun keyfini çıkarmak da size düşüyor. Oyunun keyfine kaptıranın, Oral'ın tanımıyla 'pozitif aşk'a doğru yelken açması için hiçbir neden kalmıyor.
Peki nedir, pozitif aşk. Kadın ve erkeğin birbirlerine verdikleri keyif kadar çektirdikleri eziyeti de hayatın 'doğal akışı'na yerleştiren Ojeli Aşk'ta, pozitif aşk kavramı durup durup perde arkasından size 'ceee' diyor. Pozitif aşkın 'ceeesi'ni anlamak ve 'treni kaçırmamak' için de, kim kime neyi, nasıl, neden dedi bunu bilmek gerekiyor. Aşka dair sorular Ojeli Aşk'ta...
28.11.2005

İlk hikâyesini 1975'te yazan Mario Levi, bu tarihten itibaren Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet Gösteri, Varlık gibi yayın organlarında da denemeler kaleme almaya başladı. İlk kitabı Jacques Brel: Bir Yalnız Adam 1986'da yayımlayan Levi, 2000 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'nü de alan İstanbul Bir Masaldı adlı romanı ve ardından gelen öykü kitapları ile adını geniş okur kitlelerine duyurmayı başardı.
Yazmaya başlamasının otuzuncu yılında, henüz kitaplaşmamış yazılarını da bir ara toplam olarak Yaz Yağmuruydu adıyla kitaplaştırdı. Kitap, Mario Levi'nin 1984-2004 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar arasında 'Kafka'nın Değişim'i Hangi Değerler Hangi Ahlâk Kuralları', 'Cante Jondo, Çok Uzaklardan, Acılı Bir Ses', 'O Darbeler Kime Karşı Yapıldı', 'Bir Kültür Mozaiğinde Türk Yahudileriyle Beş Yüz Yıl', ' Reklamlar Bizi Anlatır' gibi edebiyattan, müziğe, kültürden reklam dünyasına birçok konuda yazılmış denemeler yer alıyor.
Levi kitabındaki yazıları kronolojik olarak yayımlandığı mecralara göre ayırarak, her bölümün girişine yazıları yayımlandığı günlere dair içsel dünyasını, yazdığı gazete, derginin kısa bir tanıtımı da ekleyerek denemelerin nasıl bir ortamda yazıldığını okurla paylaşıyor. Bu yazının sonunu da kitabın sonuna bağlayarak, sonsözü kitabın son sayfasında yer alan sonsöze bırakalım: "Yirmi yılın hikâyesi de bu işte... Bundan sonra bir yirmi yıl daha olur mu artık, bilmem. Olursa da o zaman neler hissederim ve yapmak isterim hâlâ?... Kim bilir... Şimdilik durum bu... Beklentilerim var, beklediklerim ve artık beklemediklerim var... Yolun neresindeyim?... Bunu da bilmiyorum. Ama kendime, yürüdüğüm yolda, istediğim her an başka yollara da sapabileceğimi, hatta yollar da çizebileceğimi hâlâ söyleyebiliyorum ya, bu yeter. Bazı fısıltılar duyuyorum bir yerlerden... Daha iyi duymak ve anlamak için oraya gidiyorum, haberiniz olsun..."