Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar

21.12.2005

Evet ünlü hababam sınıfı yazarından bir çocuk kitabı. Yanlış duymadınız; Rıfat Ilgaz en değerli varlığımız olan çocuklarımıza da vakit ayırmış ve onlara da hitap edecek seri halinde bir sürü güzel kitaplar yazmış. Tam çocukların ilgisini çekecek basit ama akıcı cümleler seçerek renk katmış hikayelerine.
Öksüz civciv de Şehir hayatına alışmış küçük bir kız olan Güliz'in köy hayatına alışması ve köyde yaşayan hayvanları tanımasını konu etmiş Rıfat Ilgaz. Hem de tam çocukların anlayacağı dilde.
Mesela ben küçükken köyde büyüyen bir çocuk olarak şehirde satılan herşeye özenirdim, köydekileri beğenmezdim. Bu kitapta köy yumurtalarının daha kırmızı ve daha yararlı olduğunu öğrendiğimde artık tavuklarımızın yumurladıkları yumurtaların kıymetini biliyordum. Her yumurta gördüğümde aklımı bu öykü geliyor onun için.
Çocuklarımızın okurken hayata dair küçük şeyleri de öğrenip bir taraftanda eğleneceği bir kitap. Tavsiye ederim.
21.12.2005

Bence bu kitap BÜTÜN KİTAPLAR ASLINDA TEK BİR "KİTAB''IN ANLAŞILMASI İÇİN OKUNUR sözünü destekleyen bir kitap olmuş.
Rasim Özdenören 1940 Maraş doğumlu. Hukuk Fak. ve Gazetecilik enstitüsü mezunu olan Özdenören bir çok hikaye, deneme ve fikir yazılarına imza atmış ve ödüller almıştır.
Özdenören bu deneme kitabına çok güncel konurla giriş yapmış, ve deyim yerindeyse okuyucuya beyin cimnastiği yaptırarak düşünme yöntemlerimizi geliştirmeye ve bilinçaltımızı açığa çıkarmayı hedeflemiş..Örneğin domuzetini neden yemezsiniz diye sorup, cevap için bir kaç alternatif sunmuş; sonra da aslında dinimizde haram sayıldığı için yememiz gerektiğini tüm doğruların sadece Yüce Kitap'daki doğrular olabileceğini açıklamış. Yanin doğrunun a kişisinin ve b kişisinin doğrusu olamayacağını sadece ve sadece bir doğru olabileceğini savunmuş. Dinimizi daha iyi anlayabilmek yolunda düşünce egzesizleri yapmak için mükemmel bir kitap diyebilirim...
21.12.2005

Hafız Yusuf Tavaslı'nın "Vaazlarımda, hutbelerimde cemaatime anlattığım mevzu ve konularımın arasına şöyle bir çeşni olsun gayesiyle serpiştirdiğim ibret alınacak dini hikayelerden meydana gelmiştir" dediği Dini Hikayeler kitabı yediden yetmişe her haşta olan aile efradımızla paylaşıp dini duygularımızın kabaracağı, merhamet ve şefkat hislerinin gelişeği bir kitap olmuş.
Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'inde :
"Andolsun ki; peygamberlerin ve ümmetlerinin kıssalarında (hayat hikayelerinde) aklı olanlar için ibretler vardır " buyuruyor.
Kitapta da bunun için olsa gerek önce ibret alınacak hikayeler oldukça sade ve açık bir dille anlatılmış sonra da izah ve açıklama başlığı altında izahat yaplarak anlatım zenginleştirilmiş.Kısacası her evde rehber kılavuz olarak yerini alacak bir kitap olmuş.
20.12.2005

YABANCI

Hangi cennetten geldim bu cehenneme
Ki her yokluk bendedir, her acı benim
Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme
Bak! Şu devrilen hayat ağacı benim

Bir gün beni de unut her yalan gibi
Adımı sokaklara tükür kan gibi
Oysa ki yaşadıkça bir çıban gibi
İçinde sızlayacak o sancı benim

Terkedilmiş eski bir şehircesine
Sensiz yaşıyor o can verircesine
Tutuşmuş özleminle erircesine
Bir zaman sevdiğin bu yabancı benim
Ümit Yaşar Oğuzcan

Yukardaki şiirin benim için özelliği hem en sevdiğim şiir olması hem de en sevdiğim şaire ait olmasıdır. Ama diğer şiirlerine de haksızlık yapmak istemem. Mesela;

ANDIKÇA

Ne zaman seni düşünsem içim ürperir
Seninle geçen her saat, her gün gelir aklıma
Bir akşam vakti gelir bir deniz kıyısı gelir
O eşsiz hatıralar bütün gelir aklıma

Ne yapsam unutamam yaşadığımızı
Sevgindi sevgilerin en yalansızı
Şimdi nerde bir gül görsem kırmızı
Dudaklarımı uzun uzun öptüğün gelir aklıma

Bir çıban büyürcesine ortasında gecenin
Dolar yüreğime hüznü seni sevmenin
Dünyada ne benim yerim var artık ne senin
Ağlarım başucunda ölümün gelir aklıma.

Ya bu kadar duygulu bu kadar romantik bu kadar ... ya daha ne saysam ki kelimelerle anlatamam Ümit Yaşar Oğuzcan'ı. Kendimi buluyorum her dizesinde sanki...
İlk gençlik çağlarında tanıştım onunla. Seçtiği kelimelerle canalıcı şiirler yazan bir şair.

Ümit Yaşar Oğuzcan, 1926 Tarsus doğumlu. İlk kitabı olan "İnsanoğlu" İş bankasına işe girdikten sonra çıktı. Büyük oğlu Galata kulesinden atlayarak intihar ettikten sonra "Yalan Bitti" adlı şiir kitabını çıkardı. Kendi isteği ile emekli olduktan sonra tüm şiirleri Acılar denizi adlı kitabında yayınlandı. Şair 1984 yılında (daha sadece 58 yaşındayken) hep özlemini duyduğu son nefesin mutluluğuna ulaştı. Ama herkesin bildiği takdir ettiği eşsiz eserler bıraktı ardında. Faruk Nafiz Çamlıbel gibi şiirlerinde duygu özlem aşk ayrılık gibi duygulu konular hakimdi. Mutlaka okuyun derim.



20.12.2005

Han Duvarları
şairin en ünlü şiirlerinden ve bu kitabın da ismini oluşturmuş. Efsane unutulmayan şiir şöyle başlıyor:

HAN DUVARLARI
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
Ellerim takılırken rüzgarların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına,
Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar...

ve devam edip gidiyor.1898 doğumlu olan Faruk Nafiz Çamlıbel 75 yıllık hayatına 13 adet şiir kitabı sığdırmıştır. İlk kitabı ise Şarkın Sultanlarıdır. Ama onu o yapan Han duvarlı şiiri olmuştur.

Şair işte bir yolculuk esnasında bile ne fırtınalar yaşıyor içinde. Ne duygu selleri akıtıyor yüreğinden. At arabasıyla yapılan bize göre belki de basıt bir yolculuk için bile ne kadar hüzünlü, sıla özlemi dolu ve aynı zamanda çevresindeki güzelliklerin tasvirleriyle zenginleştirilmiş satırlar yazmış şair. Toros dağları ve Niğde'yi anlatmış dizelerinde. Sevgliye olan hasret ve ölüm korkusu da ayrı bir tat veriyor mısralarına ve duvarlara yapılan bir sitemle bir serzenişle şöyle bitiyor şiir :

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları...