Toplam yorum: 3.284.564
Bu ayki yorum: 6.070
E-Dergi
tgandur Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın herşeyi, alınacak her dersi ısrarla uzun uzun açıklaması zaman zaman romandan çok kişisel gelişimi kitabı okuyor izlenimi verse de kitap yine de düşündürmeyi ve bazen de tebessüm ettirmeyi başarıyor.
Çok derin deği, daha çok bir Hollywood filmi misali ve çıkarımları da çok gözünüze sokuyor bazen. Ayrıca sonunu tahmin etmek de zor değil. Yine de vaktiniz varsa düşündürme ve hoş vakit geçirtme iddialarını karşılayan bir kitap.
Psikanalizin Freud'dan sonra çok farklı noktalara geldiğini net biçimde gösteren güzel bir eser. Kavramların oldukça karmaşık olmasına rağmen kitap mümkün olduğunca sade aktarmayı başarıyor.
Psikanalize ilginiz var ise veya bazı psikanalitik fikirlere ilginiz var ama nereden başlayacağınıza karar veremiyorsanız oldukça yararlı bir kitap.
Kitabı ayrıca alanda çalışan tüm profesyonellere de, yaklaşımları psikanaliz veya psikodinamik olmasa da, öneririrm.
Yazar Jung’un fikirlerini daha anlaşılır bir biçimde sunması ile ünlü. Bu iddasını bence bu kitapta da fazlasıyla yerine getiriyor. Psikolog olmama rağmen Jung’un kitaplarındaki dili bilimsel psikolojiden de oldukça uzak olduğundan anlaşılması güç. Johnson Jung’un fikirlerini daha ulaşılabilr kılıyor.
Kitap gölge kavramının, sosyalleşme sürecinde, “istenmeyen” özelliklerin bilincin dışına atılması ile oluştuğu fikri ile başlıyor. Yazar kavramın günlük yaşamda, edebiyatta ve mitolojide örneklerini bolca verse de maalesef hiçbir yerde bilimsel bir araştırmaya atıfta bulunmuyor. Kitabın kanımca en önemli sorunu da bu: bilimsel psikolojiden oldukça uzak ve yer yer onun bulguları ile çelişen bir eser olması. Elbette, ampirik bilisel yöntemin psikolojinin ve insanı anlamanın tek yolu olması şart değil. Ancak, kitabı okurken psikolojinin bilimsel bulguları ile ilşkisi gözönünde tutulmalı ve kitabın iddialarının psikolojinin “doğruları” olarak kabul edilemeyeceği unutlmamalıdır.
Saffet Murat Tura uzunca zamandır hem bilimi hem de felsefeyi meşgül eden "nasıl oluyor da fikiksel olan beyin, öznel bir deneyim olan bilinci doğuruyor" sorusuna kanımca oldukça doyurucu bir çözüm öneriyor. Kitapta iki temel kavram (1) fenomenal dünya ve (2) ontolojik özdeşlik çerçevesinde öneriyor çözümünü. Her ne kadar bazı argümanları bana daha az sağlam gelmiş olsa da, bilinç deneyimini tamamen red etme veya fiziksele indirmeden onun hem fiziki olmayan yönünü kabul ederek hem de bunu natüralist olmayan bir argümana bağlamadan açıklamayı başarması bakımından okumaya değer bir eser.
Konusu gereği tahmin edileceği üzere yer yer zorlayam bir okuma olsa da felsefi bir metin olarak oldukça anlaşılır ve akıcı olduğunu söylemem gerek.
Psikoloji ve rüya deyince aklam hemen psikanaliz gelir. Sanki rüyalarla ilgili tek açıklama buymuş gibi bilimsel olarak rüyayı anlatan popüler bilim kitaplarına pek rastlanmaz.
Douwe Draaisma bu açığı oldukça başarılı biçimde kapatıyor. Kitapta erotik düşlerden kabuslara, körlerin nasıl düş görüdüğünden otizm tanılı kişilerin düş deneyimlerine kadar farklı pek çok konuya değiniliyor. Kitabın dili oldukça akıcı ve yazarın bilimsellik dozu da bence yerinde. Bazen anlatılanlar biraz yüzeysel geldi ama bu benim mesleğimin psikoloji olması ile ilgili büyük ihtimal.
Psikanalizin yoğun uğraşmasına rağmen düşlerin psikolojik incelemesine diğer yönelerden pek önem verilmez psikoloji literatüründe. Yazar elbette psikanalizden bahsetse de rüyaları veriler ışığında objektif ve bilimsel inceleme isteği övgüyü hak ediyor.