Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

aygn.elif Tarafından Yapılan Yorumlar

02.02.2026

Bu kitap hakkında söylenecek her söz neredeyse bir sırrı ifşa etmek gibi geliyor bana. Çünkü hikâyesi öylesine zarif ve sürükleyici ki, sayfalar su gibi akıp gitti. Fatih Gezer, kelimeleri yalnızca yan yana getirmemiş; onları duyguya, hatıraya ve insanın iç dünyasına ustalıkla dokuyarak bir bütün hâline getirmiş. Okur, farkına varmadan bu akışın içine çekiliyor ve kendini hikâyenin tam ortasında buluyor. Bitirdiğimde içimde hem bir tamamlanmışlık hissi hem de tatlı bir eksiklik kaldı. Kalemine sağlık
28.01.2026

Sınıf arkadaşı olan üç erkeğin “Kadınlar Ülkesi”ne yaptığı olağanüstü yolculuğu anlatan bu roman, ütopik bir kurguyla kadınların kurduğu bir toplumu tanıtıyor. Açıkçası benim için okuması zor ve çok keyifli bir kitap olmadı. Ancak düşünmeye sevk eden yönü oldukça güçlüydü.

Yazar, 19. yüzyıl Amerika’sında yaşamış ilk kadın hakları savunucularından biridir. Bu dönemde böyle bir ütopya kurgulaması eseri daha da anlamlı kılıyor. Kadınlar Ülkesi’nde annelik kutsal kabul edilir, toplum huzur ve düzen içinde yaşar.

Yazarın feminist kimliğine rağmen hikâyeyi bir erkeğin günlüğü üzerinden anlatmasını başarılı buldum. Bu sayede erkek bakış açısının bu farklı düzene karşı nasıl değiştiğini görmek mümkün oluyor.

Sonuç olarak, okuması zor olsa da kadınların toplumdaki yeri üzerine düşündüren, sorgulatan bir eserdi.
21.01.2026

Bilinç akışı tekniğiyle örülmüş, betimlemelerden ziyade duygu dünyasının derinliklerine odaklanan bir roman. Tüm hikaye tek bir terapi odasında geçiyor ama o oda aslında koca bir dünya... Dışlanmışlıklar, hor görülmeler, yok sayılmalar ve o bitmek bilmeyen haksızlıklar.
Dinlenilmeyen çocuklar, kulak asmayan anneler ve kayıp babalar... Yankı’yı dinlerken bir yandan da Birkan’ın hayat hikayesinin izlerini sürüyoruz. Kendi iç sesimizle yüzleşmek gibi."
14.01.2026

Saint-Malo'nun dar sokaklarında, efsanevi "Ateş Denizi" elmasını korumak için zekasıyla kusursuz oyunlar kuran Marie-Laure’un direnişine hayran kalmamak elde değil. Ama itiraf etmeliyim ki beni en çok etkileyen Werner oldu. Kitabı okurken gidip yanına oturmak, o hüzünlü yüzüne uzun uzun bakmak istiyorsunuz.
Savaşın soğuk teknik detayları arasında, telsiz sesleri ve vicdan azabı içinde yolunu bulmaya çalışan bir ruhun hikayesi bu... Karanlığın içindeki o görülmeyen ışığı keşfetmek isteyen herkes bu yolculuğa çıkmalı.