Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
arsen Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın en iyi iki kitabından biri bence bu kitap. Diğeri de Melekler ve Şeytanlar. Macera ve aksiyon adına cok güzel bir kitap ve sıkılmadan hemen iki gün bile sürmeden bitebiliyo. Özellikle tarihi eserlere ve tarihe ilgisi olanlar bu kitaptan büyük zevk alacaklar. Kitabı okuduktan sonra hemen diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz ama tavsiyem Melekler ve Şeytanlar ile başlayın.
Bukowski'yi anlayan okuyucu bence Tolstoy'un İtiraflarım kitabını da okumalı bu iki yazar aslında tamamen farklı çağlarda yaşamış olsalarda hayatlarına ve hayata bakış açılarına baktığımız zaman ne kadar da birbirlerine benzediklerinin farkına varıyoruz. Sürekli bir arayış hayatın anlamına ve hayatta ki varoluş amacımıza yönelik bir arayış ve cevap hep bulunamaz. Ama arayış süreçleri dünya edebiyatına ve bizlere muazzam eserler yaratmalarına vesile olmuştur. Kadınlar onlarsız olmuyor onlarla da olmuyor dedirten bir kitap yine. Yazarın argo dili kullanması ve cok açık ifadelerde bulunması belki okuyanı ilk başlarda biraz rahatsız edebilir ama cinsellik zaten başlı başına bir çıplaklıktır zaten. İnsanlık tarihinin değişmeyen ve ilkel kalan tek ritüelidir belkide. Kitabı okurken kesinlikle hem eğleniyorsunuz hemde kendi hayatınızla ilgili değerlendirmeler yapıyorsunuz. Bukowski sevenler için zaten bir başyapıt.
Tek kelimeyle mükemmel bir ütopya ve bilimkurgu. Kendi ütopyasını kendisi eleştiriyor ve eksiklerini çekinmeden ortaya sunuyor. Aslında insanlşığın genel eksikleri yada hastalığı. Cok zevkli bir kitap ve kesinlikle ben böyle bir dünyada acaba yaşayabilirmiydim diye düşünüyorsunuz. Tabuların ve kültürün tamamen yok olduğu bir dünya ve kendi değişik kültürlerini yarattıkları bir topluluk. Cok güzel bir kitap kesinlikle herkesin okuyup ben nerde olmak isterdim acaba diye düşünmesi gerekir.
Sadece bilim kurgu olarak bence yazardan cok fazla bir şey beklyenler beklediklerini bulamayabilirler. Ama asıl guzel olan Ursula'nın ütopya ile bilimkurguyu bir arada sunması ve gunumuzun sosyokültürel değerlerinin, kitaplarında, ufak bir makyaj ile bize sunmasıdır. Bu kitapta da aslında gunumuzdeki hiyerarşi ve ırksal ustunluk saçmalıklarına ustu kapalı da olsa değinmektedir. Kısa ve hemen okunabilen bir kitap zaten yazarın daha önceki kitaplarını okuyanlar bu kitabıda hemen okuyup bitirirler sıkılmadan.
Kaç kişi yaptığı işi seviyor ve sevmesede bu işe katlanmak sorunda kalıyor, bunun rakamsal olarak cevabı muazzam bir boyuttadır. Peki kaç kişi toplumların bel kemiği olan uluslararası kabul görmüş tabularına hayır deyip özgürlüğün ağır yalnızlığını omuzlarına alıp kendı kafasına göre bir hayat sürebiliyor? Sanırım bunun cevabı da nerdeyse yok denecek kadar azdır. Bu kitabı okuduktan sonra önce yazarın hayatını garipseyecek ancak sindirdikten sonra onu istemeseniz de kıskanacaksınız. Özgürlüğün bedeli ağırdır ve hiç de öyle hayal edildiği gibi parlak değildir. Sade ve yalın gözüktüğü kadar bir o kadar da derin anlamlar ve uzntılar içeren bir kitap bunu okurken biraz düşündüğünüzde anlayabilirsiniz.