Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
bodakedi Tarafından Yapılan Yorumlar
battığı bataklarda dalıp giden meşhur. ve yakınlık hissettiği elmas'ın kalplerinin durduğu bütün zamanlar. onca öykü kitabından sonra gelen ilk romanın yoğun olmasını bekliyordum da bu kadar nefessiz bırakacağını, durup dinlenme molası verdireceğini beklemiyordum. en klişe ifadeyle içe işliyor. meşhur'la daha ilk sayfalardan empati kurunca başımıza gelmeyen kalmıyor. çoklu anlatıcısı, külliyat bölümleriyle hem katmanlandırması hem de metni rahatlatmasıyla çok iyi kurmuş romanı özlüoğlu. travma dediğin böyle işlenir dedirtti. ıskalamayın. meşhur'la tanışın, kaynaşın derim.
ithaki modern serisinin dilimize ilk kez çevrilen romanlarından biri daha. bunca yıldır neden çevrilmediğine şaşırmamak elde değil. ençi, modern dile çevirdiği "genji'nin hikâyesi" ve hakim olduğu noh tiyatrosundan da beslenerek dönemini aşan bir roman yazmış. beslenme kaynaklarını kurguya yedirmesi hem ustaişi hem de okura verdiği edebi hazzın tarifi yok. son derece basit bir konuyu o kadar iyi örüyor ki tedirgin ediyor, ürpertiyor. bu tekinsiz büyüyü ıskalamayın derim.
"biz bu şehrin 12'den sonrasıyız. şehir söner, biz yanarız." diyenlerin dünyasına buyur ediyor okuru "pavyon öyküleri". önsöz ile tarihi kısmını, söyleşi ile içerden bilgi verdikten sonra buyur ediyor. yirmi üç kadından öyküler. benzer açılardan bakmış kadınlar. albenisi dağıldıktan, ışıkları söndükten sonra geriye kalanları damıtmışlar. "herkes hak ettiğini mi yaşar sanıyorsun?" sorusunun izinde benzer yangınların dumanı... kederli, kaybetmeye mahkum, umutsuz ve her an patlamaya hazır insanların öyküleri. "cehennemi yutmuşuz biz. korkutmaz sizin küçük alevleriniz." diyorlar. ağır işçilik yaşamak onlar için. hayatın arka kapısına göz atmak isteyenler buyursun...
düzen ve itaat şiarını benimsemiş, hep birlikte bir vücut oluşturan toplulukta yaşanan bir ölüm üzerine niemans araştırmaya koyulur. tabii ki cinayetten şüphelenir. o dışarda ivana da içerde araştırma başlar... anabaptistlerin tebliğcilerin arasında geçen roman, dini konu ediniyor. grange'ın on beşinci romanı ama ilk romanı gibi duruyor. tahmini kolay, özensiz, heyecansız, her an yarıda bırakılmaya hazır bir vasatlık.
resim sanatında aşk temasını irdeleyen kitap bir yandan resimleri analiz ederken diğer yandan aşkın yarattığı duyguları da irdeliyor. terimlerle boğmadan muhabbet eder gibi anlatarak her okura ulaşıyor ve sanat tarihini de sevdiriyor. iki kısımda aşkın üstüne frida da yer bulmuş kendisine. estetik duygusundan, resimleri okumaktan, sanat eserlerini yorumlamaktan bu kadar yoksun bir ülke için önemli kazançlardan biri uygarlığın ayak izleri serisi. keşke herkes okusa, merak edip kurcalasa...