Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
bodakedi Tarafından Yapılan Yorumlar
1940... ikinci dünya savaşı günleri... alman işgali altındaki fransa'da bir apartman üzerinden akan bir hikâye... rose ile mark'ın birbirlerine "seni kaybetmek istemiyorum ama seni korumak için seni bir daha hiç görmemeye razıyım" dedirten aşkları... sevgi dolu, sıcacık bir hikâye. aslında bildik bir konu ama tablo gibi çizimleriyle okurun kalbine girmeyi başaran, iyi hissettiren şahane çizgi roman. sevmenin basit bir seçim olmadığını ama insanın yaşadığını hissettiren yegâne şey olduğunu bilenler ıskalamasın derim.
on dört öykülük toplam, bir ilk kitap. ilk tanışma. anadolu hikâyelerini masalsı dille anlatmış kutlubay. yılkı atları, kuşlar, avlar, şifacılar, defineciler, çingeneler... geniş bir evren kurmuş. birazı geçmiş zamandan birazı da günümüzden. günümüzde geçenler diliyle öne çıkıyor ama daha kurulurken anlatıcının laf kalabalığı arasında kaybolup gidiyorlar. gerçeği masallamaya çalışırken bildik sulara girdiğinde yapay kalıyor, tıkanıp akmıyorlar. çevir demiyorlar sayfayı. hele son iki öykü o kadar demiyor ki zor bitirdim. geçmiş zaman masallarıysa nefis. "sürüye şifa ölüye mezar", "direniş çiftliği" ve "ninova'da zaman taşı" şahane öyküler. keşke tamamı öyle olsaydı.
on iki öykülük bir toplam. aile içi travmalar, toplum baskısı ve baskıyla dışlanan bireyler, ebeveynler ve kadınlar üzerine öyküler. eski usül öyküler çoğunlukla. etkiyi/vurguyu arttırmak için tekrarlı, bol süslemeli, bol tasvirli, şiirsel gibi görünen duygu yoğunluklu ağdalı bir dille uzun uzun anlatılan öyküler. beslenme kaynakları hayli zengin. mitoloji, masal, şiir, türkü, mani ve efsaneleri kullanıyor. lakin bu doluluk bana gelmedi. tasvirler, metaforlar, alıntılar, göndermeler derken oluşan yoğunluktan yoruldum, başım ağrıdı.
on üç öykülük toplam bir ilk kitap ilk tanışma. rüyalar, büyüler, fallar ve tekerlemeler ile kuşaktan kuşağa geçen söylencelerle örülmüş öyküler. çiçekler ve nağmeler de eşlik ediyor. deliliğin kıyısında olanlar da var. fantastik damara ve masallara yakın tınladığı için ayrı sevdim. "enkebit, karakorşak ve gece sesleri" ve "garaz" ne güzel öyküler öyle. "kırkyama" da dizlerine başımızı koyup ninemizden dinler gibi. "hepsi kelepir fiyatına" o kadar tanıdık ki gülümseyerek okudum. alemin tantanası ve gürültüsünden soyutlanıp kaçılası öyküler. iyi ilk kitaplardan. ıskalamayın derim.
kapağında kedi görünce alıp sahile vurdum kendimi. sert ve buyurgan tavrını sevdim. asiliğini, öfkesini, çıkarmak üzere olduğu hıncını. "sicim sertliği bir kışta yüzü pas tutmuş çiviyim" deyişini. "cılız yalnızlığıma sır yaptılar / aynalardaki kırıklığını hayalin" deyişini. "ateşinden yanacak odunları cehenneme hazırlıyorum" deyişini. "bilmem hangi zaferin yenilgisiyle başlıyorum / dörtte birini tükürdüğüm hayata" deyişini.
"öyle kinliyim
zifiriyim
sevgiliye ithaf edilen saygısız satırlarda gizliyim" diyor kevser eke.