Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
bodakedi Tarafından Yapılan Yorumlar
karikatürist ve illüstratör debbie tung, kitaplara duyduğumuz sevgiyi ve onlarsız yapamadığımız dünyayı resmetmiş. kitap kokusuna meftun, durmaksızın kitap alıp istifleyen, kitabevleriyle kütüphaneleri ikinci evi olarak gören, her boşlukta okuyan kitap aşıklarının her halini anlatıyor. evet ben de böyleyim derken güldüren, eğlendiren, keyif veren bir aşk bu ne de olsa. her bibliyofilin okuması gerekenlerden...
"biz sadece, upstate new york'taki küçük mutlu bir çiftiz" diyor catana chetwynd. karikatürleri başta sadece john için çizmiş ama internet aleminde paylaştıklarında gördüğü ilgi üzerine devamı gelmiş. böylece ilişkilerine dair karikatür dizisi kitaplaşmış. catana ve john'un saf sevgi kaynaklı gündelik ufak tefek, şaşpal anları her çiftin mutlak yaşadığı anlar. bolca anıyı çağıran, sevimli bir kitap o yüzden. güldüren, keyiflendiren, iç ısıtan bir huzur deryası gibi...
catana ve john'un ilişkilerindeki gündelik ufak tefek, şaşpal anları ikinci kitapla sürüyor. "bu kitabı okumanın yüzünüze bir gülücük kondurmasını ve hatta belki de sevdiceğinize doğru hızlıca bir 'bakış atmanızı' sağlamasını umuyoruz" diyor chetwynd. sadece sevgiliyle paylaşıldığında bir şey ifade eden her durumdan sarmaş dolaş olma bahanesi çıkarılan anlar. sevimli iki kitaplık seri. güldüren, keyiflendiren, iç ısıtan bir huzur deryası...
evrensel bir masal değil maalesef. güçlü duygular yok. görme ve öğrenme duygusu da yaratmıyor. çok kötü kurgulanmış. her bölüm sabit. biraz mona günceli, resim tasviri, resim üzerine bilgilerle taksit taksit ilerliyor roman. birbirinden bağımsız gibi olmuş bölümler. akıcılığı öldüren bir formül olmuş bu. resimlerin tarifi de o kadar başarısız ki o paragraflar okumadan geçilebilir. resmi görme isteği uyandırmadığı gibi herhangi bir his yaratmaktan da çok uzak. resim üzerinden yapılan muhabbetlerde de özel hiçbir şey yok. en çok bilinen konsantre bilgiler veriliyor. resim ve sanata biraz ilgi duyup çok az okumuş olanlar bile hepsini zaten biliyordur. dede torun ilişkisi de çok yapaylıktan kurtulamamış. sanat tarihçisi schlesser'in roman denemesi, sırf popüler olsun, çok okunsun, paylaşılsın diye kotarılmış... popüler kültür malzemesi olması için formüle edildiği çok belli. bu kadar kötü beklemiyordum ve otuz ikinci bölümün sonunda, iki yüz elli yedinci sayfada pes ettim.
kate evans, fransa'nın ingiltere'ye geçiş noktası ve aynı zamanda avrupa'daki göçmen krizinin sembollerinden biri olan calais'deki mülteci kampını anlatmış. ekim 2015 ila mart 2016 arasında şahit olduklarını resmederek kayda geçirmiş. girişteki "okuyacağınız her şey gerçekten yaşandı" cümlesi can acıtıyor. bazı anların/resimlerin üzerinde durup düşünmek can acıtıyor. bunlar hikâye değil maalesef gerçek... bir "göç diye bir şey vardır" haykırışı bu. ve umarım john mcdonnel'in öngörüsü gerçek olur: "insanların dünya üzerindeki hareketliliği, sınırların... yersiz olacağını gösterecek." şahane iş çıkarmış evans. desen yayınları da ciltli basarak keyfi katlamış. unutulmaması, üzerine kafa yorulması gereken mülteci krizine dair salt gerçekler. okuyun, okutun.