Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

İdris Küçükömer’in 1969’da ilk basımı ile şok etkisi yapan, çok eleştirilen ve halen tazeliğini koruyan, tartışılan görüşleri bu kitapta yer almış.
Yazar, “Türkiye’de sağ sol, sol da sağdır.
Türkiye’nin solcuları gericidir.
Türkiye’nin ilericileri sağ cenahta yer alan geniş İslamcı halk kitleleridir.
1960 Anayasası gerici bir anayasadır.
Yakın dönem tarihi yeniden yazılmalıdır.
Türkiye’de sivilleşmenin önündeki engeller, ilerici olduğu sanılan güçlerdir.” diyor ve Osmanlılarda kapitalist düzene neden geçilemedi? Türkiye neden batılılaşamaz? Gibi soruların cevaplarını arıyor. İsmet İnönü’nün hatıralarının bir yerinde; “Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım, içinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. –Bana bakın, dedim. Kimse işitmesin, millet düşmanınızdır.” dediğini anlatıyor ve yakın tarihi sorguluyor.
“Selam Ateşleri”, “Ay Bazen Mavidir” ve “Kolları Bağlı Doğan” adlı öykü kitaplarının bir araya getirildiği öyküler toplamı. Yazarın, öyküde mesajı slogana dönüştürmesi, siyasi söylemlerinin ağırlıkta olması, öyküleri sıkıcı bir hale getirmiş.
“Kırmızı Yel”, “Acenta Mirza”, “Ağız İçinde Dil Gibi” ve “Acı Duman” adlı öykü kitaplarının bir araya getirildiği öyküler toplamı. Kendi kuşağından birçok yazar gibi, yazarın; öyküde mesajı slogana dönüştürdüğü, siyasi söylemlerinin ağırlıkta olduğu öyküler. Bu durum öyküleri sıkıcı bir hale getirmiş.
Yazar, “Avrupa’nın pek çok düşünürü bugün Avrupa’nın yeterince Avrupalı olmadığını, dahası, Romalılıktan gelen Avrupalı hazmediciliğini hızla yitirdiğini söyleyip dururken, biz Avrupa’yı sanki sabit bir “öz” değişmez bir “coğrafya” ve bir kere üzerimize taktık mı asla çıkartamayacağımız bir tür “rütbe” şeklinde algılıyoruz.” (s. 33) diyerek, “Kendimizi aynasında seyretmekten hoşlandığımız, zaman zaman ona bakarak kendimize öfke kustuğumuz” Avrupa putu’nu ve yüz yıllardır süre gelen yalanlarını anlatıyor. Kendimizi ve Avrupa putu’nu yeniden değerlendirmek için mutlaka okunmalı.
Kitabın konusu bir yana, kurgusu ve anlatımı ile edebiyat severler için eksiksiz bir Türkçe şöleni. Yazarın dili, okuru anlatılmaz bir şölene daldırıyor. Konuya uygun anlatım tarzı, okuru mest ediyor. Yazarın ömrüne bereket, eline, diline sağlık. Aşağıdaki anlatıma hayran olmamak mümkün mü?
“Sonrası sır, sonrası dokunulmazdı.
Sonrası Âdem’e karanlık, hele beniâdem’e kapkaranlıktı.
Senin bilme sınırın şimdilik buraya kadar, daha ileri geçemezsin. Daha fazlasına güç takat yetiremezsin.” "Dokunuş" bölümünden. (s. 131)
...
“Unutma, diye başladı:
Her şey senin için yaratıldı ama dikkat et sen her şey değilsin.
Dünya boyun eğicidir ama sen zalim efendi değilsin.
Yeterli sayıyorsun kendini kendine. Oysa hiç yeterli değilsin. Muhtaçsın, ihtiyaçsız değilsin.
Her şey senin emrinde doğru, ama âmirliğe kalkışma.
Bil ki kalıcı değil geçicisin, sahip değil misafirsin. Sabit değil iğretisin.
Her ne ki var sende, ödünçtür, senin sanma.
Şımarma.” "Dünyanın Da Âdem Üzerindeki Hakkı" bölümünden. (s. 197)