Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Mufazzal Tarafından Yapılan Yorumlar

08.02.2026

Çatalca Sahili’ndeki gizemli başlangıçtan itibaren hikâye sizi öyle bir içine çekiyor ki, sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Kurgusu çok sağlam ve ters köşeleriyle okuyucuyu sürekli uyanık tutuyor. Yerli polisiye türünde taze bir soluk olmuş, kesinlikle tavsiye ederim...
28.05.2025

Erkan Göksu’nun "Türkler Nasıl Müslüman Oldu?" başlıklı çalışması, geleneksel tarihî anlatıları aşan disiplinlerarası bir yaklaşımla dikkat çekmektedir. Eser, Türklerin İslamlaşma sürecini yalnızca siyasî-askerî dinamiklerle değil, "din değiştirme" (conversion) olgusunun psiko-sosyolojik boyutlarıyla ele alarak literatüre özgün bir katkı sunar. Göksu, tarihî kaynaklar ile din psikolojisi ve sosyolojisi teorilerini sentezleme çabasında. Özellikle kimlik dönüşümü ve mahrumiyet teorisi gibi kavramsal çerçevelerin tarihî verilere uygulanması, olgunun çok katmanlı yapısını aydınlatmaktadır.

Bu çalışma, konuya disiplinlerarası derinlik kazandırmakla birlikte tarihî sosyolojinin metodolojik zorluklarını yansıtır. Göksu’nun cesur epistemolojik tavrı, Türk-İslam tarihyazımında yeni kapılar aralamış olsa da bu konudaki kapılar ardına kadar açılmamıştır.
09.04.2025

İskender Öksüz, Türk entelejansiyasının muhafazakâr son cephelerinden birini temsil eder. Kendisi, entelektüel birikimiyle olduğu kadar, iğneleyici üslubuyla da hatalarımızı birer birer yüzümüze vurur. Öksüz’ün yazarlığı, hem toplumu hem de bireyleri sorgulayan, eleştirel bir bakış açısına dayanır.

Bu kitabında, dünyanın süper güçleri olarak görülen Amerika ve Rusya’nın stratejik unsurlarını ve yöntemlerini, onların resmî raporlarıyla bizlere sunar. Yazar, bu unsurların nasıl şekillendiğini ve global dengeleri nasıl etkilediğini derinlemesine analiz eder.

Bununla da yetinmez; aynı zamanda, toplumumuzun çimentosu hâline gelen değerlere hoyratça vuran elleri de, donanımlı ve ilmî bir üslupla yazıklar.

Benim en beğendiğim kısım ise eğitim hakkındaki tespitleriydi. Diplomanın niceliği ve niteliği arasındaki denklemi kurarak, eğitimimizin nicelikte sınırları zorladığını; ancak nitelikte, zemin katlardan bizlere el salladığını dürbünüyle işaret eder.
09.04.2025

İbn Rüşd'ün bu eseri, Platon'un “Devlet”ine yazılmış bir şerh keyfiyeti taşır. Platon'un "Erdemli bir kent nasıl olur?" ve "Bu kente zıt düzenlerin özellikleri nelerdir?" gibi sorularını incelerken, bu düşünceleri daha sade ve anlaşılır bir biçimde aktarmaya çalışmıştır. Yalnız Platon'un görüşlerine bağlı kalmakla yetinmemiş, bazı noktalarda Aristoteles'in realist bakış açısına da başvurarak düşüncelerini gerçeklik zemininde temellendirmeye özen göstermiştir. Bu yaklaşım, onun felsefî yönteminin eklektik yapısını ve klasik metinleri yorumlarken kurduğu dengeyi gözler önüne serer.

İbn Rüşd'ün eseri sadece teorik bir tartışma içermemekte, aynı zamanda Arap tarihi ve özellikle Endülüs tarihinden örneklerle zenginleştirilmektedir. Bu sayede İbn Rüşd, kentlerin yalnızca soyut kavramlar olmadığını, tarihte bu kavramların somut örneklerinin bulunduğunu göstermeye çalışır. Dahası bu eserde muhalif bir tavır sergileyerek, kendi döneminin Muvahhid yönetimine de eleştirel iğnelemelerde bulunur.
07.04.2025

Bu eser, aslında Mehmet Azimli'nin 1999 yılında yazdığı "Halifeliğin Kurumsallaşması" başlıklı doktora tezinin bir uzantısı. Ancak zamanla bu ilmî çalışma, daha geniş halk kitlelerine hitap edebilmek amacıyla kitap şekline bürünmüştür.

Azimli’nin görüşüne göre hilafet kurumu, "İslam’ın emirleri ile şekillenen dinî bir kurum" olmaktan ziyade halifelerin dinî referanslar ışığında tarihte icra ettikleri, fakat sonrasındaki nesiller için bağlayıcı olmaktan uzak bir kurumdur. Bunun yanı sıra halife yalnızca bir kurumun temsilcisi olmakla kalmaz, aynı zamanda hem dinî hem de dünyevî bir liderlik sıfatını da üstlenebilirdi.

Mehmet Azimli, halifeliği yalnızca bir şahıs merkezli bakış açısıyla değil, sosyal tarih açısından da incelemeye özen göstermiştir.

Ancak kitabın en büyük eksiklerinden birisi, Mehmet Azimli'nin Dört Halife devrini yüceltirken, Emevî ve Abbasî dönemlerine yönelik eleştirilerinin fazlasıyla sert olmasıdır.