Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
karbeyaz_kitap Tarafından Yapılan Yorumlar
Napolyon Devri Fransası'nın en ünlü şair ve yazarı olan Chateaubriand ile tanışma kitabım oldu. Yazar tanıdığımız bir çok ünlü yazara ilham kaynağı olmuş ve politik ve edebi kariyerini bir arada yürüten ilk Fransız olma özelliğini taşıyormuş.
Kitap tarihi ve aşkı harika fotoğraflarla çok güzel harmanlanmış. Meşhur Endülüs'ün yönetim dönemleriyle başlıyor. Gırnata Emirliği'nin son hükümdarı Abdullah atalarının yurdundan sürülür. 20 yıl sonra kalan son İbni Sirac olan İbni Hamit intikam için ata yurduna döner. Orada İspanyol güzel Blanca'yı görür. İkisi sevdalanır. Onların kavuşması zordur. Çünkü dinlerine bağlıdırlar. Sonra bilmedikleri gerçeklerle yüzleşirler. Bir çırpıda okunacak güzel bir kitaptı. Tarih okumayı seviyorsanız şans verin.
#sanaaşkgetirdim #meralkır #okudumbitti Beş kitaplık #sancaktarserisi nin ilk dört kitabını peşe okumuş ve çok sevmiştim. Son kitaba uzun bir ara verdim kısmet olmadı nedense olsun doğru zaman bu zamanmış ve yine çok güzeldi. 5 kardeşin en büyüğü olan Mehmet Sancaktar'ın kitabıydı. Önceki dört kitapta kardeşleri her biri ana karakterken Mehmet yine baş roldeydi,çünkü o Sancaktar soyadının en güçlü kişisiydi. Her zaman işi ve ailesi kendinden önde olan yakışıklı, güçlü,korkusuz, haşin, gururlu ve disiplinli Mehmet'i tesadüf üzeri komiser Esmer'le yolları kesişir. Esmer'e yardım ederken aşk kapısını çalar ve bu kez asıl iyileşen Mehmet olur. Yine soluksuz okunan, okurken yaşanan bir @meralkir1 kitabıydı.
Asil bir ailenin oğlu olan 22 yaşında ki Şems Hikmet beyin dost meclisinde gördüğü çingene kızı Ziba'ya olan aşkını anlatıyor. Ziba'yı bulunduğu ortamdan alıp bir hanımefendi yapmak tek amacı, bu arada aşkını bir türlü itiraf edemiyor. Sonu beni üzdü. Kitabın ana teması insan ayrımcılığı idi. Yazar çok güzel tespitlere Çingene de olsa insan insandır olgusunu çok güzel aktarmış. Güzel bir okuma oldu. Her zaman söylediğim gibi bu seri mutlaka okunmalı tavsiyemdir.
Yine #jorgeluisborges in önsözüyle başlayan kitap 10 muhteşem öyküden oluşuyordu. Borges önsözünde;
Giovanni Papini, kuşkusuz ustalarından biri olan Poe gibi, fantastik öykülerinin gerçek görünmelerini istemez. Okur en başından itibaren her bir öyküde ki ortamın gerçekdışılığını duyumlar. Birbiri ardına canlandırdığı öykü kişilerinin kurmaca dünyası dışında yaşamadıklarını ileri sürerek Papini'yi eleştirebiliriz. Bu, yazarımızın iflah olmaz bir şair olduğunu, kahramanlarının farklı adlar altında kendi ben'i in birer yansıması olduğunu söylemenin bir başka yoludur. Papini'nin hiç de hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşkuluyum. Bu kitaptaki öyküler insanın melankoli ve kendi alacakaranlıkları içine kapandığı bir tarihe dayanır;ancak günümüzde sanat onlara farklı maskeler taksa da melankoli ve alacakaranlıklar son bulmuş değildir.
Her öykü farklı duygular ve düşünceler bıraktı ve muazzamdı. Bu muhteşem seçki kesinlikle tavsiyemdir.
Yazarın Afgan asıllı olması o coğrafyada doğması bence bu kitabın en önemli noktası, kız çocuklarının pul kadar değeri olmayan bir ülkeden çıkmış bir doktor, aynı zamanda yazar Nadia Hashimi kitapta olan kadınlarda bence o yüzden bu kadar güçlülerdi.
2007 yılı Afganistanın'da yaşayan beş kızı olan bir ailenin kızı Rahima, kızların yok var sayıldığı ülkede ailenin bir erkek çocuğa ihtiyacı olduğu için geleneklerine göre Bacha Posh dedikleri erkek görünümünde kadın olarak özgürlüğün tadına varıyor. Erkek olmanın, egemen olmanın, güçlü olmanın hazzını tadıyor. Okula gitmenin, sokaklarda istediği gibi oynamanın ve dolaşmanın ne büyük nimet olduğunu anlıyor. Bu özgürlükler kızlara yasaktı. Teyzesinden büyük büyük anneannesi olan ve kendi gibi Bacha Posh olan Shekiba'yı dinliyor. Onun gibi güçlü olmak istiyor. Çok dokunaklı muhteşem bir kitaptı. Mutlaka okuyun tavsiyemdir.