Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

12.04.2006

"Vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul
Sevmek nedir bunu bilen aşıklara bismillah
Bu oğullar sümeyya can analardan doğdular
Rabbi yesir dileklerden beşiklere bismillah

Ad verirken, ilk ezandan ilk duyduğun kelamda
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
Emeklerken, diz vurduğun iz vurduğun her yerde
Ayaklanıp atladığın eşiklere bismillah

Düşte gördüm kanlı başım peygamberin dizinde
Ocaklara eşiklere beşiklere bismillah

Karamürsel,
Kara üzüm gözlü mürsel
Soy oğul gündüzbey çanamlı yiğit
Bey dağımca bey oğul
Gazi battal ülkesinin kara yiğit palası
Devlet oğul, mürfet oğul, fidan oğul, toy oğul

Anam dedin, babam dedin, atam dedin bayrağa
Hem al bayrak oldun işte hem bayrakta al oğul

Bağrımdaki kurşunlarla çık peygamber katına
Ol mübarek avucun içini birer birer say oğul
Bet yüzler kem gözler hor bakarmış vatana
Biz tükenip yok olmadan olmaz böyle şey oğul

Denilmiştir,
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
Hem sütünden hem kanından hem canından
Bu sende ki huy oğul!"

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu hem edebi hem de milli olan ender şairlerden birisiydi... Bu kitabı da kafiyenin ve hecenin en güzel örnekleriyle dolu...
11.04.2006

Aytmatov'un beş kısa hikayesinden oluşan bu eserinde özellikle Kızıl Elma sıra dışı bir tat sunuyor bizlere. Elindekinin kıymetini bilme felsefesinin gayet iyi ilendiğini görüyoruz bu hikayede. Asker Çocuğu ve Oğlulla Buluşma ise II.Dünya Savaşı'nın acı dolu günlerine götürüyor bizi. Deve Gözü ve Beyaz Yağmur'da ise savaş sonrası hayata tutunabilme mücadeleri işlenmektedir.
03.04.2006

Ülkemizde de ciddi tartışmalara sebebiyet veren Dişi Kurdun Rüyaları isimli romanın ilk cümlesi ise; “Gündüz hava, dağların güneşe dönük yamaçlarında, bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldi.“ Aslında bu cümle klasik bir girizgâh olarak kabul edilebilir. Ancak romanı okuyanlar şöyle de düşünebilir. Evet, hava bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldir ama gündüz ve üstelik yalnızca dağların güneşe dönük yamaçlarında! Ancak roman kahramanları daha ziyade geceyi ve dulda yamaçları görecekler. Yani, insanlar için her daim gündüzden ve güneşe dönük olmaktan bahsedemeyiz.
03.04.2006

Yazara dünyaca meşhur bir isim olmanın kapılarını açan eseri Cemile’de ise dibace, “İşte yine o mütevazı çerçeveli tablonun karşısındayım…” cümlesiyle olmaktadır. Burada anlatıcı şahıs, yıllar evvel kendisinin çizdiği bir tablonun karşısına geçmiş ve ardından tabloda yer alan iki kişiyi uzun uzadıya anlatmıştır. Yengesi olan Cemile’nin ve onun aşığı Danyar’ın el ele tutuşarak köyü terk etmelerini resmetmiştir ve aslında hikâyenin daha başlangıcında, dikkatli okurlar için final sahnesi ortaya konmuştur.
03.04.2006

Aytmatov’un, savaşın nasıl bir toplu cinnet ve cinayet hali olduğunu ortaya koyduğu eseri Toprak Ana-Samançının Colu ise “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” cümlesiyle karşımıza çıkıyor. Zaten hikâyenin özü de bu anne ile toprak arasındaki –esasında monolog olan bir dertleşmeye dayanıyor. Acılarla dolu savaş yıllarının ardından yaşlı kadının “ölüleri anma günü” olarak nitelediği o güne yeni yıkanmış elbiseleriyle başlaması onun geleceğe umutla bakmasını, beyaz yazması gelenekçi yönünü, ağır ağır ilerlemesi ise artık yorulduğunu ve yaşlandığını işaret etmektedir.