Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar
“Bir baktım ki Rumeysa…”
Ne büyülü bir hikayedir bu böyle; hele Eşrefoğlu Rumi’nin Adı Aşk adlı şiiri ne kadar da muhteşemdi değil mi? Türkiye’deki sosyal değişimin küçük bir tezahürü vardı bu hikayede; Rumeysa olmanın bedelinin nasıl ödeneceğinin ilk ip uçları belki de… Mustafa Kutlu’yu ilk bu eseriyle tanımış ve okuyucularından birisi olmuştum. Tıpkı doksanlı yıllarda üniversite okuyan binlerce genç gibi…
Ahh! Ah! Recai Beyciğim… Seni anlayamadıkları için yazılarını kaldırdılar gazetelerden! Ama emin ol ki; bizler yani kari-i güzinlerin her daim senin fikirlerinin takipçisiyiz. Bu kitap da Recai Güllaptan Beyefendi’nin çorak Türk fikir hayatına tabiri caizse bir kıyağıdır. Bu eser mutlaka okunmalı ama büyüklüğü öyle tek okumayla, şappadanak anlaşılmaz; böyle de biline… Hamiş: Sağda solda “aslında Recai Güllaptan Ahmet Turan Alkan’mış” diye şayialar dolaşıyormuş. Ne münasebet efendiler! Kitabın kapağında resmi bile var üstadın…
Reşat Nuri Türk edebiyatında kendine has bir okur kitlesi oluşturmuş; münbit yazarlardan birisidir. Kaleminin kuvvetli olduğu da inkar edilemez bir gerçektir. Çalıkuşu, Yaprak Dökümü gibi eserleri pek bir bilinse de onun başarılı hikayecilik serüveninin şahikalarından birisi de “Acımak” tır. Babasının ölüm haberi üzerine cenazeye gidip gitmemek arasında büyük bir tereddüt yaşayan Zehra öğretmen –ki kendisi oldukça titiz ve merhametten nefret eden bir tip olarak tanınmaktadır!, babasının bu son yolculuğuna kayıtsız kalamaz ve cenazeye gider. Ancak geç kalmıştır; kendisine babasından kalan bir hatırat verilir. Ve hadiselerin hiç de kendisinin gördüğü gibi olmadığını an be an idrak ediverir. Merak ve şaşkınlık duygusunun hakim olduğu eser, okuma macerasının başındaki ilköğretim-lise öğrencileri için bire birdir.
Açıkçası kitapla ilgili sayfalar dolusu şey söylenebilir. Ama kısaca geçmek gerekirse; öncelikle takdire şayan bir çalışma; konu ile ilgilenen herkesin okuması gereken bir eser. Ülkücü hareketin 90’lardan sonra ortaya çok da sağlam edebi-referans-kültürel eserler koyamadığı tespiti hayli yerinde görünüyor. Kapak fotoğrafı da çok hoş; hafıza tazelemek ve Türkiye’nin son on-on beş yılını hatırlamak için ideal bir eser. Ancak maalesef yazarların, sosyal bilimci olarak çok da objektif olmadıklarını söylemeliyiz. Verilen örneklerde ekseriyetle yanlı bir tutum sergilenmiş. (Söz gelimi, şiddet radikalist hareketlerin özünde vardır ve sadece ülkücülere mahsus bir kavram değildir; başka gruplar da bundan münezzeh tutulmamalıdırlar. Bu arada Avrupa Kupaları sonrası yaşanan silah sıkma rezaletlerinin de neredeyse tamamen ülkücü gruplara yamanması da bir gereksizlik olarak göze çarpmakta.)
Tamer Korkmaz siyasi fıkra dalında Türkiye’nin en başarılı isimlerinden birisidir. Özellikle sinema-edebiyat ve futbolla tezyin ettiği ve kendine has bir espri dili geliştirdiği yazılarıyla Zaman Gazetesinin de en çok okunan isimlerinden birisidir. Korkmaz’ın bu kitabında onun ilgi çekici üslubu (benzetmeye dayalı örnekler- kelime oyunlarıyla süslü tenkitler) bir kez daha karşımıza çıkıyor… Ancak biz onun yeni kitaplarının çıkmasını bekliyoruz büyük bir sabırla…