Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

15.01.2006

"Ve şimdi iplik iplik bir yağmurla ansızın bir ince hüzünle başladı yine akşam
bütün kuşlar döndü yuvalarına
ya sen nerdesin Turnam?
Seninle anladım yaşamak nedir
Nedir yokluğunun yüklediği gam
bin yıllık bir yürekle sessiz sedasız
Yurdum gibi sevdim seni Turnam..."

Yavuz Bülent Bakiler'in şiirlerini " Turnaların gökyüzünü sevdiği kadar " seviyoruz. Tükçe'nin güzelliğini bulmak için Harman'a şöyle bir göz atmanız dahi yeterli olacaktır!
15.01.2006

Aytmatov’un kalemi o kadar kuvvetli ki normalde yadırgamamız gereken bir aşk hikayesini bize makul gösterebiliyor. Dolayısıyla ne Cemile’ye ne de Aliman’a kızabiliyoruz yaptıklarından ötürü… Ünlü Fransız şair Aragon’un Cemile’yi okuduktan sonra Aytmatov’u keşfetmesi ve akabinde onun eserlerini Avrupa’ya taşıması usta yazarın Sovyetler çapındaki şöhreti ve başarısını bütün Dünyaya yayma yolunda belki de en önemli adım olmuştur. Aytmatov hikayelerinde aşkları anlatırken sıra dışı bir bakış sergilemiştir. Bu Al yazmalım Selvi Boylum da İlk Öğretmende ve hatta Gün olur Asra Bedel’de böyledir. Velhasıl, Cemile keyifle okunacak, edebi yönü de kavi hoş bir eserdir.
14.01.2006

nurullah genç kendine has bir şiir modeli oluşturup, insanların şiir ezberlemekten imtina ettikleri bu yıllarda mısralarını dillere pelesenk edebilen müstesna şairlerden birisidir. Özellikle Anadolu'da çokça tutulan ve beğenilen bir şair olarak göze çarpmaktadır. Bu kitabı da onun alıştığımız tarzını bir yansıması olarak çıkıyor karşımıza. ASK ÖLÜMCÜL BiR HÜLYADIR

*kalırsam surları yıkmak isterim *
.....
rengarenk bir damla usare olup
sessizce içine akmak isterim
tuttuğun aynada birden kaybolup
yıllarca yüzüne bakmak isterim
“şehirde tükenen sihri bul ! “deme
“kuru !”de ,”çürü !”de ,sakın”kal !” deme
kalırsam ,surları yıkmak isterim



*aşk gizemli bir şarkıdır*
.....
sensiz ne varsa üstümde
dökmeliyim toprağa
istemesen de içip ırmaklarını zehrin
tırman desen , tırmanmalıyım dağa
hem canımsın , hem belalımsın , yine de
çekiminle biçareyim ,gelemem
canı beladan ,belayı candan
korumaya söz vermişim ; ölemem

almışsın ,hiç bir şey kalmamış elimde
kalbimi her defa mahzun görmüşüm
der ki hüznün tarihini yazanlar
“açma sakın ifşa kapılarını”
açarsam ,yerlere dökülürmüşüm

inşa yollarında duman tütüyor
korsanlar gülüyor fena ilinde
inkisarındayım kardelenlerin
aşk gizemli bir şarkıdır dilimde
14.01.2006

Nurullah Genç’in en güzel kitaplarından birisi de budur. Her bir şiir “gülüm”e yazılmıştır; gülümün her haline… Uyuduğu beşikten, gittiği kitapçıya kadar…

*“Unutursun“ deyişine*
Ayın arzı terkedip gökte durduğu anda
Serseri bir kursunun ayı vurduğu anda
Başını ellerinin arasına al ve dur
Istı o lahza gülüm,bu can seni unutur



* Beni reddedip gidişine*
“Ömür boyu hiç bir şey bekleme!”dedin “benden !”
ne istedin bu masum,bu yaralı bedenden
“Yan !”dedin “Kavrul !”dedin”Kül olup savrul !” dedin
içimde toprağının yandığını bilmedin......
.......
ben değil,evrenin tuzuydu reddettiğin
mevsimlerin baharı,yazıydı reddettiğin
dişleri gıcırdayan yaratıklar içinde
bir arslan yüreğinin özüydü reddettiğin
dağların damarında beslenen yiğitlerin
mızrabında Kerem’in sazıydı reddettiğin
benden ayrılmak için gemileri yakarken
Fatih’in inanılmaz hızıydı reddettiğin
mağlup mu kılacaktın Hüsn – ü Aşk’ta Galib’i
Mecnun’dan Fuzuli’nin sözüydü reddettiğin
duymadın göklerimde Davud’un nağmesini
Yakub’un o lalezar gözüydü reddettiğin
Züleyha’nın yoluna celladımı koyarken
Yusuf’un dayanılmaz yüzüydü reddettiğin
hasretin en tiryaki,en vefakar ateşi
sevginin en muhteşem közüydü reddettiğin
koklamadın Eyyub’un sabır çiçeklerini
sende su – i zan bende sızıydı reddettiğin
gitmek istediğin yer Kızıldenizse , gülüm git öyleyse , Musa’nın iziydi reddettiğin


*beni aldatısına*
aldatılan taşların bile kanar yüreği
kırılır bir geminin en muhteşem direği
yüzüne maske takar aldatılan uçurum
pıhtılasır okyanus , ölür sahil , ağlar kum
aldatılan kuşların yarılır göğsü birden
yitirdik yaramıza merhem olan ilacı
bir gülün bir aşığı aldatması ne acı…


BENİ YAKIŞINA

O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
sahile vurdu kalbim su yandı kum da yandı
bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
ölüme baş kaldıran dertli uykum da yandı


yurdumdan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi
ruhumla söndü alev sonra ruhum da yandı
kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
bülbülün küllerine konan puhum da yandı


böylesi bir yangın görmedi nemrut bile
kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı
ahımdır zannederdim en belalı kıvılcım
kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı


bir damla su ver bana ey çöl,bari sen küsme
kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı
yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
ülkem yıkıldı heyhat,ordugâhım da yandı


köleleri her akşam duman kıldı gözlerin
başıma taç ettiğim padişahım da yandı
ilk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
renklerim siyah oldu ve siyâhım da yandı


ondan başka ne varsa yandı,yandık sen ve ben
onu göreyim diye kıblegâhım da yandı...

14.01.2006

bu eserin uzun yıllardır yeni basksı yapımamaktadır. bildiğim kadarıyla Nurullah Genç romnacılığ şairlik kadar layıkıyla yapamadığını düşünüyor. çünkü sadece bu değil diğer romanları da tekrar basılmıyor...aslında bu kısmen doğru...Tutkular keder oldu kötü bir örnek; İntizar da mükemmel değil ama; İntizar gizliden gizliye bulunup okunmaya devam ediyor. Doksanların ortasından itibaren muhafazakar kodlar taşıyan bir nesil aşkı bu kitapta tattılar. Sayın Genç boşversin müşkülpesentliği ve tekrar basılmasına müsaade etsin bu eserin. Çünkü okunası bir eser ve yıllardır izlerini taşıyoruz biz... Gökyüzüne baktıkça İntizar'ı hatırlıyoruz; çünkü aynı göğe bakıyoruz...