Toplam yorum: 3.285.128
Bu ayki yorum: 6.654

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

31.10.2024

Cumhuriyetin İlk Sabahı, alanında çok iyi olan iki kişiyi bir araya getirmiş. Bir tarafta, tarihçilik konusunda bilgi birikimi, eserleri, alanındaki uzmanlığı ve haklı şöhretiyle ülkemizin en muteber kişilerinden birisi olan Prof. Dr. İlber Ortaylı var. Yanında ise çocuk edebiyatı konusunda hakikaten çok başarılı bir yazar olan Şermin Yaşar. Ortaylı’nın neredeyse her kitabını, Şermin Yaşar’ın ise pek çok kitabını okumuş bir okur olarak, üstelik tarihe ilgili bir öğretmen okur olarak bu kitap çıktığı anda ilgimi çekmişti.

Kitap aslında bir uzun hikaye. Şermin Yaşar’ın tahkiye ettiği kısımlarda, İlber Hoca araya giriyor ve ayrı bir konuşma satırıyla birlikte dönemin tarihi vakalarını anlatıyor. Adeta bir baba-kız oturmuşlar da, kızı ona yazdığı hikayeyi okurken, tarihçi baba da ona tarihi hakikati anlatıyor gibi bir hava oluşmuş.

Milli mücadele yıllarında Ankara’da yaşayan bir çocuğun babası, yıllardır süregelen, o bitmek bilmeyen savaşlardan birisine gitmiş ve geri dönememiştir.
31.10.2024

Dönemin toplumsal gerçekçiler akımının içerisinde olan ve yine dönemin yaygın romancılık çeşitlerinden birisi durumundaki köy romanları kapsamında yer alan bir roman. Ana karakter olan Dor Ali, 1960'lı yılların başında ailesiyle beraber Samsun'un Bafra ilçesinin Düzlek köyünde yaşamaktadır. Burada Düzlek köyünün bir muhayyel köy olduğunu söylemem gerekiyor.

Dönemin sosyopolitik, iktisadi pek çok vaziyetini açık bir şekilde yaşayan ve yansıtan bir roman. Dor Ali geçim sıkıntısının ve bir ölçüde ağalık düzeninin de tesiriyle Bafra'daki köyünden Samsun merkeze göç etme kararı alıyor. Zaten roman sosyal gerçekçiler ve köy romancıları örneğinde olduğu gibi köylüler, köy ağaları, göç, köy aşkları, ırgatlar, ameleler gibi genel olgu ve karakterlerin kendisine doğal olarak yer bulduğu bir roman. Köydeki aydın tipi olarak yine bir öğretmen karakteri var. Devlet ile vatandaş arasındaki ilişkilerin bir türlü istenen duruma gelemediğine dair örnekler de…
31.10.2024

Eski bir İttihatçı olan Arif Cemil, Talat Paşa’nın Almanya günlerini ve uğradığı suikastı, roman tarzına yakın bir şekilde anlatıyor.

Arif Cemil Denker bu yazıları 1930'lu yıllarda bir gazetede neşretmiş. Bir yazı dizisi olarak yayınlanmış. Yarı belgesel, bazen roman tadında ve belli bir kurgusu olan, belgelerden ziyade doğrudan anlatıma dayanan bir kitapla karşı karşıyayız.

Okuduklarımızın gerçek olması, elbette okurlarda merak duygusu uyandırıyor. Döneme ve konuya ilgi duyanlar için dikkat çekici bir eser olan Talat Paşa’nın Son Günleri’ni, GUFO Yayınevi seksenli yılların meşhur TV dizisine olan benzerliği nedeniyle Duvardaki Kan adıyla yayınlamış.
31.10.2024

400 sayfalık bir romandı. Her gün 100 sayfa okusam dört günde bitiririm diye başladım ancak iki günde bitti. Çünkü kolay okunabilen merak duygusu da olduğu için sizi içine çekebilen bir romandı. Amin Maalouf'un Doğu'dan Uzakta romanına benzettiğimi söyleyebilirim. Kıbrıs meselesi üzerine bir roman Kıbrıslı bir Rum erkek ile Türk bir kızın aşkı etrafında hikaye edilmiş.
31.10.2024

Açlık, Hasan İzettin Dinamo'nun nehir romanlarının üçüncüsü.
Sivas'ta okuyan Musa orayı beğenmeyip, şair ve yazar olma hayaliyle, yetimhanelerinde de bulunduğu İstanbul'a gelir. Ancak beklediği para gelmeyince cebindeki tek kuruşu olmadan orada kalıverir. Akabinde açlıkla boğuşacağı günler başlar. WC’lerde yatıp kalkar, bir sürü tehdide maruz kalır, büyük bir hayal kırıklığı içindedir.

Dinamo, romanın ilk yarısında bütün bu duyguları, 1928-29’un İstanbul’unun tehlikelerini, sosyal yapısını, edebiyat dünyasını, şehir hayatını vs. yine başarılı bir şekilde anlatmış. Ancak roman ikinci yarısıyla birlikte adeta bir jigolo romanına dönüyor. Normalde açlıktan kıvranan öğrenci Musa, altı-yedi farklı kadınla, bazen birkaçıyla aynı anda yatabiliyor vs. Romanın anlattığı şeylerin ağırlığı ve değeri birden bire düşüyor. Yanlış anlaşılmasın, cinselliğin yer bulmasından değil, pek inandırıcı olmamasından.