Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
HüseyinKK Tarafından Yapılan Yorumlar
Tasavvuf ile mistisizm ve bunların kurumsallaşmış hali tarikatlar ister modernist, ister muhafazakâr, ister deist, ister teist veya ateist olsun herkesin ilgi duyduğu ve merak ettiği konuların başında gelmektedir. Çünkü beden ve ruhtan, kalp ve kalıptan müteşekkil her insanın bahse konu boyutlarının doyurulmaya ve tatmin edilmeye ihtiyacı vardır. Nitekim son zamanlarda modernizmin getirdiği sıkıntı, stres, bunalım, çıkarcılık, egoizm gibi hoş olmayan durum ve rûhî bunalım karşısında beşeriyet mistik karakterli yeni oluşumlara rağbet etmektedir.
Harf Devrimi sonrasında Latin harflerinin kabul edilmesiyle Osmanlıca eserleri okuyan kişi sayısında zamanla azalmıştır. Ancak bu durum Türk kültürü, medeniyeti ve dilini öğrenmek için Osmanlıca’nın bilinmesini bir ihtiyaç haline getirmiştir. Günümüzde bu ihtiyacı karşılamak için Tarih ve Edebiyat fakültelerinde, Sosyal Bilimler Liselerinde ders olarak okutulmaktadır.
Bu kitap; “Vahiy-Akıl Işığında; Dini Doğru Anlamağı” anlatmaktadır. Bu bağlamda; Vahiy olmayınca akıl şaşkınlığa düşer, akıl olmayınca da vahiy yararsız kalır. Akılsızlar yalnız akıldan yoksun oldukları için değil, aklı kullanmadıkları için de akılsızdırlar. İnanç konusu kesinlik ister, akıl ve kalpte kuşku olamaz.
Allah, düşünüp anlamamız için bizlere ayetler indirmiştir, “niçin akıl etmiyorsunuz?” uyarısını onlarca tekrar eder. “Aklını kullanmayanlar üzerine Allah pislik yağdıracağını” belirtir. (10/100) aklı kullanmamak, pislik ve kötülük içerisinde kalmak demektir.
Zamanımızın en büyük ruhu” Albert Camus
“Bir azizin sahip olduğu türden deha sahibi bir kadın” T.S.Eliot
Dünya üstünde, çeşitli kılıklar içerisinde gördüğümüz kötülük, Allah'dan uzak oluşumuzun bir işaretidir. Lakin mesafenin kendisi aşktır ve aşka aşık olunmalıdır. Kötülüğe aşık olamayız ama Allah işte bu kötülükler arasından geçilerek sevilir
Entelektüel ve etik kapasitesinin ve sorumluluklarının bilincinde olan her düşünen insanın, ‘nereden geldik,’ ‘nereye gidiyoruz,’ ‘nasıl yaşamalıyız,’ ‘hayatın bir anlamı var mı”, gibi ‘büyük varoluşsal sorular’ının başında, ‘evreni ve içindekileri yaratan bir Tanrı var mı’ sorusu gelir. Bu mühim soru, zaten inanıp iman etmiş müminler için bile hayatlarının taklidi imandan ‘tahkiki imana’a yükselme evresinde özel bir önem arzeder.