Toplam yorum: 3.285.014
Bu ayki yorum: 6.540

E-Dergi

M Tiryaki Tarafından Yapılan Yorumlar

Türk tipi ya da alışıldık deyimle alaturka femme fatale öyküsü geliştirmenin yolu, her zaman hayatı baş kadın karaktere zehir eden öteki insanlara yüklenen anlamların toplamına bel bağlar. Yeşil Peri Gecesi'ndeki Şebnem gibi (Kapak Kızı'ndaki kimliksiz karakterimiz serinin bu devam romanında bu kez isimsizleştirilse de biz onun Şebnem olduğunu biliriz.) "pişmiş tavuktan beter" misali bir hayata mecbur olan kadınlar, alaturka femme fatale öykülerinde "öteki" karakterlerin anlamsız bir yıkım ekibiymiş gibi davrandıkları bir hayatın gecekondusudur.

Ayfer Tunç, üç farklı karakteri bir trende varlığıyla daha doğrusu pornografik fotoğraflarının getirdiği avatarıyla birbirine bağlayan Şebnem'in otopsisine girişiyor Yeşil Peri Gecesi'nde. Şebnem'i Şebnem yapan, onu sevgiye naçar derecede aç bir kız çocuğu kimliğinden alıp yıkıcı bir seks bombası haline getirirken tıpkı babasının çolak kalması gibi Şebnem'i de duygularından hem azade bırakıp sakatlıyor hem de tamamen doyurulmamış duygulardan ibaret hale getiriyor. Şebnem karakteri ne kadar havada kalmışsa, ne kadar inandırıcılıktan uzak ve özdeşleşmeye uzaksa diğer karakterler de bunun aksine net çizgilere sahip. Mutlak kötüler, asla değişmeyen erkekler, masalın mecburiyeti haline gelen beyaz atlı prens, kötü cadılar vs... Ayfer Tunç belki de Türk feminizminin zayıf noktası olan, sebepleri ortaya koymak yerine bahane üretme yolunu seçiyor. Asla kendi başına bir birey olma yolunda ilerlemeyen Şebnem'in kaçınılmaz sonu da bu ulusal aymazlığımıza yenik düşüyor. Bürokratların, yeteneksiz müzisyenlerin, ufku küçük kendi küçük iş adamlarının hüviyetlerine doğuştan yazılı zaafları konusundaki netlik, Şebnem söz konusu olduğunda afakileşiyor.

Meramını kurguda ileri atlama ve geri dönüşlerle anlatmaya çaba gösteren Ayfer Tunç, Şebnem'in çocukluk ve ilk gençlik günlerini birinci ağızdan kesintisiz paragraflarla anlatırken günümüze geldiği bölümlerde yine ilk ağızdan ama daha sisli ve kesintili anlatmayı tercih ediyor. Şık bir anlatım yolu bu. Şıklığı Şebnem'in ergenlikten çıkamamış dimağının o yıllara ait olduğu kısımda detaylara hakim olacak kadar başarılı olduğunu göstererek ve bugüne gelindiğinde Şebnem'in bir çocuk kapasitesiyle dolu olan düşünce ve duygularındaki belirsizliklere vurgu yaparak sistemlemesinde gizli. Bedeninden başka bir silahı olmayan Şebnem ve Şebnem'de vücut bulmuş binlerce kadına erkekler ve yaşlı kadınlar dünyasının bir savaş alanı olduğunu, yegane silahlarına ve cephanelerine iyi bakmaları gerektiğini öğütleyen kaotik bir dünyada roman silaha yani çekici bir bedene sahip olmayan kadınlara da belki de tek sahte olmayan karakteri olan Selda üzerinden yol gösteriyor. Silahlı kuvvet Şebnemlerin kıyametinde bedeninden başka silah da geliştirebilen, kaosa daha donanımlı adım atabilen kurtarıcı Selda oluyor. Ayfer Tunç bütün roman boyunca beyaz atlı prens gibi siste bekleyen Ali'ye kahramanlık fırsatı tanımayıp kurtarıcı rolüne "güçlü kadın" Selda'yı atayarak alkışları toplayabiliyor. Zor durumda kalan ve ölüm kalım meselesinde hayatta kalmasını bir başka kadına borçlu olan kadın kimliği üzerinden bütün roman boyunca her şeyin sebebi, her zulmün bahanesini yanlış yerlerde arayıp duran yazar nihayet son virajda direksiyon hakimiyetini geri alıp olması gerekende karar kılıyor.

Yeşil Peri Gecesi'ni kadın düzleminin dışında ele almak neredeyse imkansız ve bunu romanın bizzat kendisi istiyor. Dünya savaşları arasındaki bunalım yıllarında batıda doğan femme fatale kültürünü Türkiye'nin batılılaşma çağının sonundaki batıya açılma döneminin orta yerine koyan roman, içerdiği Şebnem karakterini "Öldüren Kadın" prototipinden daha zengin ama daha bilindik, klişe öğelerle harmanlıyor. Romanın belki de en iyi yanı, özdeşleşmeye izin vermeyip Yeşilçam'ın hatasına düşmemesi. Her kim ki bu romanı okurken Şebnem'e çok üzüldüğünü ya da ondan nefret ettiğini belirtiyorsa romanın meramından uzak kalmış demektir. Karakterle özdeşleşilemeyen her öykü, okuruna olaylar ve olgularla özdeşleşme imkanı sunar. Okur bu imkandan faydalanabilmeli zira bu tip romanlar nadiren yazılıyor.
26.12.2021

Bir serinin ilk romanı hele de 20 kitaplık bir serinin ilk romanı olmak için hayli kapsamlı bir edebiyat şöleni. İnsan bunu okuduktan sonra kimbilir Nana, Meyhane ya da Germinal gibi serinin en popüler romanları nasıldır diye hayal kuruyor. Müthiş çarpıcı bir son pasajla paralel anlatım içeren finali edebiyat tarihinin belki de en masum ve en anlamlı aşklarından birinin burjuva ahlaksızlığının karşısındaki kaçınılmaz şansını sorgulatıyor. Hele bir ilk iki romanı alıp oku, beğenirsen seriyi baştan sona okursun derken kendime, 150 sayfanın sonunda diğer romanları da sipariş vermeye başladım bile.
Amerika'da çıkan, Türk psycedelic müzik örneklerinden seçmeler içeren Love, Peace & Poetry adında bir plak var. Bu plağın 4 sayfalık kapak dizaynına Cheryl Shrode adlı eski bir go-go dansçısının fotoğrafları yerleştirilmiş. Bir plak koleksiyoneri olarak albümü dinlerken bu, dönemine göre hayli cesur ama bugün için fazla kapalı pozlara hep anlam veremediğim bir ilgi duyarım. Mesele sadece Shrode'nin güzelliği değil. Enteresan bir biçimde Shrode'nin yaşantısını da merak ettiren bir hava hakim bu fotoğraflarda. Bundan 30 yıl öncesinin kapak kızı Shrode bir plak kapağından fırlayıp kendi hayatını didiklememizi istiyor gibi.

Ayfer Tunç'un "Kapak Kızı" da erkek dergilerine poz veren Şebnem karakteri üzerinden bu pozların bir de arka metninin olduğuna dikkat çekiyor. Karşımızda yalnızca etini, kemiğini, yağını, bedenini değil bir hayatı da sunan yaban bir kızı. Yine ilginçtir, düşünmemizi istediği arka planın sahibi olan Şebnem'i bize anlatmayı başka bahara bırakıyor. '90'lı yıllarda ve 2004'te romanı ilk kez okuyan okurlar için bütün o arka plandaki fluluğun ortadan kalkması için Yeşil Peri Gecesi'nin de yazılması gerekiyor. Kapak Kızı'nda ise Şebnem'in etinin gerisindeki hayatta şöyle bir dokunup geçtiği ama dokunurken de ne kadar sağlam bir temasa neden olduğunun farkında olmadığı üç insan üzerinden "sıradan insanlar" ve "öteki insanlar" ele alınıyor. Romanda da bir yerde yüzeyselce değinilen sıradan insanların yaşamlarının sıradanlığının kanıtı oluyor Şebnem.

Roman, üç ana karakteri olmasına rağmen asıl karakterini Şebnem'de buluyor. Okurun özdeşleşmesini mümkün kılmayan Selda, Ersin ve Bünyamin'in zayıflığı ve bilerek zayıf çizilmesi kapak kızı, Ayın Kızı Şebnem'in bir karakter olarak çekicileşmesi için özel bir kurgu hesaplaması gibi. Aslında romanı biraz da sekteye uğratan bir yeknesaklığa sebep oluyor bu durum. Ana karakterler, belki Ersin hariç, o kadar yüzeysel ki Şebnem'in pozlarının onlara neden bu kadar dokunduğu bile anlaşılır hale gelemiyor. Sadece Ersin'in, Şebnem'e karşı kaçak bir aşk beslediği için doğrudan bir bağı olmasının haklı avantajı var. Bu da Ersin'in öyküsünü diğerlerinden daha sahici ve çekici kılıyor.

"Kapak Kızı" yekpare düşünüldüğünde bir ilk romanın bütün esküzlerini barındırıyor. Öte yandan üçlemenin bir parçası olarak değerlendirildiğinde çok iyi bir uzun romanın giriş bölümü olarak da görülebilir.
28.11.2021

Hacimli bir Hitler biyografisine imza atmasıyla tanıdığımız tarihçi Ian Kershaw'ın yaklaşık 600 sayfalık kitabı 20 Temmuz '44'teki Stauffenberg darbe girişiminin sonrasında savaşın bitimine kadar geçen yaklaşık bir yıllık süreçte yenilginin apaçık olduğu halde Alman idaresinin ve ordusunun neden teslim olmadığını en dipteki detaylarına varana kadar inceleyip tek cümlelik ama doğru ve geçerli bir sonuca ulaşarak ele alıyor. Adolf Hitler'in kişisel karizması, Nazi kodamanlarının makamlarından kopamayışı, ordu generallerinin askeri sadakati, halkın terörize edilmesi, Sovyet işgalcilerinin yarattığı dehşet, Müttefiklerin "koşulsuz teslim" şartına yönelik inadı gibi sebepler tek bir adamın delice bir inatla Almanya'yı perişan etmesinin tek tek sonuçları mı yoksa tüm bunların bir araya gelmesiyle yegane bir neticeye mi ulaşılıyor? Okurun merakını bir kurgu kitap okur gibi kamçılayan ve diri tutan da tam olarak bu soru.
25.11.2021

Teşekkür ederim. Yine Say Kitap'tan çıkan Casuslar Tugayı kitabını da tavsiye ederim.