Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
seybe_ispirli Tarafından Yapılan Yorumlar
Eğer bir gün engelli bir çocuğum olursa ne yaparım, diye düşündünüz mü? Bu soruyu genç yetişkinlik döneminde herkes kendine en az bir kere sormuştur. Yazarın engelli çocukları var ve onlara bir türlü anlatamadıklarını, bu kitapta anlatmış. Onlar hiçbir zaman okuyamayacak olsa da sayfa 7'de "Unutulmamanız için, engelli kartı üzerinde sadece bir fotoğraf olarak kalmamanız için." bu kitabı yazdım, diyor yazar.
Yazarın külliyatına giriş yapmak adına başlangıç kitabı olarak seçilebilir. Daha önce Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam kitabını okuyup o kadar da beğenmemiştim ama burada ele aldığı konu itibariyle beni kavradı. Anlatı türünün örneklerinden biri olduğu için sayfalar metine boğulmamış ve dili son derece akıcı. Yazar; duygu, düşünce ve anılarını çok güzel aktarıyor okuyucuya. Okurken ister istemez empati kuruyorsunuz. Bu türü okumayı sevenlere öneririm.
Bu kitap şu cümle ile başlıyor: "Hepimizin birbirimizi daha iyi anlaması dileğiyle."
Baş karakterimiz Caitlin sık sık otizm ile karıştırılan ve nörogelişimsel bir bozukluk olan asperger sendromu ile mücadele etmektedir. Bu sendrom Caitlin ve akranları arasında sık sık çatışmalara, dışlanmalara ve empati yoksunluğuna sebep olmaktadır.
Caitlin ağabeyi Devon'un silahlı bir saldırıda öldürülmesiyle hayatta onu anlayan tek kişiyi de kaybettiğini düşünmeye başlar. Babası oğlunu kaybetmenin yası ile baş etmeye çalışırken Caitlin babasına destek olmak amacıyla harekete geçer ve bir gün karşısına "sünger çekmek" deyimi çıkar. Soyut kavramları anlamada güçlük çeken Caitlin her yerde bahsi geçen süngeri arar.
Farkındalık oluşturmak ve Caitlin'in dünyasına adım atmak adına güzel bir kitaptı. Dili anlaşılır ve çabucak okunuyor, okumak isteyenler çekinmeden alabilir.
"Tahtada hâlâ taşların varken oyunu bırakamazdın." syf, 191.
Nora, peş peşe yaşadığı olumsuz durumlar karşısında çareyi yaşamına son vermekte bulur. Fakat ölüm tahmin ettiği kadar kolay değildir.
Ölümle yaşam arasında bir kütüphane var: Gece Yarısı Kütüphanesi. Gece Yarısı Kütüphanesi'nde saat hep 00.00'ı gösterir. Bu kütüphanenin rafları Nora'nın yaşayabileceği olası yaşamları içeren kitaplar ile doludur. Pişmanlık duyduğu, keşke başka türlü davransaydım dediği bütün yaşamları tek tek deneyimler; çünkü sayfa 66'da da dediği gibi "Bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır."
2020 yılında Goodreads'te yılın kitabı seçilen bu kitap yazarın anlatımı açısından çıtır çerez görünse de temelinde çok derin anlamları barındırmasının yanı sıra okurlara farklı perspektifler de sunuyor. Altı çizilecek o kadar çok cümle vardı ki mutlaka Matt Haig'e bir şans verilmeli.
"Evde bağıramadım, ağlayamadım ve çaresizliğimi dışa vuramadım çünkü annem beni duyardı." syf, 54.
Yarı Japon yarı Koreli bir adamın çaresizlik dolu sözleri bunlar... Masaji Ishikawa, ailesiyle birlikte babasının kararı üzerine Kuzey Kore'ye yerleştiğinde henüz on üç yaşındaydı. İşsizliğin, yoksulluğun, açlığın kol gezdiği bu ülkede yıllar boyunca ailesiyle beraber hayata tutunma mücadelesi verdi. Yıllar geçiyor fakat ülkenin durumu yeni yönetimle birlikte gittikçe kötüleşiyordu, tek çözüm yolunun bu ülkeden kaçış olduğuna karar vermişti Ishikawa. İşte bu kitapta onun mücadelesini ve hayata tutunma çabasını okuyorsunuz. Yaşadıklarının ağırlığını şu cümleyle özetliyor yazar, "Hiç kendi ellerinle bir kulübe inşa ettin mi? Annenin cesedini dağ yamacına taşıdın mı? Yalnızca ot yiyerek hayatta kaldın mı?" Keyifli okumalar...
"İnsanlar genelde hastalıklarının "kafalarının içinde" olduğunu duymak istemezler." syf,98.
Doktor Garry, eşi Gigi Vorgan'ın da desteğiyle yazdığı bu kitapta bize kapakta da yazdığı şekliyle sıradışı 15 vaka sunuyor. Bu vakaların hepsinde bizzat kendisi çalışmış olan Psikiyatrist Garry Small agorafobiden, su zehirlenmesine kadar ender rastlanan hastalıklara; aile içi çatışmalardan, aldatmaya kadar daha sık rastlanan sorunları ele almıştır. İçerisinde her bireyin kendinden kesitler bulabileceği bu eser büyük bir emeğin ve araştırmanın ürünü. Dili toplumun her kesiminin okuyabileceği kadar yalın ve içeriği psikiyatriye dair önyargı geliştirmiş herkesi ikna edebilecek kadar derin. Psikolojik hastalıkların utanılacak bir şey olmadığını, her psikolojik hastalığın altında aslında fizyolojik birtakım sorunların da bulunduğunu ortaya koyan bu muazzam eseri bütün psikoloji camiasına ve kendini fark etmek isteyen bütün okurlara tavsiye ediyorum.