Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Melisa Parlak

Melisa Parlak 1991 yılında İzmir'de doğdu. Yazar. Yoga ve meditasyon rehberi. Amatör fotoğrafçı. Antalya Lisesi mezunu. Lisansını Denizcilik alanında tamamladı. Yüksek lisansı yarım bıraktı. “Kefenin İçindeki” adlı öyküsü Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), PEN Norveç ve PEN Türkiye’nin desteğiyle oluşturulan genç yazarlar platformu İlkyaz’ın Kalemdaş köşesinde yer almaya hak kazandı. İlk öykü kitabı Asparagas KDY etiketiyle 2020 yılında çıktı. Yine aynı sene çıkan Tepetaklak Öyküler’de “Balkonda” isimli öyküsüyle yer aldı.

Melisa Parlak Tarafından Yapılan Yorumlar

09.12.2021

Kurmacada tuhaf ve tekinsiz olanı; sinemadan edebiyata örneklerle ele alıp, felsefe ve psikolojinin ışığında inceliyor. İnanılmaz sevdim. Dilimize kazandıranlara ayrıca teşekkürler.
Uzun ve enteresan ismiyle, ziyadesiyle merak uyandıran bu 515 sayfalık muhteşem romanı bir çırpıda okudum, tadı damağımda kaldı.

Ayfer Tunç; seyrine doyum olmayan bir dünyaya davet ettiği okurundan, film gibi akan güzel bir manzarayı asla esirgemiyor. Fakat kitabın merkezinde yer alan, denize sırtı dönük hafif kasvetli mekanımız Ruh Sağlığı Hastanesi için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Olaylar; dönüp dolaşıp yine bu hastaneye, her şeyin başladığı bu ana mekana geliyor. Burada başlayıp Türkiye’nin çok sayıda şehrine uzanan sayısız yolculuğu okuyacak olmanın başlarda (bunca kişiyi nasıl hatırlayacağım, olayları nasıl yakalayacağım kaygısıyla) biraz tedirginlik verdiğini itiraf etmeliyim. Çünkü kitabın derinlikli karakterleri sayı bakımından da alışılmışın dışında bir zenginliğe sahip. Emek yoğun kurgusu ve hiç aksamayan ritmi sayesinde, baştan sona değin hissedilen kelebek etkisi dokunuşlara sahip bu zekice ve özenle tasarlanmış evrene girdikten sonra, her şey kendi akışında ilerliyor.

Romanda adı ilk defa geçen her karakter, kalın yazı tipiyle vurgulanarak dikkatleri üzerine çekiyor. Bir karakterin hikayesi bitmeden bir diğerininki başlıyor ve olaylar tıpkı domino taşları gibi birbiri üstüne devrilerek ilerliyor. Muazzam bir temposu var, öyle sürükleyici ki bırakmak mümkün olmuyor. Karakterlerimizin neredeyse tamamı hayatın sillesinden bolca nasipleniyor. Trajikomik, şaşırtıcı, sahici, lafını sakınmayan bu kitap bağlantılı olayları ve kişileriyle okurunu kıymetli kurgusunun inceliklerine doyuruyor.

Ayfer Tunç; insanı, psikolojiyi, yaşadığımız coğrafyanın kültürünü, tarihini ve politikasını ne kadar iyi tanıdığını, özümsediğini bu özgün yapıtıyla bir kez daha ortaya koyuyor.

Beklentilerimi fazlasıyla karşılayan ve iyi ki okumuşum dediğim bu kitabın son sayfalarında bir de kendine özgü bir sözlüğü var.

“Yüzyıllık Yalnızlık”, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gibi çok karakterli ve geniş bir zamana yayılan romanları okuyup beğendiyseniz; “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi” de epey hoşunuza gidecektir diye düşünüyorum.
09.11.2021

Lale Müldür'ün kalemi kalıplara sığmaz. Hayranlıkla okudum. Çok özel, düşündürücü, kışkırtıcı ve ilham verici. Anemon'un içindeki kitaplar: Uzak Fırtına, Seriler Kitabı, Kuzey Defterleri, Buhurumeryem, "Divanü Lugat-it-Türk"
Huzur; aşkın, yaşamın, ölümün, algıların ve duyguların romanı. En çok da işitmenin. Yer yer müzik ile, şiir ile akıyor; gerçekçi diyalogları insanı derinden etkiliyor. Değişimi, gelenekseli ve çağdaşı hayatın her alanında, her detayında sorgulamayı vadediyor.

Bu roman boyunca okur, Mümtaz’ın yanı başında yaşama dair araştırmalar yapıyor farkında olmadan. Roman, geçmişe yahut belirsiz geleceğin ihtimallerine takılmaktan anı kaçıran insanı bütünüyle özetliyor. Kaygıya ve kafasında kurmaya meyilli olan Mümtaz, bir de Nuran ile yaşadığı aşk ile iyice derinleşen ve anlaşılmayı bekleyen bir karakter oluyor. Öyle ki Mümtaz’ın karakter olarak yoğunluğu bence çok ağır basıyor, kendisini çok hassas ve gerçekçi buldum. Tüm bunların yanı sıra “Huzur”da zaman; bireysel düzlemde yaşanan her şeyin ucunun topluma, dünyaya dair her detayın bireye dokunacağının bir kanıtı olarak akmaya devam ediyor.

Okurken zaman zaman dağıldığım olsa da (ki bu noktada Huzur’un Tanzimat dönemi romanlarını anımsattığını söylemeden geçemeyeceğim); hikaye, belirli dönemeçlerde beni yine merkezine çekerek doğal akışında ilerledi. Genel olarak huzursuz bir metin. Üzerine tezler ve kitaplar yazılmayı hak ettiği ortada.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ı yazdığı dilden okumanın heyecanı ve hazzı benim için tarifsiz. Bana göre kendisi kültürel bakımdan inanılmaz birikimli bir romancı olmakla birlikte, bu birikimi okurun gözüne asla sokmadığı için ayrıca takdir edilmesi gereken bir yazarımız.

Bu roman ile dönemin İstanbul’unu, bir de Mümtaz’a eşlik ederek yaşamanızı diliyorum.
16.10.2021

Korsan Çıkmazı çok ama çok özel bir metin. Nezihe Meriç çağının ötesinde bir yazar. Muhakkak okunması, anılması ve üzerinde daha sık konuşulması gereken bu romanı sevgiyle öneriyorum.