Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Melisa Parlak
Melisa Parlak
1991 yılında İzmir'de doğdu. Yazar. Yoga ve meditasyon rehberi. Amatör fotoğrafçı.
Antalya Lisesi mezunu. Lisansını Denizcilik alanında tamamladı. Yüksek lisansı yarım bıraktı. “Kefenin İçindeki” adlı öyküsü Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), PEN Norveç ve PEN Türkiye’nin desteğiyle oluşturulan genç yazarlar platformu İlkyaz’ın Kalemdaş köşesinde yer almaya hak kazandı. İlk öykü kitabı Asparagas KDY etiketiyle 2020 yılında çıktı. Yine aynı sene çıkan Tepetaklak Öyküler’de “Balkonda” isimli öyküsüyle yer aldı.
Melisa Parlak Tarafından Yapılan Yorumlar
enteresan bir kitaptı. Kampanya vesilesiyle tanıştım. Dönemin Tiflis’ine bir yolculuk...
117 sayfalık bu ödüllü öykü kitabında altı tane öykü bulunmakta. Adı kadar sıra dışı olan yalnızca iki öykü dikkatimi çekti: Kızıl ve İğneler. Diğer dört öykü de fena değildi. Yalnızca sinirleriniz kolay bozuluyorsa, ele alınan bazı hassas konulardan ötürü belki okuduğunuza pişman olabilirsiniz. Fakat yazar ne yazdığını biliyor ve okuruna edebi anlamda tat veriyor. Bu gerçeği de görmezden gelmeyelim.
Trajik Nüans, Ahmet Tulgar ile tanışma kitabım oldu. Kitaptaki öyküler farklı, genel olarak kasvetli ve puslu bir atmosferi olduğunu söyleyebilirim. İlginç bulduğum öyküler ise şu şekilde: Piyango, Kopuk Gerdanlık, Anne Gel. Yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum ve okumak istiyorum açıkçası.
Dönemin geçtiği Amerika'yı tanımak isteyenlere, kadın erkek ilişkilerine şahane diyaloglar aracılığıyla bakış sunan ve mizahi yönü kuvvetli Dorothy Parker öyküleri. Çok zekice ve her daim tazeliğini koruyan bir anlatımı var. En sevdiğim öyküler ise şunlar oldu: Büyük Sarışın, Havai Fişeklerden Önce Alacakaranlık, New York'tan Detroit'e, İşte Buradayız, Lambalı Kadın...
Çevirmeni Başak Bekişli'nin emeklerine sağlık. İkincisi de Deli Dolu kitaptan çıkan Toplu Öyküler Çıplakları Giydir'i de yakın zamanda okuyacağım.
Kapka Kassabova'dan çocukluğunu da kapsayan şahane bir anlatı daha. İlk sayfalarına çizilmiş harita, yıllar sonra yurda dönen Kapka'nın yapacağı bu dairesel yolculuğuna ışık tutarken, okuruna da daha en başından coğrafi ve kültürel bir teminat veriyor. Meraklı ve bir o kadar objektif bir metin diyebiliriz İsimsiz Sokak için. Kapka'nın çocukluğu ile şimdiki hali arasında gidip gelen bu sürükleyici kitap, Bulgaristan'ı ve geçmişini merak edenleri çetin bir döneme tanıklık etmeye çağırıyor.
İsimsiz Sokak adlı kitabında; siyasi rejimlerin, yönetimlerin, Çernobil faciasının, mübadelelerin, politikaların başta olmak üzere ulusal ve küresel çaptaki olayların insanları nasıl etkilediğini anlatıyor sözünü sakınmayan yazar. Kültürel etkileşim kitabın her sayfasında kendini belli ediyor. Uğradığı yerlerde tanıştığı insanlarla olan diyaloglarını tarafsızca ve edebi bir biçimde aktarıyor. Çoğu zaman Bulgaristan'ın sınırlarındaki metruk köylere de yolu düşüyor. Buralardan okuruna belgesel niteliğinde enteresan kesitler sunuyor.
Kaleminden Balkan ruhu aktığını söylemek hiç yanlış olmaz. Belki de anlatıları bu yüzden daha bir içten geliyor. Bulgaristan'da başlayan yaşamını Yeni Zelanda ve ardından İskoçya'da sürdüren yazar, kendisi gibi yurdundan uzak yaşayan ve hatta yurdunda bir yabancı gibi yaşayan insanların hayatlarına da bir bakış sunuyor. Kendini "dünya vatandaşı" değil de "dünyalı" bir ruh olarak tanımlayan Kassabova'nın metinleri özgün ve samimi. Tarihe, kültüre ve değişime açılan 318 sayfalık bir kapı. İlgilisine keyifli bir yolculuk olacağına inanıyorum.