İspanyol şair ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca’nın dünyayı görme biçimi gerçekten bambaşka. Salvador Dali’nin de yakın dostu olan Lorca’nın eserleri de en az Dali’ninkiler kadar sürrealist. Yoğun imgeler ve metaforlar olsa da okurken insanı yormuyor. Lorca’nın 1929 - 1930 yıllarında yazdığı yeniden okunası şiirlerden oluşan New York’ta Bir Şair bir oturuşta bitti.
Lorca’nın müziğe olan ilgisi şiirlerinin ritminde açıkça görülmekte. Kelimeler hassas, anlatım sayfadan fışkırıp dokundu dokunacak. On bölüme ayrılmış kitabın her bölümü bir yolculuğun parçasını anlatır nitelikte. Bölümlerin içinde Lorca’nın kendi çizimlerine rastlıyoruz. Bu kübist çizgiler okurunu Lorca’yı anlamaya yönelik düşüncelere sevk ediyor. Yalnızca çizimleri değil; Eden Mills Gölü’nden Çifte Şiir isimli şiirinin orijinal dilde el yazısı hali de var kitapta.
Doğa, yaşam, ölüm, gezegenler, hayvanlar, maskeler, denizciler sıklıkla geçiyor şiirlerinde. Yer yer mitolojik unsurlar da barındırıyor, Lorca’nın muazzam kültürel birikimi şiirlerinde sanatla harmanlanıyor. Kitaptaki bu sürrealist şiirlerin hikayesi olduğunu söylemeliyim. Bir de şiirselliği olan bir öyküsü var. 84. sayfadaki Aşıkları Keklikler Öldürdü öykü niteliği taşıyan bir anlatıma sahip.
Yalnızca ahenk, biçim güzelliği peşinde koşmuyor Lorca. Onun özgün kalemi ahengi peşine takmış gibi daha çok. Lorca’yı şiirleri aracılığıyla yakından tanımak isteyenlere "New York’ta Bir Şair"i tavsiye ederim. Çok özel bir kalem, kısa ömrüne sığdırdığı yapıtlarının kıymetini bilmek lazım.