Sis ve Ay Işığı, Meşa Selimoviç ile tanışma kitabım oldu. Karakterlerin savaşın içindeki mevcudiyetleri ve ruh halleri ile okunan güzel bir roman.
Anlatıcı mütemadiyen değiştiği için yakalamak bazen zor olsa da kitap, okurunu hikayeden koparmıyor. Betimlemelerini sevdim. Duyulara ve duygulara hitap ediyor. Bolca diyalog var.
Savaş zamanında bir köy, bu köyün biraz dışında bir ev, evi yolgeçen hanına dönmüş Yovan, başkalarının ne düşündüğüne aldırmadan yaşayıp giden karısı Luba ve Luba’nın pek de bilinmeyen bir geçmişte -şehirde- saklı sevgilisinin hayali etrafında dönen gerçekçi bir hikayeye tanık oluyoruz.
Belirsizliğin ve savaşın insanlar, topraklar üzerindeki yıkıcı etkisini gösteriyor. Süresiz bir bekleyiş ve bilinmeyenin beraberinde getirdiği tekinsiz, ürpertici havayı solutuyor bize. Çoktan kabullenilmiş bir huzursuzluk içinde aheste biçimde bekleyen insanları okuyoruz.
Yüzleşmeler, iç hesaplaşmalar, hiç dile gelmemişler, bir daha asla söylenemeyecekler bekliyor bizi.
Başlarda anlatıcı değişikliğini kavramak ve karakterleri ayırt etmek pek kolay olmasa da, hikaye ilerledikçe karakterler belirginleşerek daha net ve keyifli bir okuma deneyimi yaşattı.
Bir film izler gibi, gerçek bir hikayeye tanıklık eder gibi akıp gidiyor 142 sayfalık bu roman. Ben etkilendim, öneririm.