Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Melisa Parlak
Melisa Parlak
1991 yılında İzmir'de doğdu. Yazar. Yoga ve meditasyon rehberi. Amatör fotoğrafçı.
Antalya Lisesi mezunu. Lisansını Denizcilik alanında tamamladı. Yüksek lisansı yarım bıraktı. “Kefenin İçindeki” adlı öyküsü Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), PEN Norveç ve PEN Türkiye’nin desteğiyle oluşturulan genç yazarlar platformu İlkyaz’ın Kalemdaş köşesinde yer almaya hak kazandı. İlk öykü kitabı Asparagas KDY etiketiyle 2020 yılında çıktı. Yine aynı sene çıkan Tepetaklak Öyküler’de “Balkonda” isimli öyküsüyle yer aldı.
Melisa Parlak Tarafından Yapılan Yorumlar
Literatüre kazandırdığı kavramlarla ve psikolojik kuramlarla da desteklediği incelemelerinde Freud sanatçıyı ve eserini birlikte ele alarak bütüncül bir çözümleme yapmayı amaçlıyor.
Kitabın açılışı Leonardo Da Vinci’nin bir biyografisi niteliğinde ve Sigmund Freud bu eksende onun eserlerini ve çalışmalarını inceliyor. İkinci kısımda (Yazar ve Düşlem) bir hikayenin ortaya çıkışındaki çocuksu arayışa eğiliyor. İlerleyen bölümlerde çeşitli tiyatro oyunlarını, mitoloji ve masallarla harmanlayarak irdeliyor ve sembolleşmiş bazı noktaları da bizler için aydınlatan analizler ortaya çıkarıyor. Bu kitapta Shakespeare, Michelangelo, Goethe, Dostoyevski, Zweig gibi sanatçılarla buluşuyorsunuz. Çocukluğu, rüyaları, mitleri ve Freud’un zengin bakış açısını sanatçıların yapıtları üzerinden örneklerle yeni bir biçimde tanıyorsunuz.
Psikoloji ve sanatı bir arada bulabileceğiniz bu kitapta; sanatı, sanatçıyı ve adı geçen eserleri Freud’un kaleminden görme fırsatı yakalıyorsunuz.
Hans Georg Gadamer'in özellikle çalışma kaynaklı sırt ağrılarına bakış açısı tedavilerin niteliğine yeni bir boyut kazandıracak türden. Nörolojiye olan ilgim vesilesiyle okudum. Hans Georg Gadamer'in diğer eserlerine de bakacağım.
Öyküler karakterlerin yaşamlarından kesitlerle farklı bir okuma hazzı sunuyor. Her öykünün geçmişi de var geleceği de. Fakat biz okurken sadece kendi zamanımızda o beş on sayfalık sürece eşlik ediyoruz. Tomris Uyar öyküleri içine değil yanına alıyor beni. Yaşananlara tanıklık ediyorum, öyküleri her zaman çarpmasa da dokunuyor, seviyorum. Bu kitaptaki en beğendiğim öyküler Yaz Suyu, Dizboyu Papatyalar, Ömür Biter Yol Biter, Aykırı Dal Üstüne. Bir sonraki kitap: Yürekte Bukağı olacak.
Kitabın ilk kısmında psikanalizin amacını ve elbette öncesinde onun da detaylı ve anlaşılabilir bir değerlendirmesini sunuyor Erich Fromm. Bir sonraki kısımda ise Zen Budizmin psikanalizle bağlayacağı kadar genel bir kısmını inceleyerek amacını aktarıyor yine. Son aşamada Psikanaliz ve Zen Budizmin amaçlarını keyifli ve sade anlatımıyla tek bir yolda buluşturup toparlıyor. Sorular soruyor, yanıtlıyor, başka psikiyatr ve filozofların da tespit ve araştırmalarını dahil ederek bu kavramlar arası çalışmayı ortaya koyuyor. Okuruna Zen’e tutulacak ışığın psikanalizi de aydınlatacağı yönünde mütevazi bir arayış sunuyor.
Kitabı psikolog bir dostumun tavsiyesiyle okudum. Net, yalın ve çarpıcı bulduğumu en başta söylemem yanlış olmaz. Bazı kurgu isimler literatürden çağrışımlar yapsa da en belirgin olanı yazmadan geçemeyeceğim: Kahramanımız Deborah Blau aracılığı ile “şizofreni” terimini literatüre kazandıran İsviçreli psikiyatr Eugen Bleuler’a saygılar ve selamların güzelce iletildiğini görmekten keyif alıyoruz elbette.
Deborah’nın kendiyle ve diğer insanlarla iletişimini gözlemledim sayfalar boyunca. İçinde kopan fırtınalara şahit oldum. Hem her şeyi onun gözünden gördüm, hem de dünyanın gözünden onu. Bu bakışı yaşatabilmek her yazarın harcı değil. Herhangi bir öğüt verme çabasına girmeden, birini yerip diğerini yüceltmeden, olanı olduğu gibi ve olması gereken yerde aktarmış. Başlarda soğuk, nemli, kasvetli ve karanlık bir ortamdaymışım gibi hissettiren sayfalar belki de çalıntı sigaraların cızırtılarıyla ve tüm sadeliğiyle gelen ışıkla bendeki yerini umuda bıraktı.