Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

bilgikolik Tarafından Yapılan Yorumlar

03.03.2007

Yılmaz Karakoyunlu’nun bu son romanını koyu bir hüznün lezzetiyle okuyacaksınız. Karakoyunlu, bu defa Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ve o yılların önemli kişilerinin hayatlarına ışık tutuyor. Her gün can alan verem hastalığının, bitimsiz savaşların, yoksulluk ve yoksunluğun dehşetini içimize salarken, Çakırbeyli Adnan’ın, Üsküplü Yahya Kemal’in, Selanikli Celile ile oğlu Nâzım’ın, Berin’in, Ayhan’ın, Piraye’nin öykülerini olanca açıklığıyla dile getiriyor. Özel yaşamların henüz kamuya mal olmadığı zamanların siyasetle sarmalanmış büyük aşklarıyla gözlerimizi kamaştırıyor.
03.03.2007

Dünyanın çehresini değiştirecek inançların yolları kesişiyor. Haçlı Seferleri dönemi... Tarih yazan hükümdarlar ordularının başında ülkelerinden altı aylık mesafede kıyasıya savaşıyor. Anadolu toprakları, Selçukluların yanında onlarca küçük prenslik ve krallığın çekişmesine sahne oluyor. Her ırktan ve kavimden insan akıyor bölgeye. Doğu’nun teknolojiden bilime pek çok alanda Batı’nın ilerisinde olduğu yıllar. Fransız soylusu Francis ve oğullarının gözünden görüyoruz bu dünyayı.
03.03.2007

Moğollar arasındaki iktidar mücadelesinin, entrikaların ortasına düşer Karacakızlılar; onlar Türkmen boylarının en asi, en hükmedilemezi sayılan, tamamı genç kızlardan ve erkeklerden oluşan, Babai dedelerinin himayesinde, savaş kalıntıları arasından bulunup kurtarılmış bir “bulunmuş çocuklar” cemaatidir. İşte Anadolu hâkimi Moğollar bu oyunbozan Karacakızlıları cezalandırmaya karar verip bir “Yargu” (mahkeme) kurarlar. Başına da Cengiz Han’ın kanun kitabını emanet ettiği, evlatlığı, yine, “Bulunmuş Çocuk” lakaplı Şigi Kutuku’yu çağırırlar. Yargu, galibiyetlerine özlem duyduğumuz mağlupların hikâyesidir...
02.03.2007

Selim İleri, İstanbul’u belleklerimizde her dem canlı tutan herkesin ve her şeyin kitabını yazdı. Artık mazide kalan, geri dönüşü imkânsız güzellikleri önümüze koyuyor. Ve böylelikle bellekleri tazelerken yeniden öğretiyor.
02.03.2007

“İstanbul’un eskiden renkleri vardı” diyor Selim İleri. Ve bu renklerin peşine düşüyor yeniden. Unutmadığı, unutamadığı ve asla unutmayacağı bir kenti dillendiriyor. Beyoğlu’nda vitrin gezen, tiyatro perdelerinin vişneçürüğünde hayaller kuran, kendini Moda’da sakin, Boğaz’da çırpıntılı denizin gelgitine bırakan, bostandan kıvırcık salata toplayan, Çamlıca’dan İstanbul’un siluetine hâkim olan, Cihangir’in karanlık ama albenili yüzünde yenilenen, badem ezmesi, şekerleme ya da acı bir kahve tadında bir kitap "İstanbul Seni Unutmadım". Selim İleri’nin kaleminden... Onun bütün İstanbul kitapları gibi geçmişten beslenen sıcak ve duru bir kitap.