Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

bilgikolik Tarafından Yapılan Yorumlar

08.02.2007

"Yakınname"de, Yaşin Türkiye’nin dört bir yanını anlatıyor. Ve oralardan bir ses, bir nefes getiriyor. Gittiği yörenin lezzetleri, o yöre hakkında daha önce yazılmış olanlar, karşısına çıkan çarpıklıklar, sorunlar, yokluklar, hepsi yazılarında yer buluyor. Gittiği yerlerin kıyısında kalmıyor, içine giriyor, onlarla yaşıyor, o doğayı dolu dolu içine çekiyor, okura da yaşatıyor. Kısaca, Türkiye’yi baştan başa kat etmek için bulunmaz bir fırsat bekliyor sizi. "Yakınname" Yaşin’in sıcak ve derin üslubuyla büyük bir yolculukta size rehberlik etmeyi bekliyor. Çünkü kalınacak, bir şeyler yenilecek yerler, telefon numaraları, gerekli bilgiler de es geçilmemiş
08.02.2007

Saltanattan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten çokpartili yaşama geçiş dönemine, oradan da çokpartili yaşamın sancılı yıllarına gidiyoruz. Bize bir aile rehberlik ediyor. Ve o ailenin dramı…

Kurtul Altuğ, kendi ailesinden ve gazetecilik anılarından yola çıkarak Türkiye’nin tarihini bir kez daha ele alıyor. Osmanlı İmparatorluğu yerini Türkiye Cumhuriyeti’ne terk ederken neler yaşandı, nasıl başarılar elde edildi, sonra bu başarılar nasıl başarısızlığa sürüklendi, Cumhuriyet’i hedef alan tehlikeler nelerdir, bu tehlikelerin arkasında kimler var gibi soruları odak alan "Bir Numaralı Tanık", yazarın sadece kendi bilgilerine dayandırmadığı, o dönemi yaşayan ve yazan birçok kişinin fikirlerine de yer verdiği kapsamlı bir çalışma. Yılların gazetecisi Altuğ, özellikle 27 Mayıs İhtilali üzerinde durmuş, çünkü yazar Yassıada duruşmalarında bir numaralı tanık olarak dinlenmiş. O dönemi yakından tanımış biri olarak, günümüzden geçmişe bakmanın gerekliliğine inanmış ve ortaya bu anı kitabı çıkmış. "Bir Numaralı Tanık"ı bir hafıza tazeleme olarak algılamak mümkün, ya da Türkiye’yle ilgili kritik sorulara cevap bulmak için önemli bir girişim…
08.02.2007

Emin Çölaşan’ın ilk baskısı 2000 yılında yapılan söyleşi kitabı yeniden okurlarıyla buluşuyor. “Unutulmayan Söyleşiler, Tarihe Düşülen Notlar” Çölaşan’ın “Hürriyet” ve “Milliyet” gazetelerinde 1984-1989 yılları arasında yaptığı röportajlardan oluşturduğu bir kitap. Elbette ünlü gazeteci röportajların bugün hâlâ değeri olanlarını kitap haline getirmeyi uygun görmüş. Yakın ve uzak geçmişimizden, hatta magazinden bir kesitin sunulduğu “Unutulmayan Söyleşiler”de kimler yok ki... Kocatepe muhribini batıran pilot da konuşuyor bu söyleşiler de... Fatin Rüştü Zorlu’nun metresi de... Öztürk Serengil’in de sesini duymak mümkün, Aziz Nesin’in de... Zeki Müren de itiraflarda bulunuyor, Ermeni meselesiyle ilgili kişiler de...
08.02.2007

Arif Keskiner (Çiçek Arif), büyük bir ilgiyle okunan ve keyifle tartışılan anılarını anlatmaya devam ediyor. Bu kez de zamanlar, mekânlar ve insanlar yan yana, iç içe, birlikte. Yine, her öyküsünde kâh gülümsetiyor okuru, kâh buruk bir tat bırakıyor damakta, bazen de bir öfke ve isyan rüzgârı satırlarında.
Keskiner, üçüncü kitabı "Elbette Çiçek"e Rusya’dan başlıyor. Evliliği bile baştan sonra renkli bir serüven. Sonra "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminin çekim ve ödül öyküleri. 12 Eylül Darbesi’nin açtığı, sarılması güç yaralar. Yeni kaybettiğimiz ünlü gazeteci Halit Çapın’ın kendini anlattığı ve Engin Cezzar tarafından oynanan, "Bay Alkolü Takdimimdir"in maceraları ve Arif Keskiner’in yaşamının olmazsa olmazlarından dünü, bugünüyle Bodrum. Kadir İnanır, Türkan Şoray, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Duygu Asena, ya da Erkan Mumcu, Mesut Yılmaz, Ahmet Priştina gibi yüzlerce ismin de yer aldığı yeni bir anılar denizi "Elbette Çiçek".

Arif Keskiner



Çiçek Arif olarak da bilinen Arif Keskiner, 1938’de Adana’nın Osmaniye ilçesinde (şimdi il) doğdu. Bulaşıkçılıktan senaristliğe, spor yazarlığından prodüktörlüğe kadar pek çok alanda iş yaptı. Herkesin "Çiçek Bar" ya da "Arif’in Yeri" dediği Sinema Sevenler Derneği Lokali’ni işletiyor.




08.02.2007

Everest Günlüğü", kitabın girişinde “Bu kitabı yazarak Everest’i hayatımdan silebileceğimi düşündüm” itirafında bulunan Krakauer için aynı zamanda bir gönül borcu. Fırtınada kaybolanlar için daha fazlası yapılamayacak olsa da bir “vicdan azabı”.

Neden insanlar Everest’e tırmanmaya çalışıyor? Neden insanlar sevdiklerinden uzakta hayatlarını riske atıyorlar, onca zorluğa, soğuğa ve rüzgâra katlanıyorlar? Neden? Everest’in büyüsü ne?
Tutku, heyecan, gerilim ve ve doğaya karşı verilmiş insanüstü bir savaş.