Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ş. ÇD Tarafından Yapılan Yorumlar
Matt Haig, kendi depresyon ve anksiyete deneyimlerinden yola çıkarak, psikolojik sağlamlığı ve dolayısıyla iç huzuru artırmaya yönelik kendi yaşantılarını , duygularını ve çeşitli alıntılar, hatta yemek tarifleri de içeren bir rehber kitap hazırlamış.
Faydalı mıdır? Kişisel gelişim ve farkındalık kitapları okumayı seven, bu kitaplarla ilham bulanlar için evet. Baş ucuna koyup ihtiyaç duydukça okumalık bir kitap.
Çatılar hangi hikayeleri saklıyor altında derler ya; 4 çatı ve herkesin hikayesi ayrı. Hangisinin derdi daha büyük, hangisi daha haklı bilemedim. Fakat her derdin başlangıcı çocukluğa çıktı, hepsi haklıydı.
Şermin Yaşar başka bir kitabında şöyle yazmıştı : "Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, çorap giydiğinde o yara çoraba yapışır, çorabı çıkarttığında kabuk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabıyı çorapsız giyemezsin, çorapla giysen yine yapışır. Aile yaraları biraz böyledir. Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder."
Herkesin var bir yarası, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Sadece bazıları gizliyor, biz de güllük gülistanlık sanıyoruz her şeyi. Hele ki şimdi sosyal medya devrinde. Peki taş kalpli, aksi insanlar için hiç “Vardır bir hikayesi.” dediğiniz oldu mu mesela? Roman bir baba, üç oğlu ve eşlerinin ağzından aynı hikayenin farklı bakış açılarını sunuyor. Oldukça keyifli ve gerçekçi.
Kitabı okumaya başladığımda yarıda bırakma ikilemini çok yaşadım. Bunun nedeni çok fazla denizcilik terimi olmasıydı. İlk zamanlar açıp tek tek anlamlarına bakmaya çalışıyordum. Ama kitapta az daha ilerlediğimde de" iyi ki devam etmişim" dedim. Kitabın son sayfasında denizcilik terimleri ile ilgili bir sözlük olsa fena olmazdı sanki.
"Nitekim deniz de bağrına atılan taşı unutur ama o taş yine oradadır ve oradan bir daha çıkmaz." s.159
Orhan Pamuk’un en çok dile çevrilen, en çok satan, en çok ödül alan kitabı ve edebiyatımızın en iyi postmodern örneklerinden biri.
Kitabın sonundaki Orhan Pamuk un son sözü çok hoşuma gitti. Kitabı okurken 6 sene araştırılarak yazıldığını anlayabiliyoruz. Öyle detaylar var ki gerçekten nakkaşhanede yetişen biri yazmış gibi.
Sözün özü çok iyi bir kitap bence. Sadece kafanızın dinç olduğu bir dönemde okumanızı tavsiye ederim.
"Ölüler aleminde gövdesiz bir ruh nasıl gerçek bir mutluluk sebebiyse yaşayanlar arasında da en büyük mutluluğun ruhsuz bir gövde olacağını ne yazık ki kimse ölmeden anlayamıyor."
Martin Eden, Jack London' un hayatının bir bölümünün;kendi deyimiyle yük hayvanı olduğu dönemlerinin romana kurgulanmış hali , bu nedenle yarı otobiyografik diyebiliriz. Okumadan önce yazarın biyografisini okumanızı tavsiye ederim. Keşke ben de öyle yapsaydım : )
Çok kaliteli ve etkileyici. Geç kaldığım kitaplardan, siz geç kalmayın!