Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Fahriye Gül Olur Tarafından Yapılan Yorumlar
İlk başta sayfa sayısından gözüm korkmuş olsa da kitabın diyaloglardan oluşması ve sade,basit bir dil kullanılması rahat bir şekilde okumamı sağladı.Kitabın diyaloglardan oluşmasının bir sebebi de,Sokrates'in ünlü Maiotik Yöntem'i.Yazarı Platon olsa da, asıl ön plana çıkan Sokrates'in ve mecliste bulunan diğer filozofların tartışmaları.Adalet üzerine konuşmakla başlıyorlar; adalet nedir,adaletli insan mı yoksa adaletsiz insan mı mutludur? Bu sorulara direkt yanıt bulamayacaklarını fark edince Sokrates ortaya bir fikir atıyor, bireyde adaletin bulunmasının zor olduğunu ve bu yüzden iyi kurulmuş bir devlette adaleti yakalayıp bunu bireye uyarlamanın mümkün olabileceğini söylüyor.İdeal devleti inceleyebilmek için de onu aşama aşama oluşturmaya başlıyor.
İnsanlığımı Yitirirken ve Oba Yozo, Osamu Dazai, Şuci Tsuşima arasındaki ilişki hala çözülmemiş bir gizem. Bir yandan da romanı ilgi çekici yapan unsur da bu.
"Şizuko'nun dairesinin önündeki kablolara takılan uçurtma gibi hem Yozo hem de roman anlaşılmanın dehşeti ve arzusu arasında, itiraf etme ihtiyacı ve karşı konulamaz bir yalan söyleme güdüsü arasında sıkışmış hålde bükülüp kıvranıyor."
Kitabı okumaya ilk başladığımda hissettiğim duygu şaşkınlıktı. Kurgu da olsa "Böyle düşünen de mi varmış, böyle mi hissediyormuş" dedim sürekli. Kitabın oldukça karamsar bir havada ilerlemesine rağmen, Yozo'nun düşüncelerini ve daha ilerisinde ne olacağını öğrenme merakı kitabı okumaya devam etmemi sağladı. Kahramanın -ve belki de yazarın- bu yoğunluğunu farklı bir yere yönlendirebilmiş olsa nasıl çok daha başka bir yaşam okuyabileceğim düşüncesi de kitap boyunca beni bırakmadı.
Sait Faik'in bu kitabındaki öyküler çoğunlukla başka yerlerde karşıma çıkan ve önceden okuduğum öykülerdi. Tüm kitaba hakim olan o martı sesleri, deniz kokusu ve ada manzarası huzur vericiydi.
❝Gökyüzünde yıldızlar var, sayısız. Kimisi kayıp gidiyor. Kimisi ne zamandır bakıyor kim bilir?.. ❞
❝Denizin dibine, iki yüz metreden sonra, yedi rengin yalnız moru girer. Orada hiç bitmeyen lacivert bir gece vardır. Bu gecenin içindeki canlıların ışıkları kendiliklerindendir; yıldızlar gibi.❞
27.02.24
İvan İlyiç'in Ölümü, adından da anlaşılacağı gibi nasıl biteceğiyle ilgili hiçbir şüpheye yer vermiyor. Bunun yerine İvan İlyiç adındaki, her yerde karşılaşabileceğimiz 'sıradan bir adamın sıradan ölümüne kadar olanları, hem kendi gözünden, hem de çevresindekilerin bakış açısından tasvirini' okuyoruz. Benim için yavaş ama bol düşünmeli bir okuma oldu. Kelimelerin ardında yatan anlamlar bu düşünme süreciyle derinlik kazandı. Bir bakıma öz eleştiri yapmamı da sağladı. Sonuçta ben de "tüm varlığımla biliyorum bunu. Ne var ki buna bir türlü alışamadığım gibi, bu gerçeği anlayamıyordum da."
Ölüm üzerine, her gün şahit olduğumuz bu olayı bir gün bizim de yaşayacağımızın idraki üzerine; ölen bir adamın penceresinden, neredeyse yaşamış kadar olduğum ve Tolstoy'u bu konuda takdir ettiğim bir romandı.
❝Şimdi buradayım, az sonra da orada olacağım. İyi de orası neresi?❞
❝Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?..❞
Kürk Mantolu Madonna, sürekli ismini duyduğum ve internette gördüğüm bir roman. Gereksiz popülerleştiğini düşündüğüm için içimden okumak da gelmiyordu. Ama edebiyat öğretmenimin bir paragrafı okuduktan sonra "Bu tam olarak Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi'yi anlatıyor." demesiyle o hafta gidip kitabı almam bir oldu.
Roman betimlemeleri, tahlilleri ve anlatımıyla gerçekten güzeldi. Ama hala fazla abartıldığını düşünüyorum. Genel olarak karamsar bir havası vardı, adamla kadının birlikte ve mutlu oldukları anlarda bile hüzün sayfalara hakimdi.
Raif Efendi'yi anlatıcının gözünden tanımaya çalışmak, onun yavaş yavaş açıldığını görmek ve en büyük sırrını onun ağzından mektupla okumak çok güzeldi.
《Rikkat: Merhamet
《İnfial: Kırgınlık
《İnkisar: Düş kırıklığı
19.02.2024