Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

sasol Tarafından Yapılan Yorumlar

21.12.2006

Roman kısaca şöyle anlatılabilir; Rus prensi Mişkin bir sara hastasıdır ve saflığı o derece fazladır ki çevresinde budala olarak tanımlanır. Hastalığı süresinde İsviçre’de bir hastanede üç yıl tedavi görür ve Rusya’ya döner. Bu sürede kendi ailesinden bir birey olan Ganya ile tanışır ve bu vesile ile hayatının aşkı Nastasya’yı tanır. Fakat Nastasya onun evlilik teklifini kabul etmeyip Rogo Jin isimli bir gençle evlenir. Bir süre sonra Prens Mişkin de Nastasya’yı sevdiği halde onu kalbine gömmeyi göze alır ve bir başkasıyla nişanlanır. Bu da Aglea’dır. Hala Nastasya’ya aşık olan Mişkin bir yolunu bulur ve Nastasya’yı evlenmeye ikna eder ama evlenemezler. Çünkü bu sırada gelen Rogo Jin Nastasya’yı alır ve gider. Anlatımı güzel bir kitap.
17.12.2006

Yazarın 2003 yılı Irak Savaşı sırasında Milliyet, Aktüel ve Gazetem.net’teki yazdığı makalelerin topladığı kitabı. Kim böyle bir konuya duyarsız kalabilir, yüreği sızlamadan bakabilir ki! Özellikle kitapta insana şok etkisi yapan ağlayarak okuduğum ‘önce leylekleri vurdular’ makalesi.

Ama yazar Can Dündar’a bazı konularda katılmıyorum. Kitaptaki şu sözlerden dolayı…

-…Bush doktrini, ABD'nin yeni global rolünün tetikçiliğini AKP'ye yaptırıyor…

-…"At pazarlığı yapan bir hükümet", "baskı karşısında gerileyen bir millet", "iradesini parayla satan bir Meclis" …

-Az sonra dünya ajansları, savaşa girecek bir ülkenin meclisinden ilk konuşmaları geçiyor:
"Gene beni karşıladı gül ilen
Benim sadık yarim kara topraktır".
"Vekil" böyle de "millet" nasıl dersiniz?
Savaşın patladığı gece herkes ekrana yapışmış durumdaydı.
Ne için?
Beşiktaş-Lazio maçını izlemek için...

-…İnsanı çileden çıkaran bu umursamazlık... Duyarsızlık... Adamsendecilik... bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık... Bal tutan parmağını yalarcılık... savaşa bende karşıyım ama-adam nasıl olsa vuracak bari bizde nasiplenelimcilik... Stratejik açıdan Türkiye bu savaşın dışında kalmamalıcılık, eh madem başladı artık bari çabucak olup bitsinde işimize bakalımcılık,
işte çok bilmiş yorumcular, sivil savaşçılar, pasif alkışçılar, milliyetçi Amerikancılar, hırslı borsacılar... Haftalardır kışkırttığınız, istediğiniz, beklediğiniz savaş ekranınızda...
Yaslanın arkanıza...
Maçlarla diziler arasında zaplarken arada savaşınıza da göz atın...
Görün, o günlerdir övgüler düzdüğünüz bombalar nerelere düşüyor, yolunu gözlediğiniz savaş kimleri vuruyor.
Çaresiz bir halkın petrol uğruna boğazlanışını izleyin.
Patlatın mısırları... Açın biraları... yakın kınaları!..
Bağdat'a bakın... eserinizle övünün!..
23 Mart 2003 Milliyet'

İyide yazar meclisimizi, hükümetimizi, milletimizi savaşın sorumlusu ilan etmiş. Tamam, kabul, elimizden belki daha fazlası gelebilirdi. Ama bu millet değil miydi ülkenin dört bir yanında Cuma Hutbeleri’nde Irak’taki kardeşleri için gözyaşı dökerek dualar okuyan? Bu milletten değil miydi meydanlarda gösterilerde Bush maketlerini yakarak, ABD bayrağını yakarak savaşı protesto eden? Bu milletin, bu hükümetin vekili değil miydi sabah 7-8 arası mesaiye başlayıp gece 2-3’lere kadar mesai yapıp geceleri uyuyamadığını çünkü rüyasında bombalanan çocuklar gördüğünü, o zamandan beri geceleri o yorgunluğuna rağmen uyuyamadığını söyleyen? Biz bu kadar umursamaz bir millet değiliz ki…

Tarih boyunca da olmadık. Hep ezilene, haksızlığa uğrayana arka çıkmadık mı? Bosna’ya, Kosova’ya, Afganistan’a, doğumuzdaki Türki Devletlere, Lübnan ve Filistin’e yardım için seferber olup elimizden geleni yapmaya çalışmadık mı? Savaşın başladığı dönemde elde edildiği söylenen reyting sıralaması bile o kadar iç karartıcı ki şöyle sıralanmış kitapta;

‘Açık olan her 3 televizyondan birinde maç var.
Listenin ikinci sırasında Zerda dizisi....
Üçüncü sırada bir başka yerli dizi: Hayat Bilgisi...’

Ama benim gördüğüm televizyonlarından hemen hepsinde savaşın canlı yayınlandığı haber kanalları açıktı bakkalından, komşunun evine, çalıştığım işyerinden, kahvelere kadar. Bizler kafasını kuma gömmüş, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bir millet değiliz. Kitabın beğenilip tavsiye edilmesinin nedenlerinden biri de budur yani o halkın dramını bizlerinde onlarla birlikte yaşaması ve haksız işgale bir başkaldırma isteğidir. Kitap okumayan, cahil, çevreyi kirleten ve çevre temizliğine önem vermeyen, iyi çalışmayan, torpilci anlayışlı bir millet diye suçlanabiliriz ama asla savaşa duyarsız bir millet olarak suçlanmamızı doğru bulmuyorum.
Savaşta Ne Yaptım; canımdan çok sevdiğim insanı Irak’a savaşın ortasına göndermeyi göze aldım barış için. Irak halkı için hergün dua ettim. Bu sorunun cevabına Bush ne cevap verecek acaba?
16.12.2006

Osmanlı'nın idari, sosyal, iktisadi ve kültürel hayatıyla ilgili bilgilerin yer aldığı, İlber Ortaylı'nın Tv.'deki programını aratmayacak bir kitap. Okurken sanki hoca ile Osmanlı devrini tartışıyorsunuz izlenimi veren samimi, yalın dille yazılmış bir kitap. Geniş bir kitleye hitap etmesi açısından çok faydalı. Dünya'nın en büyük imparatorluğu olan Osmanlı, 4. asırdan dönemine kadar dünyanın en büyük şehri olan İstanbul ve dünya fatihi Osmanlı padişahları hakkında güzel bir kitap okumak isteyenlere tavsiyemdir.
16.12.2006

Korku romanlarının en güzellerinden. Anne, doktor bir baba, çocukları ve kedisinin oluşturduğu bir ailenin yeni taşındığı evde başlayan esrarengiz olaylar konu olanıyor. Zevkle, bir solukta okunacak bir kitap. Kitap başlangıcına yakışır bir sonla bitiyor ve okuyucu umduğunu buluyor kitapta.
15.12.2006

Sn Mustafa İsmaoğlu'nun eline, kalemine ve yüreğine sağlık ki böyle bir eseri okuma fırsatı verdi. Zira biz kullar, Allah (CC) ne kadar iyi tanırsak o kadar yakın ve ihlaslı müslüman olabiliriz. Ayrıca kitabı okumak isteyenlerden ricam sakın kitabın ilk bölümlerinde anlamıyorum deyip okumayı bırakmasınlar. Devamında zaten kitap kendini size açıyor. Esma-ül Hüsna'dan yola çıkarak mutlak gücün bunun çok daha üstünde olduğunu anlatıyor. Tavsiyemdir. Zaten ihlasla okuyan için bir başlangıç noktası olabilir.