Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar

20.09.2007

Vatanseverliğin azim ve gayret ile buluşunca nelere kadir olduğunun, olabileceğinin çarpıcı bir hikâyesi.
Olmazları olur yapanların armağanı bir ülke, Finlandiya. Kanıtı ise ceplerimizde taşıdığımız Nokia marka cep telefonları.
Başarının her şeye rağmen pes etmeden çalışanların olduğunu ortaya koyan bu çarpıcı güzellikteki eser, bir şeyleri dert edip de alt etmeye çalışan insanların neleri, hatta bir ülkenin kaderini nasıl da değiştirebildiğini örnek olaylardan hareketle önümüze koyuyor.
"Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur." İşte bugünkü Finlandiya da o tomurcukların ürünü. Hem de gözalıcı muhteşemlikteki bir ürünü.
Eğitimciler başta olmak üzere herkesin okuması gereken bir kitap. Özellikle de "Haydut Karokep" adlı bölüm beni çok; ama çok etkiledi.
03.09.2007

Osmanlı gerçeğinin, Osmanlının bir köprü ve Vişegrad şehri özelinde Balkanlara neler getirdiğinin çarpıcı hikayelerinden oluşan kitabı, sadece tarih meraklılarına değil, edebiyat severlere de hararetle tavsiye ederim. Köprünün yapılmasıyla başlayan kitap köprünün etrafında gelişen hikayeleri ve Vişegrad'ın Osmanlı'dan Avusturya-Macaristan'ın hakimiyetine geçene kadarki değişimini insanlardan ve olaylardan yola çıkarak veriyor. Osmanlıya dair medeniyet vizyonundan parçalar bulabileceğiniz ve bazı yerlerini altını çizerek okuyacağınız bir kitap. Osmanlıyı bir de bir Sırp yazarın kaleminden okuyanlara tavsiye ederim.
31.08.2007

Ünlü yazar Tarık Buğra'nın hikaye, roman ve tiyatrolarından alıntılarla desteklenen küçük bir biyografisi. Tarık Buğra'yı tanımak için bir başlangıç noktası; Beşir Ayvazoğlu'nun kitapları daha kapsamlı ve onlara açılan bir kapı gibi okunabilir bu kitap. Kitabın sonundaki röportaj da rahmetli Tarık Buğra'nın edebiyat anlayışına ve fikrî yapısına ışık tuttuğu için anlamlı. Tarık Buğra'yı tanımak istiyorsanız bu kitabı okuyun, ama sadece bu kitapla da yetinmeyin.
26.08.2007

Osmancık’tan Osman Bey’e Osmanlının hangi temeller üzerine, nasıl kurulduğunun derin ve içten hikâyesi.
Osmancık’ın delidoluluğundan, hırçınlığından, ölçüsüzlüğünden Osman Bey’in ağırlığına, oturaklılığına ve derinleşmesine, kendisiyle, kendi kişiliğinin harcıyla birlikte bir cihan devletinin temellerini atmasının özveri, fedakârlık, azim ve gayret dolu bu hikayesinde rahmetli Tarık Buğra, kalemini öylesine konuşturmuş ki siz de o dönemin bir aktörü olup Osman Bey ile kâh gülüp seviniyor, kâh ise üzülüp ağlıyorsunuz.
Osmanlının kuruluşunu merak edenlere –rahmetli Kemal Tahir’in “Devlet Ana”sı ile birlikte– özellikle tavsiye ederim. Bir zaman tünelinden geçip “dönemin ruhu”nu kahramanlar aracılığıyla çok yakından ve sıcacık olarak bulabiliyorsunuz ve kitap bittiğinde o ruh sizi çepeçevre sarmış oluyor.
Bu kitabı okuduğunuzda Osmanlının nasıl olup da üç kıtaya hüküm salıp bu kadar uzun ömürlü olduğunun ipuçlarını da yakalıyorsunuz. Tarihi, antlaşmaların ve toprak kazanımlarının dışında ve ötesinde insanların hareketlerine yön veren Şeyh Ede Balı örneğindeki ruh ile, ruhsal yönelimlerle çok güzel ve çarpıcı şekilde aktaran rahmetli Tarık Buğra, dönemin panoramasını bu sayede gözlerinizin önüne gönül gözüyle getiriyor. Bu vesileyle ruhu şad olsun.
14.08.2007

Geçmişten günümüze şehirlerimizde kaybettiğimiz, daha doğrusu kaybettirilen özelliklerin peşinde iz süren Mustafa Armağan, farklı coğrafyalardan insan sıcaklığında şehir portreleri sunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmakla birlikte dünyanın farklı köşelerinden değişik şehirleri önümüze getiren Sayın Armağan, şehirleşme politikalarından tarihe, geleneğe, kültüre, başka bir ifadeyle şehre dair her şeye bir insan sıcaklığı ve hassasiyetiyle bakarken siz de bugün şehirlerimizde neleri kaybettiğimizi daha iyi anlıyorsunuz. Şehirlerimize farklı bir gözle bakmak isteyenlere, onlardaki "yitik insan"ı bulmak isteyenlere özellikle ve özellikle tavsiye ederim. Sayın Armağan'ın üslubuna ve sürükleyiciliğine ise söylenecek söz yok. İnsan gibi sıcak, şehirler gibi sürekli.