Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Bizde çıkan ilk romanını okumuş ve sevmiştim. Farklıydı. Bu da sakin, meltemli bir mizahla, Fransız filmi gibi başladı, bir süre sonra çılgınlaşmaya, bir cinnetin komedisine, delilik dozu arttıkça demlenip alevlenen maceraya dönüştü. Hikayenin göbeği (aşağı yukarı 70 ile 170. sayfa arası) harikulade komik, cesur, lunapark gibi bir edebiyat. Ne var ki kahramanımız Yeni Zelanda'ya geldikten sonra kitap klasik bir romantik komediye döndü ve öyle bitti. Endüstrileşmiş edebiyatın en iyimser durumu bu. Yoksa satmıyor, küresel getiri hayal oluyor. Okura gün batımına doğru yürüyen aşıklar gerek. Her hâlükârda yayınlanacak kitaplarını heyecanla bekleyeceğim bir yazar oldu Jean-Paul Didierlaurent.
İlk baskısı 1970'lerde yapılmış. Dünyaya "robot" kavramını armağan etmiş yazardan daha çok polisiye-mizah denebilecek öykü derlemesi. Okurken Server Bedii'nin Cingöz Recai'sini hatırlattı. Yazıldığı zamanların gazeteler üzerinden yürüyen edebiyatta kitle kültürünün de ipuçlarını veriyor. Şimdiki gibi o zaman da romansa iyi bir alternatif olarak "polisiye" ve "mizah" işleyen bir formülmüş.
Mark Twain'e kendi ülkesinde "humorist" diyorlar. Yani "mizahçı". Bu kitabın büyük faydası onun yıldan yıla nasıl değişip dönüştüğünü açıkça ortaya koyması. 50 yaşından sonra, belki işadamlığı ceketini giymesinden, belki kitaptaki özgeçmişinde de belirtildiği üzere yaşadığı büyük acılardan olsa gerek kaleminde mizahi doz epey azalmış. En komik öyküleri hayvanlara rol verdikleriymiş diye bir "fact" versem çok da yanılmış olmam. Özellikle ölümünün ardından yayımlanan (kitapta da yer alan) eserlerinde (her ne kadar kitaptaki özgeçmişinde -son yıllarında alaycılığı arttı- denilse de) mizahın, daha açık ifadeyle "güldürme niyetinin" kaybolduğunu düşünüyorum. Yurtdışı seyahatlere çıkmaya başladığı 1880'lerden sonra "hikaye" esas hedef haline gelmiş, dramatik ve gizemli olaylar baskın çıkmış. Başlangıçta mizahla sivrilen bütün ana akım yazarların kaderidir. Gülmece cephesinden bakınca kitabın ilk yarısının muazzam bir hazine olduğu kesindir.
Yetişkin bir okur yazara çizgi romanı yeniden sevdirecek kadar güzel. Son derece sade bir teknik ama ince ince düşünülmüş, sinemasal bir anlatım. Kara mizahı sıkı sıkı kucaklıyor. Hakikaten, arka kapak yazısında olduğu gibi "bir yazarın bütün mümkün kaygılarından" çok sürükleyici bir macera doğmuş. Ana karakterin yaşadığı onca aksiliğe, haksızlığa, ona yapılan yamuklara rağmen çileden çıkmaması hem şaşırtıyor, hem güldürüyor. Peki katil kim? Filmi yapılsa tadından yenmez diyorum.
Bugüne kadar ülkemizde yayımlanmış "ilginç bilgi" kitaplarının en iyisi. En neşelisi. Sevin Okyay çevirisi olmasının, son derece espritüel olmasının ve klişelere yüz vermemesinin bunda ciddi etkisi var.