Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Gurur duymuyorum ama genellikle çok sevsem de bir kitabı iki kere okumam. İki kere okuduğum kitapların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Üç kere okuduğum kitap sanırım yok. Her neyse, Günler kitabını ilk kez 2001'de İzmir'de okulun kütüphanesinden almış, tuhaf, denize sıfır, grotesk bir öğrenci pansiyonunda bayıla bayıla okumuştum. Sanırım yeniden okumak için 20 yıl makul bir süre. Yeniden geçen yıl, yine bayıla bayıla okudum. Cemal Süreya pek çok niteliği barındıran bir şairdi. Benim önemsediğim kısmı şanlı mizah duygusu. Günlüklerinde yeniden o mizahı, Türkçeyi özümsemiş aydını, büyük yazarı gördüm. Bence günlük türünün en iyi örneklerinden biridir. Yalnızca ülkemizde de değil, dünyada da. Bir yerde şöyle diyor Süreya: "Sonra, her şey kendi doğal çizgisini izlesin diye Kemal Sunal'lı bir filme girdik.” Bir cümlede ihtiyacım olan gülümseme buna benziyor.
2002 yılında Marilyn Monroe ve James Joyce Türkiye'de bir alışveriş merkezinde buluşursa ne olur? Alışveriş merkezinde geçen bir roman yazarak alışveriş merkezlerinin hayatımızın merkezine oturacağını öngörebilen Terzioğlu üye olmadığı halde tam bir Afili Filinta, üstelik Afili Filintalar dahil bütün okurların ihtiyacı olan bir filinta.
Nefis bir tematik mizah kitabı. Siyasi tarih var, karikatür gibi diktatörler var, baktığınız yere ve mensup olduğunuz kültüre göre değişen lezzet düzeylerinde yemekler, çorbalar, tatlılar var. Delilik ve kalori var. Kitabın tasarımı, kullanılan görseller ve elbette yemek tarifleri ufuk açıyor. Akabinde ve detayında güldürüyor. Fakat aman dikkat, lokmamızı yutalım öyle gülelim.
Red Kit her şeyden sıkıldığınızda imdadınıza yetişen bir dosttur, sizi üzmez, karamsarlığa düşürmez, borç istemez, dedikodu yapmaz. Bir kenarda sigarasını sarar. Çok şanslı olduğunu söylüyorlar, öyle, ama çok şanslıların en iyisidir Red. Hatta belki de tek iyisi. Bu ciltte en meşhur hikayelerinden biri olan "Şarkı söyleyen Tel" var. Şu telgraf hattı kurulması olayı. Amerikan Napolyon'u da çok özel bir yerde duruyor bence.
Şahane bir mizah! Kıpkısa metinlerle mantık ve edebiyatın sınırlarıyla misket oynar gibi oynuyor Harms. Bir mesajı mı var? Bir derdi mi var? Yol mu gösteriyor? İtiraz mı ediyor? Bunların hepsi ve hiçbiri. Biraz gevşeyin. Akışa bırakın kendinizi. Gerçekler eriyip kaybolduğunda, ütülü pantolonlar, düzenli ajandalar, beş pekiyiler şehir çöplüğünü boyladığında Harms'ın cümleleri kapı eşiğinizde en sevdiğiniz çizgi film kahramanı gibi sırıtır.