Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-34538 Tarafından Yapılan Yorumlar

19.08.2010

İki Fecr Arasında'da benim özellikle dikkatimi çeken ve değinmeden geçemeyeceğim birkaç yer var. Bunları nazarlarınıza sunuyorum inşaAllah.

— Bireysel Müslümanlığın Sorunları üst başlığı altındaki İlişki Sorunu alt başlığında geçen şu sözü ele alalım: “Meseleye bu İlahi gerçeklikte yaklaştıkları için, kendilerini büyütüp yetiştiren ancak İslam üzere ölmeyen babalarının dahi namazını kılamayan, babalarına rahmet okuyamayan ve babalarını bu buruk üzüntü ile defneden kardeşlerimiz bulunmaktadır.” Bu düşünce, bu yaklaşım eskiye nazaran şimdilerde çok az muhatab bulur. Eskiden kastımız, 15-20 evvel. Yani bu yılların içine, kitabın yazıldığı-yayınlandığı tarih de giriyor. Babalarının cenaze namazlarını dahi kılamayan Müslümanlar, insanlara nasıl bir tebliğde, nasıl bir öncülükte bulunacaklar? Cenaze ki, insanların en ciddi ve en hassas oldukları andır. Ve mevtanın bütün kötü hallerinin unutulduğu, tümden iyilik menbaı haline getirildiği zaman dilimidir. Dışarıdan bakanların bu gözle değerlendirdiği bir meseleden siz fersah fersah uzak olursanız, kazancınız ne olur acaba?

— İslami Gelişmenin Sorunları üst başlığındaki Tebliğ Sorunu başlıklı bölümde: “Genellikle Müslüman olduklarını iddia eden bu politikacıların, topluma yönelik dünyevi vaadleri ise dünya yaşantısını adeta cennete çevirecek vaadlerdi! Oysa değil bu toplum, canlarını dişlerine takarak uzun yıllar mücadele eden asr-ı saadet dönemi Müslümanlar dahi, vaad edilen böylesi refah ve rahatla karşılaşmamışlardı! Her şeye sahip ve her şeye kadir olan Rabbimizin bile insanlara böylesi dünyevi vaadleri yoktu! Dünya hayatı, imtihan, meşakkat ve mücadele hayatıydı.” deniliyor. Bu nokta, bu söz hakikaten çok önem arz ediyor. Meseleye bu pencereden bakmak ve insanların ne hale geldiklerini-ne hale getirildiklerini fark etmek zor değil. Saadet asrının nadide insanlarına bile sunulmayan dünyevi saltanatlar, -yazarın tabiriyle- rezalet asrının silik, neidüğü belirsiz insanlarına sunuluyor. Bu ne yaman çelişki ve bu ne yaman aldatmadır! Müjdeleyerek uyutma yerine, tehditle uyandırmak, denilmiş. Tehdidin dozajı nasıl ve ne kadar olacak? Tehdit ederken, marjinalleşme yaftası ya da insanları dinden soğutma sorunu peyda olma ihtimali var. Nasıl bir dozaj, nasıl bir dil ve nasıl bir tavır? Elbette ki Nebevi Metoda göre denilecek belki; peki o vakit, günümüzde nasıl olacak bu?

— Son olarak, mikro-makro ve tavan-taban tanımlarının bolca kullanıldığı bölümler, özürle itiraf edeyim ki, bıkkınlık getirdi. O bölümleri okurken neredeyse fenalaşıyordum. Zira çok kullanılmış ve ifadeyi kolaylaştıracak başka sözcüklere gidilmemiş. Bunu da belirtmeden geçmek istemedim. Özellikle İslami Gelişmenin Sorunları üst başlığındaki Hedef Sorunu alt başlığındaki cümlelerde vardı bu.

Ufuk açan, Tevhidi bir bilinç ve tavır taşıyan tüm eserlerinden ötürü Rabbimden temennim ve duam; Alagaş'a mağfiret etmesi, ebedi mükâfatlara müsteğrak kılması, naim cennetlerinin taliplisi eylemesidir. Rabbim, ilmini ve ufkunu açsın, derinleştirsin, isabet ettirsin.
19.08.2010

Yazarımız, can üstadımız Atasoy Müftüoğlu, Eylül 2009'da yayınevine ulaştırmış çalışmasını ama yaklaşık bir yıl sonra basımı gerçekleşmiş.

Kitaptaki bölüm başlıkları şöyle:

-Sunuş: Yeni Anlam Alanları Açmak.

-Yeni Bir Zamanı Başlatmak.

-Tarihin Baskılarına Varoluşsal Yanıtlar Vermeliyiz.

-Tarihin ve Hayatın Kirlenmesi.

-Tevhid ve Bilinç Ufukları, Tevhid ve Bilinç Adacıkları.

-İslami Sorumluluklarımızı Erteleyemeyiz.

-Sorumluluk Ufukları.

-İçerisinde Yaşadığımız Zamana Özgü Bir Söylem, İçerisinde Yaşadığımız Zamana Özgü Bir İrade Oluşturmalıyız.

-Anlamsız Nostaljiler ve Niteliksiz Umutlar.

-Tarihin İradesiz Tanıkları Olmak.

-Entelektüel Tıkanmayı ve Yetersizliği Aşmak İçin.

-Anlam ve Amaç Belirsizlikleri, Anlam ve Amaç Bulanıklıkları.

-Kimlik Bunalımları ve Kimlik Çatışmaları.

-Bitirirken: Yeni Başlangıçlar Yeni İnsanlar İster.

Kitabı beklediğimize değecek temennisindeyiz. Rabbimiz yazarımıza bol sıhhat ve afiyetler bahşetsin. Ve onu bize, yani ümmete bağışlasın...
08.07.2010

Mehmed Alagaş’ın tavsiye ve fikir yoğunluklu roman çalışmalarından birisi de Tapusuz Süleyman’dır. İsminden de kitabın muhtevası hakkında biraz düşünce üretilebilir. Dünyayı önemsemeyen ve ona meyletmeyen bir şahsiyetin profilini çizmiştir yazarımız. Kariyer ve karizma uğruna, Müslümanlar’ın ne tür olmazlıklara düştüklerini sunmuş okuyucuya.

Kendisini de, romanın sonlarına doğru, eserine ekleyen yazarımız, farklı bir uygulamaya gitmiş. Gençlere sohbet tarzında bir söyleşide bulunuyor, imza programı için gittiği bir mekanda. İslamî hareket özelinde, eski ve yeni nesil karşılaştırması yaparak, yeni neslin daha nasipli olduğunu ve ayaklarının yere daha sağlam basarak hareket etmeleri gerektiğini vurgulamaya çalışıyor. Yeni neslin, eski nesilden örnek alacak pek bir şeylerinin olmadığını, aksine ibret almaları gereken bol tecrübelerin olduğunu altını çizerek anlatıyor.

Alagaş’ı, okuyucu, tüm dikkatlerini üzerine alarak okuması gerektiği kanaatindeyim; gerek romanlarında gerekse fikri eserlerinde… Rabbimiz ondan razı olsun, diye dua ediyorum.
08.07.2010

Mehmed Alagaş muhterem, yeni kitabı "2012 Ve İki Deniz Arasında"yla Haziran 2010 tarihinde, tekraren kaygılı okuyucularının karşısına geçti. Ve onları uyarmak için, bütün derdini bu son kitabında cümlelerine döktü. İki yıl evvel çıkarmış olduğu Sona Son Kala isimli eserinde, kıyamete ve kıyametin yaklaştığına ve hatta çok yakın olduğuna dair mühim hususların altını çizmişti.

Sona Son Kala'daki ilginç cümlelerinden birisi şöyleydi: "Bugünün bebelerinin, yarının dedeleri olacağını düşünemiyorum." Kur'anî değerlendirmeleri ve Kur'an'a yönelik yoğunlaşmaları sonucunda bu düşünceleri serdeden yazar, bu son kitabıyla bir önceki kitabındaki meramını tamamlamış gibi görünüyor.

Seksenli yılların başından itibaren, İnsan Dergisiyle adını okur dünyasına –başka bir deyişle, Türkiyeli Müslüman okuyucuya - tanıtan Mehmed Alagaş, yazın sürecine yeni bir eseriyle devam ediyor; 2012 ve İki Deniz Arasında. Bu son eseriyle, kitap sayısı toplam otuz’a (30) varan yazar, hepsi birbirinden önemli ve özel mevzulara imza atmıştır. Genellikle dünya Müslümanlarının ve Türkiye Müslümanlarının soru ve sorunlarını ele almıştır yazarımız. İlk kitabını Said Hakim ismiyle yayınlatmıştır. Bu eser, İnsan Dergisinde yayınlanan yazı çalışmalarından oluşuyor. Sonrasında, gençlerin özellikle rağbet ettiği, Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları, çok zamanlar elden ele dolaşmıştır. Şafak Mektupları, Mezar Notları, Son Yüzyılda Tevhid ve Şirk okuyan herkesin başkalarına mutlaka tavsiye etmek zorunda kaldığı eserlerdendi.

Bazen mizahi bir dille ele aldığı eserler de olmuştur Alagaş’ın. Cumaya 5 Kala ve Aynalar ve İnsanlar buna örnek eserleridir.

Yayınladığı bütün eserlerinde, bir kaygıyı ve bir sorumluluğu bilinç edinmişliği dikkatlerden kaçmıyor Alagaş’ın. Son on (10) yılda yazdığı eserlerin roman ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Roman kahra-manlarının şahsında, okuyucuya “nasıl bir Müslüman olmalı”nın cevabını veriyor. Romanlarında, fikrî ağırlık dikkatlerden kaçmıyor. Olay örgüsünü de ustaca verdiği romanlarında, asıl maksadının okuyucuya “bazı şeyleri belletmek” olduğu fark edilmiyor değil. Hatta Tapusuz Süleyman isimli roman çalışmasına, kendisini de, daha doğrusu bir konuşmasını da, ekliyor. Çalışmaya farklı bir renk katmış oluyor böylece.

Beklenen Müslümanlara isimli 4 kitaplık eserinde, çocuk ve gençlere yönelik çalışma yapmıştır yazar. İlk insan ve ilk elçi olan Adem Aleyhisselamdan yola çıkarak bütün peygamberlerin hayatını sohbet diliyle kitaptaki muhataplarına anlatıyor. Gelecek neslin, Bekleyen Müslümanlar değil Beklenen Müslümanlar olması ümidiyle ve sancısıyla bu eserleri sunmuştur.

Evet, sözümüzün başında da belirttiğimiz üzere, Alagaş son eseri 2012 Ve İki Deniz Arasında ile yazın sürecine devam ediyor. Kendi farkındalığıyla, Kur’andaki birçok hakikatin fark edilmediğinin altını hassaten çizerek okuyucularını uyarıyor.

Kitaptaki bazı konu başlıkları şöyle:
2012 haberi ayet mi – kehanet mi?
Zülkarneyn aleyhisselam kimdir?
Süleyman aleyhisselam Amerika’ya gitti mi?
Havuz büyüklüğündeki çanaklar.
Vakit geldi mi?
İki deniz arası.
İki deniz arası nedir ve neresidir?
İki deniz arasında buluşma.

Alagaş'ı bu son kitaplarıyla tekrar dinlemek ve anlamak gerektiğini düşünüyorum.
25.06.2010

Dengenin merkezi olan İslam’ın sınırlarında yürümeye azmetmiş mümin kullar, zikrin ve cihadın arasındaki kopmaz ilişkiyi unutmamıştır. Yazarımız böylesi elzem bir bileşkeyi kaleme almakla önemli bir görevi ifa etmiştir. Tatlı ifadelerle cümlelerini niteleyen Göktaş, bu eseriyle bir anlamda uyarıcı kimliğine bürünmüştür.

Bu güzel adamın, cihadla zikri gündeme alan bu eseri, ebat olarak küçük; ama muhteva yönünden yürekler ve zihinler boyu…