Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-34538 Tarafından Yapılan Yorumlar

24.07.2008

"Çağdaş medeniyet, kadını doğum ve üremeden uzaklaştırmak için birtakım sebep ve vasıtalar meydana getirmiştir.

İnsanlarda maddi düşünüş (akıl), cemiyetteki her fertte gücünün erişemiyeceği refah ve saadeti, mal ve mülkü kendi nefsi için hazırlamayı isteyen bir egoizma doğurdu. Artık o, kazanç vasıtası olarak seçtiği şeylerde kendisinden başkasının velev ki, babası, anası, kız kardeşi, oğlan kardeşi veya oğlu olsa bile- hakkı olmasını istemez. Zenginler, mal ve mülk sahipleri, zengin olmaları ve nefislerinin rahat etmesi için sayılamıyacak kadar yollar ihdas etmişlerdir. Orta ve aşağı tabakanın fertleri onları, zenginlikleri ile kibirlenir gördüklerinde içlerinde onlara karşı bir kin beslemeye başladılar.

Bunun neticesi olarak bugün, kibirlenme vasıtası moda ve zenginliğin tezahürü konfor, hayatın lüzumu ve esasları sanılan lüzumsuz ihtiyaçları doğurmuştur. Hatta halk tabakası bile, umum hayat seviyesi yüksek olduğundan bu zaruri olmayan ihtiyaçları temin etmeden hayatın mümkün olamayacağına inanmışlar, evlatları ve hanımları için geçim vasıtalarının hazırlanmasında kefil olduktan sonra şahsi arzularının tahakkukun muhal olduğunu zannetmişlerdir."

Bu vehametin bariz halini ve örneklerini yakînen tanımak isteyenler, Mevdudî gibi bir alime kulak vermelidirler.

Bu olay, gayrı meşru ilişkilerin, fuhşun yayılmasına müsebbibdir. Kitabın bir yerinde şunlar söylenir:
"Tarih ve sosyoloji bilgini Dr. Suruken Amerika’da gayri meşru cinsi münasebetlerin istatistiki bir tablosunu veriyor ve açıkladığı bu tehlikeli duruma üzüldüğünü bildiriyor.

Evlilikten önceki gayri meşru ilişkiler:

Erkekler, % 27 den 87 ye kadar

Kadınlar, % 7 den 50 ye kadar

Evlilikten sona gayri meşru ilişkiler:

Erkekler, %10 dan 45 e kadar

Kadınlar, % 5 den 26 ya kadar

Günah çocukları:

1927 senesinde her bir kişiye 28 çocuk, yani binde yirmisekiz.

1948 senesinde her bir kişiye 38.7 çocuk yani binde otuzsekiz onda yedi.

Senelik çocuk düşürme hadisesi 33.000 den 100.000 e kadardır."

Okumak için beklemeye ne hacet!

24.07.2008

21. yüzyılın alim şahsiyetlerinden müteveffa insan Mevdudî bir tarihi eserini tamamlayamadan Rabbine, refikî âlâsına ulaşmıştır.
Tarih boyunca din, islam, ve tüm peygamberleri baz alan eser; ve özellikle Muhammed Rasulullah.

Evvela, bütün Peygamberlerin mücadelesi ve elçilikleri derinlemesine ele alınıyor. Bırakın Peygamberleri, İslam dışı bütün dinler bile irdeleniyor ve İslam'ın muhteşemliğini ortaya sergileniyor. Öyle oluyor ki, artık ne zaman Muhammed Rasulullah'ın hayatına geçeceğiz, dedirtiyor okuyucuya.

Türkçede ilk 2 cilt olarak basıldı. Daha sonra, 3 cilt basıldı. Ve son olarak da yine aynı yayınevinden, Pınardan tek cilt olarak yayınlandı. En başarılı baskısı, en son tek cilt baskısı olmuştur tartışmasız.

Merhum Mevdudi, eserini tamamlayamadan, yani Medine dönemine geçemeden Rahmet-i Rahmana kavuşmuştur. Eser bu haliyle bu kadar güzel ki, tamamlansaydı ne kadar güzel olurdu zahir.
24.07.2008

Bu eserde, Kitabullahı anlamanın pratik çözümleri sunulmaktadır. Müellifin güzel değinilerinin yanında, mütercimin de kendine söz hakkı tanıdığını görüyoruz. Neredeyse, kitab bölüşülmüş; yarısı Müellife, yarısı da mütercime ait.

Buna rağmen, eser akademik bir çalışmayı da andırıyor.

Müellife rahmet diliyor, mütercime teşekkür ediyoruz.
24.07.2008

İslam'ın rükunlarını konu alan eserde, Rahmetli Mevdudi, İslam'a yeni adım atmış insanların dikkate almaları gereken mevzuları ele almıştır. Namaz, oruç, zekat, kelime-i şehadet'in yanında iman, kitap, ahiret, kader üzerine hemen hemen bütün noktalara değinmiştir. Başarılı bir çeviriyle bize sunulan bu çalışma, Türkçeyle beraber birçok dile çevrilmiş. Bu da gösteriyor ki, rahmetli Mevdudi, çağın insanının damarını yakalamıştır. İslam'ın evrensel soluğunu kavramış insandır mütevaffa yazarımız.

Sadra şifa bilgilerin verilmeye çalışıldığı bu kıymetli kitap, okuyanını memnun edecektir.
24.07.2008

Ahmet Mercan deyince akla, şiir dili gelir. O dille örülmüş muhteşem denemelerden müteşekkil bu eser, okuyucusuna aşkın, umudun ve direncin nirengi noktası...