Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-34538 Tarafından Yapılan Yorumlar

07.07.2008

Eser, malum bölgenin ve bölge insanının hal-i pür melalini çok güzel anlatmış, yansıtmış. Bazı eksiklikler ve fazlalıklara rağmen, eser bir boşluk dolduracak nitelikte. Aşağıda, bazı teknik hususlara değinmek istiyorum:

- Evvela şunu belirtmek istiyorum, başlangıçtaki yöresel konuşmaların kitap boyunca devam edeceğini düşünerek "ey vah!" dedim, şimdi bu kitabı nasıl bitireceğim, diye düşünmeye başladım. Ama, hamd olsun, düşündüğüm gibi olmadı. Yanlış anlaşılmasın, normal türkçe olmadığı zaman okumak güçleşiyor ve bazen anlamakta sıkıntı bile yaşanıyor. Yoksa, gayem o tür konuşmaları yadırgamak değil, Rabbime sığınırım.

- Kitabın başındaki Berfin için bu zulme direnecek denmişti ama, evlendikten sonra hiç bahsedilmedi. Tabi acizane, orta sayfalara doğru tanıdığımız Berfinle aynı kişi zannına varmıştım; ama öyle olmadığını ilerleyen sayfalar ve olaylarda anladım.

- Kübra Hanım'ın sohbet türü ve davranışları, biraz erkekçe olmuş. Yani, hanımca bir yumuşaklık fazla yoktu.

- Ali, hidayete erdikten sonra, hemen eşine iyi davranmıyor. Şilan'ın sıkıntıları devam ediyor. Ali, bu değişikliğini ailesine (anne-babası dahil) hemen yansıtmalıydı.

- Kadınlar, köyde yaşadıkları halde çok şey biliyorlar. Burası biraz abartılı gibiydi. Küçümsemek açısından söylemiyorum; normal şartlarda bu kadar bilgi sahibi olmaları zor gibi.

- Özellikle dikkatimi çeken ve takdir ettiğim husus ise şurası; Mahmut'un dağa çıkması olayının derdi kitap boyunca devam etti. Zaman zaman dile getirildiğinde, bir bölümde şöyle söylendi; dağdakiler de ana kuzusu, askerler de. Onların hepsi bizim evlatlarımız, bizim civanlarımızdır. Ama, dağa çıkanlar kandırılmıştır, eğitimsizlikten dolayı bu hallere düçar olmuşlardır.

Yazarımızın yüreğinin en nadide hücresine sağlık diyorum ve daha güzel çalışmaların gelmesini beklediğimizi belirtirim.
07.07.2008

Alışılmış 'hidayet romanları'ndan farklı. Yani, romandaki şahıslar, bir-iki kitap okuduktan sonra, bir iki muhabbetten sonra, bir iki sohbetten sonra hemen mücahid olmuyor. Olaylar ve düşünce seansları sürüyor. Cemile Nineye büyük yükler yüklenmiş ve sanki o yaştaki insana fazla mücadele yüklenmiş.
Yunus'un durumu garibime gitti; doğruyu bulmuş ve o yolda gidecek gibi bir hali vardı ama, gelişmeler tam tersi oldu.
Ayşen'in akıbeti doğal seyrinde olmuş.
Özge'nin yaşadıkları, yani hidayet seyri biraz daha uzunca verilebilirdi. Sadece, bir ablasının bir kaç sözüyle olay resmediliyor.
Ebeveynler, tam çağdaş yaşamın hali pürmelali, yani tam manasıyla yansıtılmış.
Ömer Faruk, biraz daha canlı ve mücadeleci olmalıydı. Ablası ve eniştesine karşı daha civanmert olmalıydı, pısırık bir haller içerisindeydi.

Hasılı kelam, genel itibariyle, olayların seyri ve gelişimi sürükleyiciydi. Dil, çok sade ve anlaşılırdı. Dilbilgisi kurallarına riayet edilmesi de ayrı bir güzellikteydi.

Değerli yazarımıza çok teşekkür ediyorum.
07.07.2008

Gerçekten Sabiha Hanımın eserleri çok güzel ama; yayınevinden mi kaynaklanıyor bilmiyorum, baskı hataları çok.
Bu hatalar giderildikten sonra, eserlerin daha güzel okunacağına inanıyorum.

Şöyle dillendireyim meramımı; özellikle bu Evladımı Geri Verin isimli eserlerinde var değindiğim husus.
Mesela; olay anlatılıyor, devam ediyor yani, bakıyorsunuz üç yıldızla ara verilmiş; diyorsunuz "Allahu Ekber iyi de olay devam ediyordu, neden kesildi." Fakat, üç yıldızdan sonra devam edince, olayın kaldığı yerden devam ettiğini görüyorsunuz. Ve, o üç yıldız gereksiz olarak konulmuş diyorsunuz. Ayrıca, harf eksiklikleri de çok oluyor.

Bu belirttiğim gayrî ihtiyari hatalar, Beka Yayınlarının eserlerinin genelinde vaki. Son baskılarında düzeltmeler yapılmış olabilir. Ama genel olarak bu sorunu gördüm.
07.07.2008

Rasulullah zamanında ve sonrasında yaşanan hadiseleri akıcı ve samimi diliyle bizlere sunmaya çalışan yazar Adem Saraç, bu eserinde müşriklerin tuzağa düşürdükleri yetmiş (70) aziz Sahabenin/Müslümanın yaşadıkları elem verici ve yürekler dağlatan Recî vakasını anlatıyor. Ölümü öldüren ve Allah korkusu harici bütün korkuları yüreklerinden ve hayatlarından tecrid eden o Müslümanlar, İslam için/Allah için gözlerini kırpmadan, eğilip bükülmeden dirilmek için ve müjdeye ermek için ölümün üstüne üstüne yürümüşlerdir...

Bu yürekler titreten vakayı yazardan okumanız daha farklı olacaktır. Bittavsiye...
07.07.2008

Adem Saraç'ın bu eseri henüz elime ulaşmış değil. Ama inanıyorum ki diğer eserleri gibi kaliteli bir bilgi ve duygu yoğunluğuyla yazılmıştır. Asr-ı Saadeti önplana çıkararak eserlerini örmeye çalışan yazar, geldiği nokta olarak sevindirici bir yerdedir.
Rabbimizden niyazımız, yazarımızın, örnek ve rehber hayatları bizlere sunmadaki azminin dahaca berekendirmesidir.