Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar

31.03.2003

Özellikle yazdığı tiyatro eserleri ile ünlü olan William SHAKESPEARE'den tüm dünyada klasik kabul edilen bir oyun : Hamlet. Kitap okuyucuya Can Yücel'in Türkçe çevirisini ile sunulmuş. Yazıldığı 1601 yılından beri birçok dile çevrilen ve sahnelenen oyun olma özelliğine sahip olan Hamlet adını Danimarka prensinin adından almış. Babası öldürülen Hamlet'in annesi Gertrude ile evlenen amcası Cladius Hamlet'in hasmı olarak oyunda yer alıyor. Olaylardan ötürü yaşayan bir ölüye dönen Hamlet ve babasının hayaleti bu arada oyunda görünmeye başlar. Babasının hayaletini ilk defa görenlerden birisi aynı zamanda Hamlet'in de sınıf arkadaşıdır. Hayalet ile görüşmek dileğinde olan Hamlet Horatio'nun yardımları ile bunu başarır. Babasının ölümündeki sır perdesini oğluna aktarması ile katilin amcası olduğunu öğrenen Hamlet iyice kendini kaybeder. Daha sonra etrafta leyla leyla dolaşıp intikam plnalrı yaparken mücadelesi de hep boşa gidecektir. Sürgüne yollanmaya kadar giden bu olaylar neticesinde dayanamayan Hamlet intihar ederek yaşamına son verir. İnsan denen muammanın ruhsal çözümlemelerine giren yazar insanlardaki hırs ve çıkarcılığı da gözler önüne sermiş. Bu kadar bilinen bir kitabı hala okumayanlarınız varsa o zaman bu eksikliği bir an evvel gidermenizi tavsiye ederim.
31.03.2003

Samipaşazade Sezai ve Sergüzeşt Türk edebiyat tarihinin mihenk taşlarından biridir. Lise edebiyat derslerinden de hatırlanacağı gibi edebiyatımızın ilk gerçekçi (realist) romanı olan Sergüzeşt bu bakımdan da okunması gerekli kitaplardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın ilk roman denemesi olmasına rağmen eser oldukça başarılı. Yazar devrinde hala sosyal bir yara olan insan ticaretini ve esirlik hayatını, derin olmamakla birlikte, hazin bir tablo olarak sunuyor. Tanzimat Edebiyatı'nda sıkça geçen Çerkez esir kızları burada da görmek beni şaşırtmadı doğrusu. Ahmet Mithad Efendi'nin Felatun Bey ve Rakım Efendi'si de aynı konu üzerine yazılmış bir kitap olarak hoşuma gitmişti. Bu kez Çerkez kızımız, yine her zamanki gibi güzel, Dilber adı ile karşımıza çıkıyor. Çerkez Dilber'e gönlünü kaptıran talihsiz adam ise Celal Bey'dir. Klasik zengin adam-fakir kız edebiyaı yapılmış kitapta. Sonuçta ayrılıkla biten bu derin aşkın öyküsünü okumak için ilk gerçekçi romanımıza, gerçekler acıdır, uzanmanız yeterli olacaktır.
31.03.2003

Hüseyin Namık ORKUN'un Devşirme adlı romanı ilk olarak 1951'de bir gazetede yayımlanmış. Şimdi ise Şa-To yayınları tarafından tekrar bir araya getirilerek piyasaya sürülmüş. Osmanlıla'daki devşirme müessesesinden yola çıkılarak kaleme alınmış bir roman Devşirme. Bir Macar köyünden zorla alınarak devşirilen ve Hasan adını alan Yeniçeri'nin maceraları kitap boyunca anlatılıyor. Hikayenin geçtiği asıl zaman dilimi ise 1511-1541 yılları arasındaki İstanbul. Önce Türk ve İslam adetleri öğretilen Hasan'a daha sonra acemioğlanlığı yolu gözükür. Nihayetinde yeniçeri olan Hasan yükselme arzusu ile yararlıklar göstererek zağarcıbaşılığa kadar yükselir. Bu ara Kağıthane deresinde kayıkla gezinti yaparken uzaktan görerek aşık olduğu Binnaz'da aklında yer etmeye başlar. Savaşma isteği ile yanan Hasan Budin seferinde bulunur. Buranın fethedilerek sevgilisi Binnaz'ın babası Süleyman Paşa'nın Beylerbeyi atanması ile işler Hasan tarafına döner. Paşa'nın güvenini kazanan Hasan sevgilisi ile evleneme yolunu da açar. Herşey mutlu sona doğru giderken Macaristan'da bir köyde eski ailesi ile karşılaşan Hasan ikilemde kalır. Aslında romanda işlenmek istenen vurucu konu da burasıdır. Devşirilen birisi eski milleti ve ailesi ile karşılaşırsa ne yapar. Yazar bunu işlerkene tabii ki Hasan'ın Türk tarafını tutmasını sağlamış. Türk-Macar karşılaştırmasında Hasan'ın kafasında hep Türklük vardır. Bu nedenle ağabeyinin asker olduğu kaleye saldırmakta da tereddüt etmez. Nihayetinde saldırı başarıyla sonuçlanarak kale fethedilir ama Hasan da çok istediği şehitliğe ulaşır. Tarihi bir roman olarak bazı yanlışları var kitabın. Bunun dışında bir de imla yanlışları var ki bazen cümlelerin anlamına balta vuruyor. Bir vakit elinize geçerse okuyabilirsiniz.
28.03.2003

Ömer SEYFETTİN'in tüm hikayeleri dizisinin yedinci kitabı da yine değişik tarzdaki hikayelerden oluşuyor. Üç Nasihat yazarın bir Anadolu hikayesini kaleme alması ile oluşmuş. Paraya ihtiyacı olan bir gencin yıllık bir kuruş artı bir nasihate çalışması ve bu nasihatlerin onun hayatını nasıl değiştirdiği anlatılıyor. Gerçekten de Anadolu insanının bilgeliğini göstermesi bakımından önemli bir öykü. Eleğimsağma'da ise erkek olmayı isteyen Ayşe'nin bir gökkuşağı altından geçmesi mizahi bir üslupla anlatılmış. Türbe'de ise gelişmelere uzak kalan sofulara ufaktan dokundurmuş yazar. Bu da yine kara mizah sayılabilecek bir öykü ile anlatılmış. Hatiften Bir Seda ise trajikomik bir öykü. Halk tarafından yaşayan evliya olarak görülen bir yaşlı ile onun taban tabana zıddı oğlunun hikayesini anlatmış yazar. İrtica Haberi'nde ise yazar haksız olarak II. Abdülhamid'i eleştirmiş. Nadan'da ise kötü gidişe dur demek isteyen padişahın göreve bir adamını vezirliğe getirmek için giriştiği mücadele anlatılıyor. Burada da aklın üstünlüğü işlenmiş. Şefkate İman'da ise en tepede iken düşen bir adamın hazin öyküsü anlatılıyor. Velinimet'te ise Logaritmacı lakaplı bir öğretmen ile onun eski uşağı arasında geçen, azimli olmak üzerine bir hikaye var. Memlekete Mektup ise Türk milliyetçiliği üzerine bir öykü. Müjde'de ise Çanakkale Savaşı öncesi düşen bir meteorun gökyüzüne zaferimizi yazması anlatılıyor. Kaç Yerinden'de ise eski kahramanların destanlarını yazan bir edebiyatçı ile şimdiki kahramanları tedavi eden bir doktorun kahraman ve kahramanlık üzerine bahisleri ele alınmış. Pamuk İpliği'ni ise yazar kısa bir tiyatro eseri şeklinde kaleme almış. Bu kısa tiyatro eserinde de İslamiyet ve Hristiyanlık'taki evlilik müessesesi ele alınmış. Kumrular ise iki sayfalık kısa bir öykü. Verilen ise kumruların aşkı, sevgiyi çağrıştırmaları. Muayene'de ise insanımızın doktora gitmeyi nasıl ihmal ettiği anlatılıyor. Yine çeşitli tarzlardaki Ömer SEYFETTİN öyküleri ile keyifli dakikalara yelken açmak için okunabilecek bir eser.
26.03.2003

Gazeteci yazar Ahmet RASİM'den Ramazan üzerine bir kitap : Ramazan Karşılaması ya da diğer ismiyle Ramazan Sohbetleri. Yazarın zaten bilinen gözlem gücünü burada somut bir halde, kitabın sayfaları arasında görebiliyoruz. Bu kez gözlem altına alınan bir ay, hem de onbir ayın sultanı olan Ramazan. İlginç olanı şu ki kitap günümüzden 70-80 yıl önce kaleme alınmış olmasına rağmen yine eski Ramazanlardan dem vuruyor. Bu da insanoğlunun değişmeyen bir yanı olsa gerek. Kitabın bütününe baktığımızda daha çok işlenen tiryakiler olmuş. İster sigara, pipo; isterse alkol olsun ele alınan tiryakilerin orucu nasıl yedikleri sanki ana tema yapılmış kitaba. Aslında başlarında Ramazan öncesi hazırlıklardan dem vurulmuş. Ayın nasıl bir heyecan dalgası ile karşılandığı işlenmiş. Yazarın arada fıkra nevinden komik olayları anlattığını da söylemeliyim. Mahyalar için de bir bölüm açılmış. Tabii Ramazan'dan bahsedilir de bayramdan bahsedilmez mi? Yazar bayramı da konu edinmiş. En son yazılar devrin Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanmış. Yazarın tanıklık ettiği ve kendinden yaşlı olanlardan da aldığı bilgilerle oluşturulmuş ve eski Ramazanlara ışık tutan bir eser.