Toplam yorum: 3.285.254
Bu ayki yorum: 6.780
E-Dergi
Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar
Hep O Şarkı Yakup Kadri'nin en son kalem aldığı roman olarak göze çarpıyor. Romanlarına zamansal bir yerleştiren ve bu bütünlükte birbirini izleyen tarihsel dönemleri ele alan yazar bu romanında da bunu aynen uygulayarak tarzını korumuş. Zaman olarak yazarın Osmanlı'nın son dönem padişahlarının devrini seçtiğine şahit oluyoruz bu romanda. O zamanlardaki siyasal ve toplumsal olaylara yalnızca fon olarak değinen yazar aslında yazdığı olayları kullanarak devri anlatma yolunu seçmiştir. Bu bakımdan arkada görünen devir kitabın tümü ele alınınca asıl üzerinde durulan olarak karşımıza çıkar. Romanın baş kahramanı olan paşa kızı Münire aynı zamanda romanın ağzından anlatıldığı kişidir de. Aslında Hep O Şarkı kötü neticelenen bir aşkın romanıdır. Ama bununla birlikte hiçbir trajik özellik taşımayan bir aşktır bu. Genç kızlığında kendini romanlara vermiş olan birisi olarak karşımıza çıkar Münire. Daha sonra babasının arkadaşı olan bir paşanın oğlu olan Cemil ile aşk yaşamaya başlamasında da bir olağanüstülük yoktur. Hatta babaların bu aşka karşı çıkmalarına da o kadar tepki koymaz gençler. Sıradan bir kız olan Münire'nin sıradan bir erkek olan Cemil ile aşkı aslında anlatılmak istenilenin o devirler olduğunu gösterdiği de ortadadır. Zate n yazarın Kiralık Konak'tan beri devamlı yazdığı "konağın" romanı" dır. Başkent Ankara'yı gözlemlerken de, Anadolu köylüsü ile aydının kopuşunu irdelerken de yazar konaktan kopmamıştır. Bu bağlamda konak Yakup Kadri için her zaman bir "gözlemevi" görevi yapmıştır. Sonuçta o devirlere sıradan bir aşk vasıtasıyla uzanmak isteyenler için Hep O Şarkı diyorum.
William SHAKESPEARE'den belki de adı fazlaca duyulmamış bir roman Koryolanus Faciası. Eserlerinde genellikle insanların ihtiraslarını hayatlarının gayesi haline getirmelerini işleyen yazar bu kitabında da bundan vazgeçmemiş. Roman olayların geçeceği mekanın betimlemesi ile başlıyor. Romalılar'ın konu alındığı romanda baş kahraman da Romalı bir asker olan Sektus. Sektus kullanılarak insanların çıkarları peşinden nasıl koştukları ve sonunda nasıl hüsrana uğradıklarını anlatan yazar eserinde bunu bir savaşı kulanarak yapmış. Özellikle tiyatro eserleri ile meşhur yazardan bu güzel romanı okumak için daha fazla beklemenin anlamı yok...
Korku edebiyatının en çok okunan yazarı Stephen KING'den yine mistik olaylarla örülü, masalsı anlatımıyla ortaya konulmuş bir roman : Kara Kule. Ölüm yolunda tehlikeli büyülerle dolu bir kaçış ve kovalayan bir katil. Çölde başlayan bu kovalamaca Kara Kule'ye doğru giden yolda devam ediyor. Kaçan siyahlı adam ve onu adım adım takip eden, her geçtiği yerden geçerek izleyen Silahşör. Bir de sonradan olaya giren ve Silahşör'e yardımcı olan Brown. En sonunda yakalama sahnesi. Bu sahneye yazar damgasını basarak klasik KING usulü bir karşılaşma sergiliyor. Gizemler bir bir çözülürken yenileri de ortaya çıkıyor. Sonuç yine belirsizlik olarak karşımıza çıkıyor. Tabii doğal olarak bu durum KING okurlarını hiç şaşırtmıyor. Çünkü bu da artık bilinen bir klasik. Buraya kadar güzel de şu itirafı da yapmayı görev addediyorum. Stephen KING'den okuduğum kitaplar içinde en yavan olanı buydu. Bu durum aynı zamanda en zor okunan, sürükleyiciliğe sahip olmayan bir kitabı da karşımıza çıkarıyor. Kısaca ustaya yakışmamış...
Yurt içi ve dışında eğitim çalışmaları ile adını duyurmuş olan Yusuf ALAN'dan yine akademik seviyede bir eser olarak karşımıza çıkan kitabın adı İnsan Vücudu ve Zaman. Eserin Kenneth Jon Rose'un 1988'de yayımlanan Body In Time kitabından uyarlama olduğuna öncelikli olarak dikkat çekmek isterim. Burada dikkat edilecek nokta tercüme değil de uyarlama olması. Yazar kendisine ilginç gelen örneklerin bulunduğu orjinal kitaptan aldığı bilimsel gerçeklere yazdığı yorumlar ile bu kitabı ortaya koymuş. Kitaba zamanın önemini anlatılarak başlayan yazar daha sonraki bölümlerde ise sırayla mikrosaniyeler, milisaniyeler, saniyeler, dakikalar, saatler, günler, aylar ve yıllar içinde vücutta olup bitenleri aktarıyor. Bu bölümlerden sonra Saati Geri Almak bölümünü eklemiş yazar. Burada verilen tavsiyelere dikkat etmek insanın sağlığı bakımından yararlı olacaktır. En son bölümde ise özet mahiyetinde vücutta belli sürelerde olanları anlatan Kısa Kısa isimli, 50 maddeden oluşan notlar var. Herkesin sahip olduğu ve içinde çoğundan hiç haberimiz olmadığı olayların nasıl ve ne sürelerde meydana geldiğini okurken insan hayrete kapılıyor.İnsan vücudunu tanıma yolculuğuna çıkmak için değerli bir kaynak olarak sunulan bu eserden herkesin faydalanabilmesi dileğiyle...
İçe bakışı öğütleyen bir kitap : Sisler Dağılınca. Edebiyat öğretmeni olan yazar Mehmet ERDOĞAN'ın kaleminden dökülen hikayeler kitabın içeriğini oluşturuyor. Yazılarda ele alınan konular kimi zaman bizi eskilere götüren, kimi zaman da iç dünyamızda seyahate çıkaran cinsten. Yazar bazen bir kafatasını konuşturarak mesajını verme yoluna gitmiş. Sonuçta hikaye türünün amacı da bir şekilde okuyucunun merakını çekerek verilecek mesajları yerine ulaştırmak değil midir zaten? Mesajı doğrudan verme yoluna girenler olabileceği gibi bunun yerine mesajını allayıp pullayıp ambalajlayarak verme yoluna gidenler de olacaktır. Burada yazar ikinci yolu tercih etmiş. Tabii bu bir tercih meselesi olmakla birlikte aktarılacak mesaja da bağımlı bir olgu. Yalnız bu yolun bir avantajı varsa o da tüketim şansını ve miktarını arttırmasıdır. Boş olmayan, insanı düşündüren, ona güzel değerler içeren böylesi hikayeleri okumak insana değişik bir zevk veriyor. Bu zevki paylaşmak isteyenler buraya...