Toplam yorum: 3.285.085
Bu ayki yorum: 6.611

E-Dergi

Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar

21.03.2003

Türk Edebiyatı'nın önemli kalemlerinden Refik Halid KARAY'dan roman türünden bir eser : Son Kadeh. Yazarın 1962 yılında tamamladığı eserinde baş kahraman Murad Naci gibi gözükse de daha sonra sazı eline alan Cemşid olayları sürükleyen adam olarak karşımıza çıkıyor. 1956'da başlayan macera 1910'larda yaşanmaya başlamış bir aşkın ilginç ve hüzünlü hikayesi ile devam ediyor. Bu aşkı ana tema olarak kullanan yazar aşkın gelişimini 1910'lu ve 1956'lı yılları mezcederek anlatmış. Bu da hem konuya ilginçlik katmış, hem de güzel bir kurgu olayını ortaya koymuş. Birisi hovarda, hercai kelebekler gibi daldan dala konan, diğeri ise yaşadığı büyük aşkı nedeni ile hayata küsen; taban tabana zıt tabiatlı iki kadim dostun hikayesi dualizmin çekiciliği ile okunulur bir hal alıyor. Kitapta özellikle göze çarpan mesajlar bir aşka bağlı kalma ve hayata asla küsmeme olarak sunulmuş. Aşkın insana neler yapabileceğini betimleyen bu macerayı okurken siz de Şehriban'a karşı öfke hisleri ile dolabilirsiniz. Sonuç itibari ile Son Kadeh asıl olarak bir aşkı anlatması bakımından değer verilebilecek; ama bu aşkın anormal tarafları bakımından da bu değeri kaybedebilecek bir eser.
18.03.2003

Ömer SEYFETTİN dizisinin bu altıncı kitabı üçü çok bilinen altı öyküden oluşuyor. Birinci öykü Diyet minnet altında kalmaya dayanamayan demirci ustası Koca Ali''nin trajik öyküsünü anlatıyor. İkinci öykü ise yine çok bilinen, çok sevilen ve çok duygulu bir öykü : Forsa. Kırk yıllık esir hayatından sonra Türk levendleri tarafından kurtarılan bir forsanın öyküsü. Özellikle sonu itibari ile verilen mesaj çok önemli : Vatan bayrağın dalgalandığı yerdir. Üçüncü hikayenin adı Teselli. Bir kalenin savunmasında başarılı olamayan İskender Paşa''nın inzivaya çekilerek ölümü beklemesini konu edinen öykü bu yiğit savaşçının eski kahramanlıkları yüzü gözü hürmetine affedilmesini işliyor. Dördüncü öykü ise şanlı tarihimizden bir sayfayı okuyucuya sunuyor : Kütük. Genç kumandanın akıl dolu harp hilesi ile bir kaleyi nasıl hiç kan dökmeden aldığının hikayesi. Ormanda bir haftada top şekline getirdiği ve siyaha boyadığı topu Fatih''in İstanbul''u fethederken kellandığı şahi topu olarak gösterip kaleyi ele geçiren kumandanın mesajı açık : Harp hiledir.Beşinci hikayede eski bir zabitin anıları günlük şeklinde kaleme alınmış. Nakarat ismini taşıyan bu öyküde vatandan cüda kalmış bir subayın Bulgaristan''da yaşadığı bir olay aktarılıyor. "Naş, naş Çarnigrad naş" nakaratı ile söylenen bir şarkıyı aşk şarkısı zanneden subayın haya kırıklığı ve öfkesi okuyucuya bilmedikleri bir şeyin peşinden gitmenin zararlarını çok etkili bir biçimde aktarıyor. Altıncı ve son hikayenin adı Primo Türk Çocuğu. Ziya Gökalp''in Turancılık ile ilgili iki dizesinden alıntı ile başlayan hikayede Türklüğünden utanan, Avrupa meraklısı bir adam ve onun oğlu Primo''dan bahsediliyor. Tamamen Turancılık ve Türk milliyetçiliği üzerine işlenen bu öykü Selanik''in nasıl düşmana çatışmadan teslim edildiğini bu aileyi kullanarak aktarıyor. Balkan Savaşı ile birlikte Türklüğü aklına gelen ve İtalyan eşinden ayrılan Kenan ve Türk olmaktan gurur duyan Primo(Oğuz)''un öyküsü insanın göğsünü kabartan cinsten. Kitabın yarısı bu uzun öykü ile bitiyor. Kitabı tek cümle ile özetlemek gerekirse : "Yine bir Ömer SEYFETTİN klasiği öyküler topluluğu".
18.03.2003

Renkli bir kişiliğe sahip olan Ahmet RASİM bunu yaşamından sonra kitaplara da yansıtmaktan çekinmemiş bir insan olarak karşımıza çıkıyor. İki Güzel Günahkar isimli kitabında yazar Fuhş-i Atik ve Hamamcı Ülfet kitaplarında olduğu gibi konu olarak İstanbul gece hayatını seçmiş. İki tane kısa hikayeden oluşan kitabın ilk öyküsü Bedia. Bu öyküde elinde olmayarak kötü yoa düşen güzel Bedia ile ona aşık olan Nazım'ın öyküzü anlatılıyor. İstanbul'un çapkınlık hayatından kesitlerin sunulduğu öykü Bedia'nın acı intikamı ile son buluyor. Öyküde verilen mesaj da açık : Aşk herşeyi affetmez! İkinci hikayenin ismi ise Güzel Eleni. İki sokak çocuğunun İstanbul'daki çetin yaşam mücadelelerini işleyen yazar yine bir acı son ile hikayesini noktalamış. İstanbul'daki o zamanın dejenere olmuş sosyal hayatını , özellikle de gece hayatını, aktarması bakımından önemli bir hikaye. Netice itibari ile okuması kolay, ince bir kitap. Eski İstanbul'u merak edenlere tavsiye edilir.
17.03.2003

Halid Ziya UŞAKLIGİL modern Türk edebiyatındaki roman ve hikaye türünün babası sayıan ve 150'den fazla hikayeye imza atmış Servet-i Fünun döneminden bir yazarımız. Hepsinden Acı da yazarın yine bir hikaye kitabı. Yusuf Ziya ORTAÇ'ın önsözü ile başlayan kitapta tam on beş tane öykü yer alıyor. Kitaba ismini veren ilk hikaye. Bu hikayede aşkı uğruna türlü zorluklara katlanan bir gencin çöküşü anlatılıyor. İkinci öykü üç bölümden oluşan ve Dilhoş Dadı'nın anlatıldığı hikaye. Bir çocuğun dört yaşından beri yanında bulunan dadısı ile ilgili geçmişe dönük anıları Eski Bir Rabıta'yı oluşturuyor. Dilhoş Dadı'yı anlatan ikinci öykü olan Ayrılık Noktası hastalığı nedeni ile çocuk ile dadısının ilişkisinin kopmasını anlatıyor. Dadı ile ilgili olan son hikayenin adı ise Veda Rasimesi. Bu öyküde dadısına son töreni yapan çocuk anlatılıyor. Mayıs Pazarı ise dul kalmış bir kadının acısının sona ermesi ve yanındaki uşağına ilgi duyması anlatılıyor. Bu hikaye Ömer SEYFETTİN'in Nezle adlı öyküsünü şiddetli bir şekilde çağrıştırıyor. Acı Sadaka'da ise gururlu bir genç kızın hazin öyküsü anlatılıyor. Bundan sonra ise Üç Mektup adını taşıyon ve üç mektupla ilgili üç öykü yer alıyor. Bir Garip Mektup, Bir Mektup Daha ve Son Mektup adlarındaki bu üçlü hikayede konu şizofren bir adamın kendini intihara sürüklemesi anlatılıyor. Tatlı Rüya'da ise yazar para üzerine bir grup genci konuşturarak bir öykü oluşturmuş. Annemin Kızları yazarın çevrede zor durumdaki gördüğü bayanlar ile ilgili görüşlerini aktardığı bir yazı olmuş. Bir Miras Meselesi'nde insanların çıkarları için ne hallere düşebileceği trajikomik bir üslupla anlatılmış. Döner Namaz'da ise çöpçatanlık müessesesi bu işi kendine iş edinen bir bayan örnek ile işlenmiş. Okuyucuyu sıkmayan kısa hikayelerden oluşan bu kitap hoşça vakit geçirmek isteyenlere tavsiye edilir.
10.03.2003

Günümüz Türk edebiyatının önemli kalemlerinden Ayşe KULİN'in yaşanmış bir olayı romanlaştırmasının adı : KÖPRÜ. Adı geçmese de hikayenin kahramanı zamanın Erzincan valisi Recep YAZICIOĞLU. Fırat'ın kollarından Karasu üzerinde yıkılmış olan eskisi yerine yapımı bir türlü gerçekleşmeyen köprü ve bu köprünün anlamı romanın ana temasını oluşturuyor. Ancak yazar bununla yetinmeyerek yan temalar olarak alevi-sünni çekişmeleri ve doğunun geri kalmışlığını da kullansrak ana temaya destek vermiş. Sonuç olarak hoş bir roman olarak okuyucu elinde kendisine yer bulmuş kitap. Ayşe KULİN doğu şivesini yazıya başarılı olarak aktararak da kitaba adeta bir sohbet havası vermiş. Güzel kurgular ile bina edilen konu okuyucuyu sıkmadan, bilakis onu heyecanlara kapılarak sürüklüyor. Bir çırpıda okunup bitirilebilecek akıcı bir kitap arayanlar bu kitabı mutlaka okumalı.