Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814

E-Dergi

Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar

24.01.2003

Tanzimat sonrası edebiyatçılarımızdan Ahmet RASİM çeşitli dallarda verdiği eserler yanında yaptığı gazetecilik ile de zamanının renkli karakterlerinden biri olmuş. Verdiği irili ufaklı onlarca eser ile de edebiyatımızda aşina simalardan birisi olan yazar ayrıca çeviriler yapmaktan da geri durmamış. Bu kitabında diğer birçok kitabında olduğu gibi mekan olarak çok sevdiği İstanbul'u seçmiş. Konu ise günümüzde daha sık görülse de o zaman için enderi nadirattan olan sevicilik. Evet yanlış okumadınız sevicilik. Yazar 1898'de kaleme aldığı Hamamcı Ülfet'te bir grup sevici kadının öyküsünü anlatıyor. O zamanlarda böylesi eserler verilmesi doğrusu beni şaşırtmadı desem yalan olur. Yazarın Fuhş-i Atik eserinin küçük bir parçası gibi de görülebilecek bu küçük kitap başındaki yazarın eserlerinin kronolojisi ile de değer kazanmış.
23.01.2003

Ferdinando CAMON İtalya'nın önde gelen edebiyat adamlarından birisi. Psikanaliz konusunda, özellikle de psikanaliznin yanlış anlaşılması hakkında, yazdığı kitaplar ile tanına yazardan yine psikanalizmi hicveden bir eser : Balinaların Şarkısı. Kitabı kelepir kitap kampanyasından almama rağmen basım yılı 2001 idi. Demek ki kitap daha eskimeden kelepire düşmüş. Belki de bunda Türk okurunun psikoloji konusuna olan ilgisizliği yol açmış olabilir. Kitap ismini içinde geçen ve başroldeki zavallı kocanın kopma noktası olarak vurgulanan olaydan almış. Hanımı psikanaliz seanslarına gittiği için her ay bir milyon liretini psikanaliste veren kocanın trajikomik öyküsü kitabın içeriğini oluşturuyor. Evliliklerinin en mahrem sırlarını bile doktoruna anlatmakta hiçbir sakınca görmeyen eşinden dolayı kendisini aldatılmışlığın korkunç yamaçlarında bulan, aslında kendisi zirvesinde hisseden, kocanın eşini üniversite yıllarındaki kankisi olan kadınla aldatmasıyla son bulan öykü özellikle üniversitedeki gençleri irdelemesi ile öne çıkıyor. Burada Edebiyat Fakültesi en çok nasibi alan yer oluyor. Değişik kişilerin, özellikle de değişik cinsiyetteki kişilerin, insanlara olan farklı bakış açısı da vurgulanan diğer bir nokta. Sonuç olarak küçük hacmi ile bir çırpıda okunabilecek bir kitap.
20.01.2003

Korku türünün en ünlü yazarı olan Stephen KING'den müthiş kurgusu ile epeyce dikkat çeken bir eser. Yazarın konusundaki mahareti sıradan bir kaçış öyküsünü bile böylesi akıcı ve mistik anlatmasından belli. Polis dedektifi Norman DANIELS'ın çoculuğundan kalma anılarının onun beynini nasıl kemirdiği ve nihayetinde çılgınlığın ötesine taşındığı gizemli öğelerle süslü olarak aktarılıyor. Sindirilmiş bir kadın olan Rosie'nin geçirdiği olağanüstü değişim de kitapta ayrıntılarıyla işleniyor. İlk başlarda düşük tempoda başlayan macera son yüz sayfada son sürat ilerlemeye başlıyor. Gerilim öğelerini ustaca harmanlayan yazar her zaman yaptığı gibi gizemli unsurları da karışımına ekleneyi ihmal etmiyor. Korku, gerilim, aşk, macera, romantizm ve daha fazlası bu kitapta sizi bekliyor.
06.01.2003

Nobel ödüllü yazar John STEINBECK tarafından kaleme alınmış ve yine bir hüznü işleyen öykü : Al Midilli. Küçük bir oğlan çocuğunun çiftlik evinde geçen maceralarını konu aldığı için de daha çok çocuk kitabı olarak biliniyor kitap. Küçük Jody yaşadıkları dağ köyünde hem okuyup hem de ailesine yardım etmekte iken babası tarafından bir al midili ile ödüllendirilir. Fakat yağmurda kalan hayvan hastalanarak ölür. Bu olayın çocuk psikolojisi üzerindeki etkisini inceleyen yazar çiftlik hayatını betimlemeyi de ihmal etmemiş. Al midilli kitaba ismini vermesine rağmen erken ölümü ile okuyucuyu şaşırtıyor. Sonraki bölümde yaşadıkları bölgedeki dağların ötesi ile ilgilenmeye başlayan Jody oraları görmüş birini buluyor ama o da babasının eski atını çalarak kaçıyor. Son bölümde ise kısraklarının vereceği tay için söz verilen Jody buna ulaşabilmesk için çabalıyor. Onu çiftleştirmeye götüren çocuk daha sonra kısrağı için beklemeye başlıyor. Yazar bundan sonra artık al midilli yerine kısrağı getirerek bir ölçüde çocuğa mutluluk vermek istiyor ama bu da çocuk için hiç de kolay olmuyor. Sıkıntılı konuları ustalıkla işleyen yazarın bu konuda önemli bir yere sahip olmasına şaşmamak gerek. Hüznü seviyorsanız mutlaka okuyun!
06.01.2003

Serinin dördüncü kitabı çok etkileyici bir hikaye olan Beyaz Lale ile başlıyor. Konu yine Balkan Savaşı ve Bulgar komitacıları. O zamanki katliamları ve zulümleri tüm çarpıcılığı ile alan yazar okuyucuya o zamanki kasvetli havayı da tam olarak yansıtıyor. Yapılan zulümleri okurken insanın yumrukları sıkılıp nefreti büyüyor. İkinci öykünün adı Bahar ve Kelebekler. Bu öyküde yazar kuşaklar arası çatışmayı bir nine ile onun torunun torunu arasında geçen bahar ve kelebeklerle ilgili bir olayı naklederek anlatıyor. Diğer bir öykü olan Tuğra'da ise düşünmemek için kendini içkiye veren vurdumduymaz bir gencin hikayesi işleniyor. Öpücüğün İlkel Biçimi adından da anlaşılacağı üzere öpücük ile ilgili. Bir hayat kadını ile birlikte olan bir adama hayat kadınının bazı tarihi gerçekleri anlatması konu ediniliyor öyküde. Tos'ta ise sofu bir kadın ve onun uslanmaz kocası anlatılıyor. Kurban için beslediği koçunu zıvanadan çıkaran, hizmetçi kıza sulanan adama sofu kadının yaptığı beddua ve sonuçları esprili bir dil ile anlatılıyor. Kıskançlık Ömer SEYFETTİN'in fanteziye kaçan hikayelerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Burada konu bir adamı çok sevip kıskanan beyaz bir maymun. Ferman ise vatanı uğruna ölmeyi en aziz şey bilen bir yiğit akıncıyı anlatıyor. Teke Tek Osmanlılar zamanında geçen ve teke tek karşılaşılan düollardan ikisini aktarıyor. İlki anı olarak mazide kalan ve Türk'ün sakat kalması ile neticelenen düellodan etkilenen bir akıncının bu karşılaşmanın rövanşını alması destansı öğelerle bezeli olarak aktarılıyor. Namus'ta ise yazar namus kavramına bakışını değişik bir üslup ile aktarıyor. Sizleri her birisi değişik izler taşıyan değerli hikayeleri okumadı iseniz okumaya, eğer okudu iseniz hatırlamaya davet ediyorum.