Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Dikkat !!! Tarafından Yapılan Yorumlar

12.08.2006

Her bölümün sonu aslında bir başlangıç idi. Sabırsızlanarak okuduğum ama bitmesini hiçbir zaman istemediğim bir kitaptı…
İlgimi çeken birkaç nokta var. Bunlar; PHI sayısının açıklanarak , örneklerle ifade edilmesi.
Bir diğeri; Olimpiyatların Venüs ile olan bağlantısının çok güzel bir şekilde açıklanması.
Kitabı okurken tahmini hiç de zor olmayan olayların gerçekleşmesi beni biraz şaşırttı. Ama Dan Brown yapması gerekeni yapıyor, kalemini ustalıkla kullanıyordu.
Da Vinci Şifresi kelime oyunları ve sembolik özelliklerle sürüklenip giderken, birden büyüsünü yitirmeye başladı. Beklenmedik sona doğru ilerlerken Dan Brown birkaç bölümle olayları birbirine bağlamaya çalıştı. Düğüm çözülürken acaba hissi gittikçe belirginleşmeye başladı… Sanırım hiç kimse böyle bir son beklemiyordu. Bekli de bu paragraf her şeyi bir çırpıda açıklıyordu;
“ Efsane her zaman için Kutsal Kaseyi, gözlerden uzaktaki karanlıkta dans eden, kulağına fısıldayarak insanı cazibesinin tuzağına düşüren ve sonra sislerin içinde kaybolan zalim bir metres gibi betimlemişti.”
12.08.2006

Gerçekten yaşanmış bir olayın örgüsünde, Türkiye' de siyasi çalkantıların olduğu bir donemi hafif es geçerek, yasak bir aşkı anlatıyor yazar. Detaylar çok güzel işlenmiş, severek, heyecan duyarak, kahramanların yerine kendinizi koyarak okumaya çalışıyorsunuz. Aşk "yasak" olduğu için de tam olarak özdeşleşmek istemiyorsunuz, ama kitap sizi içine alıyor ve bir nefeste tüm hikayeyi anlamak, bilmek kitabı da bitirmek istiyorsunuz.
Kitabı okurken elimden bırakmak istemedim, uykusuz kaldım, hiç de pişman değilim, yine olsa yine yaparım ...
12.08.2006

Geçip giden, yitirilmiş bir hayat... Her iki romanda da bu buruk tadı hissediyoruz. Sanki zamanında atılmamış bir adım, söylenmemiş bir söz ya da göze alınamamış ufak tefek bir risk nedeniyle elden kaçıvermiştir mutluluk. Gerçek hayatta baş edemediğimiz bir olgu; roman kahramanları gibi kendi hayatımızın da geçip gittiğini hatırlatacak biçimde, derinden derine kendisini sezdiren bir ölüm olgusu da hiç eksik olmaz. “Git Kendini Çok Sevdirmeden”de yitirdiği çocuğunun yasını tutan bir annenin dramı vardı. “Bu İşte Bir Yalnızlık Var”da ise Mehmet, hem artık yüzünü bile hayal etmekte zorlandığı annesini hatırlıyor, hem de hikaye boyunca Nihat abisinin yakınlaşan ölümüyle yüzleşiyor. Yalnızlık, nihilistçe duygular yeşertiyor kahramanların zihinlerinde. İnsani ilişki eksikliğinin travmalarını, aşkların sınırlarını, kaçınılmaz sonları dile getirmekte de çok başarılı Kiremitçi. Herkesin paylaşabileceği bir ruh durumunu basit cümlelerle can alıcı ayrıntılarda yakalayıveriyor.
12.08.2006

Muhteşem bir Beyoğlu profilinin gözlerimizin önüne serildiği, Beyoğlu "kültürünün" buram buram koktuğu satırlardan oluşuyordu: "Beyoğlu Rapsodisi".. İçinde, Homeros'un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parçaya "rapsodi" denirdi.. Ümit'te bu kitabında Homeros'un şiirlerinden birini kulağımıza fısıldar adeta.. Ama bu, kesinlikle dehşet bir "şarkının" yankısıdır.. Hemde finalde rastgelen "korkunç" gerçekle.. Aslında, dikkatli Ahmet Ümit okuyucusu bir şeyler sezinleyebilir, çünkü bunu yazar neredeyse her kitabında yapıyor; ama kim ne derse desin, kitabı tekrardan okuyası geliyor insanın.. Gerilimi Kukla'dan da yüksek, son zamanlarda okuduğum en iyi Türkçe yazılan kitaplardan biri.. Herkese tavsiye ederim... Sessiz ve sakin yaz aksamlarında...
12.08.2006

Çok güzeldi. Bence uzun olması daha iyi olmuş. Yoksa iki günde bitiyordu ve ne olduğunu bile anlayamadan bittiğini farkediyordum. Böyle uzun sürünce hem ailem başka bir kitap masrafından biraz daha az zarar gördü. Çünkü çabuk bitseydi daha çabuk yeni bir kitap isteyecektim. :) Şaka bir yana gerçekten çok iyiydi. Seri devam ettikçe kitaplar daha iyi olmaya başlıyor. Bu herkesin dikkatini çekmiştir herhalde. Tabi kimsenin benim iyi kitap anlayışımın uzunluk kısalığa bağlı olduğunu düşünmesini istemem. Çünkü kimi kitaplar var oldukça kısa olmalarına rağmen çok güzeller. Ben burada şöyle düşünüyorum, bence yazar yeni kitaplar yazdıkça kitaplarına yeni şeyler katarlar. Burada J.K. Rowling 'in de böyle olduğunu düşünüyorum. Yani o da yeni kitaplar yazdıkça, daha yeni şeyler katıyor kitaplarına. Bu yüzden bence bu serinin şimdilik en iyisi Zümrüdüanka Yoldaşlığı. Tabi bir sonraki kitabı hakkında şimdilik bir şey diyemem ama daha iyisi çıkana kadar Zümrüdüanka Yoldaşlığı en iyisi. Kitapta konu çok hoş bence. Yine insanların hayal gücünü geliştirecek nitelikte. Çok güzel. Böyle bir kitap hakkında yorum yapmak bile çok hoş. Herkes okumalı