Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

05.12.2007

Yazar Amerikalı bir tarihçi,kendisi hakkında çok kısa bir bilgi verilmiş.
Jöntürk hareketini doğuşundan 1908 ihtilaline kadar anlatmaya çalışmış.Bence kısmen iyi bir çalışma.Fakat Sultan Abdulhamid'e çok yanlı ve taraflı bir şekilde yaklaşmış.Sultanı iyi araştırmadığı belli oluyor.Sultan hakkında ki görüşleri batılı yazarlarla belli bir paralellik arz ediyor.Ayrıca Ebul Huda'yı sultanın müneccimi olarak tanıtması çok gülünç olmuş.
03.12.2007

Masami Arai,Japon bir tarihçi 3 yıl kadar İstanbul da bulunmuş ve bu çalışmasını vücuda getirmiştir.Yazarın konuyu çok iyi araştırdığı eserinden belli oluyor.
Kitap Jön Türk devri milliyetçiliğini kendi kaynaklarına inerek araştırmış ve objektif olarak ortaya koymuştur.Yazar,Yusuf Akçura'nın 1904 tarihinde kaleme almış olduğu "üç tarz-ı siyaset" adlı makalesiyle başlamakta ve son olarak "Türk milliyetçilerinin" kurmuş olduğu "İslam mecmuası" ile bitirmektedir.Son bölüme ise kısa bir yorum eklemiştir.Yazar kitap içerisinde hemen hemen hiç yorumda bulunmamaktadır.Ayrıca yazar 1900lü yılların öncesinde ki "Yeni Osmanlılar" hareketinden hiç bahsetmemektedir.Aslında bu topraklarda ki milliyetçilik akımlarını iyi anlayabilmek için "Yeni Osmanlılar" hareketini de konuya dahil etmek gerekirdi.

Bundan önce okumuş olduğum kitap Uriel heyd’in “Türk milliyetçiliğinin kökleri” isimli çalışması idi.Bence o çalışma da gayet objektif ve güzel bir çalışma idi.Fakat bir farkla ki o kitap sadece Ziya Gökalp’i konu alıyordu.Onun hayatı ve bütün fikir dünyasını kısa fakat öz bir biçimde ortaya koyuyordu.Bu çalışma ise daha kısa olmasına rağmen daha kapsamlı bir çalışma.”Türk milliyetçilerinin” çıkarmış oldukları Türk derneği,Türk yurdu,Türk ocağı ve İslam mecmuası gibi dergi ve gazeteleri güzel bir şekilde inceliyor.Onların yayınladıkları bu çalışmalar ile nasıl bir milliyetçilik oluşturmaya çalıştıklarını gözler önüne seriyor.
Ben bu eseri gerçekten çok beğendim ve istifade ettim.Birçok notlar aldım,zaten bu eser ülkemizde konu ile alakalı yazılmış birçok kitaba da kaynaklık ediyor.

Benim bu kitapta dikkatimi çeken tek husus daha doğrusu yazarın yanlış yorumladığını düşündüğüm tek yer sonda yazmış olduğu son paragraftır.Bu paragraf şöyle:

“Genel kabul gören düşüncenin tersine,Türk milliyetçileri mutlaka laikleşme veya batılılaşma siyaseti izlemiş değildir;onlar daha çok “İslamlaşma”dan ve “muasırlaşma”dan yanaydılar.İslam’ın asli hakikatini yeniden ele geçirmenin yolunu ve batılılaşmadan farklı bir modernleşme biçimi arıyorlardı.Dolayısıyla,onların düşünceleri ile laiklik arasında ki ilişki incelenecek yeni bir konudur”

İşte benim katılamadığım konu burasıdır.Bence yazar “Türk milliyetçilerini” çok iyi tanıyamamıştır.Onların yazdıklarını çok iyi incelemiş olabilir fakat onların sosyal hayatta nasıl bireyler olduklarını tam kavrayamamıştır.Veya yazar İslam konusunda az bilgiye sahiptir.Neden derseniz kitapta adı geçen “Türk milliyetçileri” İslam dan çok uzakta olan insanlardır.İslam’ı bir araç olarak kullanmak isteyen insanlardır da ondan.Onların durumlarını daha iyi anlamak için Cumhuriyet döneminde ki tavır ve uygulamalarına bakılabilir.Yani yazarın da söylemiş olduğu gibi “genel kabul” doğru yönde tecelli etmiştir.Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

01.12.2007

Her ne kadar kitap ismi ile mütenasip değilsede çokta farklı sayılmaz.Tamamen Ziya Gökalp üzerine yazılmış bir eser.Onun fikirlerini ve ortaya koymuş olduğu nazariyeleri hem açıklıyor hemde eleştiriyor.Eleştirileri bazen oldukça sert olabiliyor.Bence gayette makuldur.

Kitap Ziya Gökalp'in hayatını anlatarak başlıyor.Ki bu bölüm gerçekten çok önemli atlanmaması gereken bir bölüm.Daha sonra ise onun felsefesi,mefkuresi,millet anlayışı,kültür ve medeniyet tanımlamaları,dine karşı tutumu gibi konuları işliyor.
Yazarın Ziya Gökalp üzerine oldukça derin bir çalışma yaptığı belli oluyor.Onun kitaplarını ve gazete makalelerini çok iyi incelemiş olduğu anlaşılıyor.Bence okunması gereken bir kitap.

Böylelikle bize "büyük mürşit" olarak yutturulmaya çalışılan Ziya Gökalp'i yakından tanımış olursunuz.
29.11.2007

Ali Fuat Başgil,Türkiye de ve Fransa da okumuş olan bu toprakların yetiştirdiği bir münevverdir.Kendisi anayasa hukuku profesörüdür.Cumhuriyet devrinden sonra birçok üniversite de müdürlük,dekanlık ve öğretim üyeliği yapmıştır.Binlerce insan yetiştirmiştir ve milli manevi duygulara sahip olduğu için kaliteli insan yetiştirmiştir.Ali Fuat hoca,1960 darbesinden sonra Cumhurbaşkanlığına adaylığı koymuş fakat Cemal Gürsel ve çetesi tarafından tehdit edilerek geri çekilmek zorunda bırakılmıştır.Zamanın DP si ile yakın ilişkiler içerisinde bulunmuş bir insandır.Birçok kitabı yayınlanmıştır.Hocanın kitapları çok önemlidir zira kendisi konumu itibarı ile birçok olaya şahit olmuştur.O yüzden kitaplarının tarihi boyutu inkar edilemez bir gerçektir.Daha önce “yirmi yedi mayıs ihtilali ve sebepleri” isimli kitabını okumuştum.Ve oldukça objektif olduğu kanısına varmıştım.Bu kitabı ise okumuş olduğum ikinci kitabıdır.Bu kitabından sonra “din ve laiklik” ve “hatıra kırıntıları” adlı eserlerini okumayı düşünüyorum.

Şimdi okumuş olduğum bu kitabı-risale dersek daha doğru olur sanırım-üzerine fikirlerimi açıklayayım. Kitap genel olarak dil üzerine özelde ise Türkçe üzerine yazılmış bir risaledir. Dilin toplumlar üzerinde ki etkisini anlatıyor hoca ve de dilin kendi başına tekamül etmesi gereken bir kurum olduğunu savunuyor ki bu gerçekten doğrudur. Dilin bazı çevrelerce kanun yolu ile zorla değiştirilmesinin bir zülüm olduğunu açıklıyor. Dilin kendi tabii seyri içerisinde olgunlaştığını geliştiğini ve halkların ortak bir paydası olduğunu ileri sürüyor ki bu da son derece doğru bir tespittir.

1930lar da başlayan “Öz Türkçeleştirme” faaliyetlerini kıyasıya eleştiriyor. Hatta bu konuda başı derde dahi girmiştir.
Bilindiği gibi o yıllar da bir devrimcilik hastalığı mevcuttu. Her şeyi devirmek ve yerine kendi heva ve heveslerine uygun olan şeyleri ikame etmek için didinip duran bir güruh vardı. Bu tuhaf güruh dile de el atmıştı fakat işin içinden çıkamadılar. Onun için “güneş dil teorisi” diye abuk subuk bir nazariye ortaya attılar. Fakat olan olmuştu ve dile zaten birçok zarar vermişlerdi. Bugün hala da aynı yolda yürüyen bir takım insanlar vardır. Mesela emekli olan cumhurbaşkanı A.N.S bunlardan biridir.

İşte Ali Fuat hoca bu konuyu irdeliyor kitabın da. Mustafa Kemalin ölümünden sonra İsmet İnönü’nün bu konuyu tekrar ele aldığını ve kafasına göre uydurduğu dili halka zorla nasıl dayatmaya çalıştığını anlatıyor.

Yahu dilde devrim olur mu? Eğer bu devrimcilik işini meslek edinirseniz olur galiba.
Düşünsenize adama mesleğini soruyorsunuz verdiği cevap: Devrimciyim :)
29.11.2007

Üstad İlber Ortaylı'nın "Osmanlı'yı yeniden keşfetmek" adlı dizisinin 3, kitabı ile karşı karşıyayız.Bu kitaba ise "üç kıtada Osmanlılar"ismi verilmiştir.Bu serinin daha önceki kitapları gibi bu kitapta gerçekten bir şaheser niteliğinde.

Her ne kadar konuşma-konferans-ların kitaba dökülmüş hali pek makbul olmuyorsa da.Ki bu kitap da öyledir.Üstadın zengin bilgisi bunu kısmen kapatmaktadır.Türkiye de bana göre şu an en objektif ve donanımlı tarihçilerden biridir.
Bu kitap diğer iki emsalinden farklı olarak Osmanlıyı dış politikası yönünden ve anlattığı dönemin dünya siyasi tarihinden ayırıyor.Diğer iki eser Osmanlıyı kendi içerisinde anlatırken bu eser daha çok dış politikasına önem vermiştir.
Ayrıca "Osmanlı'da azınlıklar ve millet sistemi"başlığı altında ki yazı çoğu ezberleri bozacak türdendir.