Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

26.11.2007

Bu kitap Sabataycılık konusun da kısa fakat özlü bilgi edinmek isteyenlerin okuyabileceği bir eser.Kısa bir eser olmasına rağmen oldukça etkili bir kitap olduğunu söyleyebilirim.Türkiye de bu konu üzerine yapılmış olan bir çok çalışma da bu eserin kaynak olarak kullanıldığını görürsünüz.Ayrıca bu konu ile alakalı olarak Türkiye de yazılmış olan ilk müstakil eserdir.

Kullandığı kaynaklar 2 tane yabancı ve 3 tane de yerli kitaptır.Ayrıca 1924 Vatan ve Vakit gazetelerinin koleksiyonlarından da faydalanılmıştır.Yazar sabataycıların yatılı okulunda müdürlük yapmış olduğu için verdiği bilgiler daha da eşsiz oluyor.
Yazar başlangıçta "Mesihlik" konusunu işliyor.Ardından ise Sabatay Sevi'nin maceralarını anlatmaya başlıyor.Bu konu ile ilgilenen birisi olarak kitabın oldukça objektif olduğunu söyleyebilirim.
24.11.2007

Mehmet Doğan hocanın hazırlamış olduğu bu sözlük gerçekten enfes.Çok geniş kapsamlı bir sözlük olması itibarı ile oldukça kullanışlı diyebiliriz.Kelimelerin hangi dilden olduklarını belirtmesi ise çok güzel ve faydalı.Bilindiği gibi Mehmet Doğan dil konusunda çok hassastır.Hatta bu konuda bir kitap dahi kaleme almıştır.Bunun böyle olması ise oldukça tabiidir.O yüzden sözlükte sık sık karşılaştığınız " Bu uydurma dilde " ibaresi çok önemlidir.
23.11.2007

Bu aralar ne hikmetse elime aldığım kitaplar dökülüyor. Bu kitapta o dökülenlerden bir tanesi. Yazarın bu okuduğum ilk kitabı ve bende çok kötü bir intiba bıraktı. Her şeyden önce çok kötü bir üslubu var. Kitap edebi yönden beş para etmez diyebilirim. Yazar, kitabı sanki geniş halk kitleleri için değil de bu işin uzmanları için yazmış. Fakat kitabın işin uzmanları için de yazılmadığı bir gerçek. Çünkü kitapta ihtisasın i si bile bulunmuyor. Bunu nereden mi çıkarıyorum çok basit olarak kaynakçasından. Kitabın kaynakçasında toplam 12 adet eser var. Masonluğun tarihini yazmak için çok kısıtlı hatta sıfır diyebileceğimiz kadar az. Ayrıca kaynakçanın sonuna 36 tane internet sitesi eklenmiş. Bu sitelerin kimisi ciddi siteler olmakla beraber birçoğu ne olduğu belirsiz siteler.
Ayrıca kitabın iç kısmında hiçbir kaynak gösterilmemiştir. Dipnot derseniz o da hak getire. Kitap tamamen kaynaktan yoksun bir vaziyette kaleme alınmıştır. Ayrıca metin içlerinde bile hiçbir kaynağa atıfta bulunulmuyor.
Başta da ifade ettiğim gibi yazar sanki kitabı uzman kişiler veya uzmanlaşmaya doğru giden kişiler için yazmıştır. Ben kitabı okumaya başladığım zaman Masonluk konusunda bilgi sahibi olmayı umuyordum fakat ne gezer.

Yazarın kullandığı dil ise evlere şenlik türden. Tamamen uydurma olarak bildiğimiz bir dili yazar kullanıyor. Örnek vermek gerekirse” Gönençli,yönetimsel,bilgisel,felsefesel,töresel,eğitsel “ vb. birçok kelime. Mesela felsefesel kelimesi çok garip bir kelime bunun yerine “felsefi” kelimesi daha doğru ve uygun olurdu. Ayrıca sayfa 16 da ikinci paragrafın 2, ve 3, satırında kullanmış olduğu iki kelime de birbirini nakzetmektedir. Birinci kelime “Dinsel” ikinci kelime ise “Dünyevi” kelimeleridir. Bu iki kelime farklı formatlarda kullanılmıştır. Birincisi uydurma dilin sel ve sal eki ile kullanılırken ikincisi Arapça,ismi mensup formunda kullanılmıştır. Doğru olan ise şüphesiz Arapça formu kullanması olacaktı. “Neden” derseniz biri gerçek bir dil iken diğeri uydurma olduğu için diyebilirim. Aslında burada yapılması gereken iş şu olmalıydı; ya uydurma dili kullanacaktı veya Arapça formu yani;”dini” “dünyevi” olarak Arapça formu kullanmalıydı veya “dinsel” “dünyesel” olarak uydurma formu kullanmalıydı. Bu biraz komik oldu galiba:) Bu konuyu çok uzattım farkındayım yalnız bunu açmam gerekiyordu yoksa uyuyamazdım.

Şimdi ise tabiri caizse “zurnanın zırt dediği yere” gelmiş bulunuyoruz. Yazar eski Mısır dinleri ve gnostik akımlar hakkında bilgiler veriyor. Veya vermeye çalışıyor. Bu iki din ve akımın Masonluğa etki ettiğini ispatlamaya çalışıyor. Ben pek bir şey anlamadım ama sonuçta bir bağ kurmaya çalışıyor. Her iki konu içinde ayrı başlıklar açmış. “ Gnostiszm” bölümünü okurken yahu dedim kendi kendime ben bu satırları bir yerden hatırlıyorum ama nerden ! aklıma geçenlerde okumuş olduğum “ Dinler Tarihi “ geldi. Prof. Dr. Ekrem Sarıkçıoğlu’nun yazmış olduğu bu kitapta da “ Gnostik dinler “ başlığı ile geniş bir makale var. Bu makaleyi konunun uzmanı olan Prof. Dr Şinasi Gündüz hoca yazmıştır. Hatta kitabın yazarı önsözde de kendisine teşekkür etmiştir. Şinasi Gündüz hocayı iyi tanırım bir çok konferansına katıldım ve gerçekten çok ilim sahibi bir insandır. Şimdi sizin anlayacağınız şu ki bu arkadaş o bölümü olduğu gibi intihal yapmış. Yani kaynak göstermeksizin birebir kopyalamış. İnsaf yahu birebir insan kopyalarda nerden aldığını belirtmez mi ? Ne dipnotta nede kitabın sonunda ki kaynakçada bunu göremiyorsunuz. Bu düpedüz hırsızlıktır,sahtekarlıktır.

Bu olay bana bir reklamı hatırlattı doğrusu. Eskiden gösterilen bir motor yağı reklamı vardı. Sloganı ise “Ağzı olan konuşuyor” du. Şimdi bakıyorum da ağzı olan konuşmuyor da eline kalem alan yazıyor. Sabah akşam bir yazar çıkıveriyor ortaya iki kitap okuyup kendini Alemle-i cihan zanneden kimse yazıyor bir kitap.
22.11.2007

Bu eser eski tabirle haşiye diyebileceğimiz bir kitap.Osmanlı dönemi müelliflerinden Ahmed Feyzi Çorumi'nin " El-Feyzu'r Rabbani fi Ebatili'l -İrani " adlı kitabının ışığında yazılmıştır.Kitap Akaid yönünden Şia'nın bir eleştirisi mesabesindedir.Klasik islam alimlerinin Şia'ya yöneltmiş oldukları eleştirilerin bir toplamıda diyebiliriz.Normalde yukarıda ismini vermiş olduğumuz kitabın tamamı değilde belli bir kısmı kullanılmıştır.Orijinal kitap fıkıh konusunu da içermekteyken,elimizde ki eser sadece Akaid boyutunu ele almıştır.

Ben bu eserin gereksiz bir çalışma olduğunu düşünüyorum.Ayrıca çokta sıkıcı olduğu için tam olarak bitiremedim.Aslında kitabın orjinalini yayınlamış olsalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.Veya bu kitabı kaleme alan şahsiyet,kendi birikimleri ile bu konu üzerine bir çalışma yapsaydı daha isabetli olurdu.Böylece kitabın sıkıcılık vasfı da ortadan kalkmış olurdu.
20.11.2007

Kitap,adından da anlaşıldığı gibi tam bir ders kitabı. Bu yüzden edebi yönden hiçbir özelliği bulunmuyor. Kısa ve öz bir biçimde Akaid -inanç esasları- konusunu açıklamaya çalışan bir eser. Bence oldukça da başarılı bir çalışma.

Öyle tahmin ediyorum ki Suudi alimler tarafından hazırlanmış bir kitap. Hem kitabı yazan isimler den hem de yoğun bir şekilde Tevhide vurgu yapmasından dolayı bunu söylüyorum.
Kitabın büyük bir bölümü halk arasında ki batıl inançların cerhi mesabesin de. Bence bu çok önemli bir konu ve üzerinde özellikle günümüzde çok durulmalı.

Son olarak kitabın baş taraflarında Müceddid isimleri verilirken dikkati mi bir isim çekti. Son olarak verdiği Müceddid'in ismi "Muhammed bin Süleyman et-temimi" bu isimde daha önce hiçbir alime rastlamadığım için ufak bir araştırma yapmak zorunda kaldım. Vardığım sonuç ise Muhammed bin Abdulvahhab oldu( Ülkemizde bu isim çok kötü karşılanır belki bu yüzden farklı bir şekilde verilmiştir. ). Bilindiği gibi Muhammed bin Abdulvahhab,18,yüzyıl da Arabistan’ın Necid bölgesinde doğmuş ve Ortadoğu da çeşitli yerlerde bulunmuş bir alimdir. Daha sonra Suud ailesinin siyasi himayesinde ıslahatçı görüşlerini savunmuş,cihad etmiş ve 1792 tarihinde Osmanlı tarafından idam edilmiştir.Kimine göre-özellikle tarikatçı çevreler-bir sapık olan ibn Abdulvahhab,kimine göre ise bir Müceddid’dir.

Ben şahsen ibn Abdulvahhab'ın doğru anlaşılamadığı kanaatindeyim. Onun eserlerini ve ortaya koyduklarını anlamak veya anlamaya çalışmak yerine bazı çevrelerin sürekli kışkırtmaları sebebi ile neyin ne olduğu sürekli olarak karanlıkta kalıyor. Aslında ortaya koyduğu görüşler bid'at değil İslam'ın ta kendisi idi. Kitaba ve sünnete çağırıyordu ve bozulmaya yüz tutmuş olan itikadi konuları kitap ve sünnet eksenin de yeniden ele alıyordu.
Tıpkı ondan önce geçmiş olan Şeyh ul-İslam ibni Teymiyye gibi bir duruma sokulmaya çalışıldı. Geleneklerin din olduğu bir toplum da bu tip insanların sapık sayılması oldukça doğaldır.