Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

02.07.2007

Kitabın adı bize,Cumhuriyet'in kuruluşu ile alakalı bir araştırma olduğu izlenimini veriyorsada bu yanlış.Farklı makalelerden oluşmasının yanı sıra hep aynı konu etrafında dönüp dolaşıyor.Buda can sıkıcı olması anlamına geliyor.Mehmet Altan'ın daha önce " Kürtler şeytan soyundanmı " isimli kitabını okumuştum.O kitaptaki bir çok makale aynen bu kitaba alınmış,bu biraz kandırmaca gibi olmuş aslında.Mehmet altan,fena bir adam değil,bazı noktalarda kafamız uyuşmasada genelde beğendiğim bir tip.En azından bu memlekette bazı şeylerin ters ve saçma sapan gittiğini tesbit edip,davasını savunuyor.Mehmet Altan'ın 1,ve 2, diye ayırdığı Cumhuriyet,aslında bana şu malum Cumhuriyet mitinglerini hatırlattı.O mitinglerde Tuncay özkan gibi bazı densizlerin II,Cumhuriyetçilerede HAYIRRR !!!! diye ünlemesi aklıma geldi birden.Ne komik durumdayız be yaf,ağlanacak halimiz var aslında.

Ben aslında Mehmet Altan gibi bir akademisyenden,daha güzel çalışmalar beklerim.Yani tarihe inerek,oradan örnekler vererek,daha hacimli ve doyurucu çalışmalar.Tabi bu kitabıda faydalı buluyorum ama yeterli değil.Şöyle bir babayiğit çıkıpta yakın tarihi adam gibi kaleme alsa ne iyi olurdu.
01.07.2007

II.Abdulhamid Han,tarihin kaydettiği ender şahsiyetlerden birisidir.Hakkında bir çok kitap ve makale yazılmış olan değerli bir devlet adamıdır.Bende onun hakkında yazılmış bir çok eserler okudum.Bize okulda öğretilen Abdulhamid ile hiç alakası olmayan bir insanla karşılaştım.Resmi görüş çerçevesinde yazılan tarihin ne abuk subuk olduğu ve gerçeklerle uyuşmadığıda ortada.İnşallah gerçek manada tarih yazıcılığı başlarda şu resmi ideolojiye mahkum safsatalardan kurtuluruz.

Sultan'ın hakkında yazılmış eserlere bir göz atarsanız,karşınıza bir değil üç tane II.Abdulhamid çıkar.Bunlardan biri göklere uçurulan " Ulu hakan Abdulhamid Han " bir diğeri yerin dibine sokulan " Kızıl Sultan " dır.Üçüncü ise gerçek olanıdır,fakat ben,daha gerçek olanına rastlamadım.Yani şunu söylemek istiyorum;eğrisi ve doğrusu ile,günahı ve sevabı ile,objektif olarak bir çalışma yok gibi.Bellimi olur onuda belki ben yaparım.

Kitaba gelince kitabı beğendiğimi söyleyemem,kaynakçasına baktığımız zaman çok kısıtlı olduğu fark edilir.Böyle bir kitap yazmak için çok daha geniş bir kaynakçaya sahip olması lazım.Örneğin Orhan koloğlu'nun "Abdulhamid gerçeği"isimli kitabı daha kapsamlı ve doyurucu.Veya Mustafa Armağan'ın "Abdulhamid'in Kurtlarla dansı"kitabıda daha iyi diyebilirim.Yine İhsan süreyya sırma hocanın Abdulhamid araştırmalarıda fevkelade iyi ve tavsiye edilir nitelikte.Kitap zaten beş,altı ana kaynak üzerinde bina olunmuş.Necip fazıl,Ayşe Osmanoğlu,Süleyman kocabaş,Tahsin paşa gibi,tabii ben bunları zayıf gördüğümü söylemiyorum,fakat daha zengin bir kaynakça gerekirdi diye düşünüyorum.

Yazara gelince edebi uslub hiç iyi değil,uslub çok sıkıcı,böyle bir uslub ile tarih okutamazsınız ve sevdiremezsiniz.Aynı zamanda objektiflikten mahrum,taassup ile kaleme alınmış bir kitap.Her zaman söylerim objektif olmayan bir tarih yazıcılığı,hiç bir işe yaramaz.Bize körü körüne savumak değil delileri ile tarihi ortaya koymak yaraşır.Ancak o zaman biz buna tarih diyebiliriz ve ondan faydalanırız.
28.06.2007

Yazarımız bir Muhtedi,yani ihtida etmiş bir kimse,ihtida doğru yolu bulmak anlamına geliyor ve Arapça bir kelime.Muhtedi ise doğru yolu bulmuş olan anlamında,yani özne,bir başka deyişle ismi fail,kelimenin kökeni ise huda yani doğru yol anlamına geliyor.Aslında "Huda" Esma-ul Husna dediğimiz,Allah'ın doksan dokuz isminden de bir tanesi ve doğruya ileten anlamında.Bununla beraber Mehdi kelimesi de aynı kökten geliyor ve oda Doğruya ileten anlamında.Şimdi bu kısa mukaddimeden sonra kitapta yazar için verilen bilgiyi aktarayım " MARTIN LINGS-Ebubekir Siracuddin-1909 yılında İngiltere'de doğdu.Önceleri Protestan dı,sonra ateist oldu.Oxford Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı okudu.Yirmi beş yaşlarında diğer dünya dinlerini incelemeye başladı.1938 de tanıştığı Kuzey Afrika'lı Müslümanlar vasıtası ile büyük sufi ! -ünlem bana ait-Şeyh Ahmed el Alavi eş-Şazeli ile karşılaştı,Müslüman oldu Ebubekir Siracuddin adını aldı"Muhtedi insanlara oldum olası bir hayranlık,sevgi ve saygı beslemişimdir.Neden diye soracak olursanız onlar İmanı kendileri keşf ettikleri için diyebilirim.Yani bizim toplumda olduğu gibi anadan doğma Müslüman değiller.Bir gayret bir büyük çaba sonucu bunu yapıyorlar.Düşünün bir kere onların İmanı ile bizim İmanımızı,bana göre arada çok büyük fark var.Bize miras gibi kalmışken onlar,kendileri bunu keşf ediyorlar.Toplumdan dışlanmayı ve her türlü hakareti göze alarak.Bence bu övülmesi gereken yegane davranışlardan biridir.Bununla beraber Muhtedilerin en büyük özelliklerinden birisi,İslam'a girdikten sonra hummalı bir çalışma ile yeni dinlerini en iyi şekilde öğrenmeye çalışmalarıdır.Tıpkı Üstad Muhammed Esed gibi,o'da bir Yahudi muhtedisi idi ve İslam'a çok hizmetleri oldu.Tıpkı onun gibi Martin Lings de yeni dinini çok iyi bir şekilde kavramış ve bu kitabı da buna şahit kılmıştır.Keşke ülkemizde yaşayan ve ben " Müslümanlardanım" diyenlerde de bu hassasiyetler olsa idi.

Kitabı genel olarak çok beğendim.Her kitapta olduğu gibi bazı hatalar tesbit etmek mümkün tabii.Şunu hiçbir zaman unutmamız lazım gelir ki,hatadan beri olan sadece Allah'ın Kitabı Kur'anı Kerimdir.Bunun dışındaki kitapların hepsi az yada çok hatadan salim değildir,olamazda.Yazar gerçekten İslam’ı çok iyi kavramış ve buna kitabını şahit tutmuştur.Allah kendisine Rahmet eylesin,O'nu cennetine koysun-Amin-

Bu arada İnsan yayınlarını yaptıkları güzel çalışmalardan dolayı tebrik ederim.Çok faydalı eserleri tercüme ve neşr ederek,bilgi dünyamızı zenginleştiriyorlar.Bu okumuş olduğum kitapta,gerçekten güzel bir çalışma.Bazıları için önemli olmaya bilir ama benim için çok önemli olan bir nokta ise şudur;Kitap kağıt,cilt,baskı ve mizanpaj olarak da enfes.Dileğim odur ki bütün kitaplar böyle basılsa.Bu kaliteli baskı içinde,İnsan yayınlarına ayrıca teşekkürü bir borç bilirim.
21.06.2007

Aslında bende Rizeli olduğum için bu kitabı okumak istedim.Acaba bizim memleket hangi tarihi süreçlerden geçmiş diye merak ettim doğrusu.Kitabı çok beğendiğimi söyleyemem,karadeniz tarihinden daha çok Türklerin tarihini andıran bir çalışma.Ufakda olsa yine Karadeniz'den bahsediliyor kitapta.Karadenizdeki ilk tarihi bulguları Herodot ve Ksenophon adlı tarihçilere dayandırıyor.Bu tarihçiler den Ksenophon MÖ 600 yıllarında Herodot ise MÖ 400 yıllarında yaşamış.Bu insanlar bölgeyi bizzat gezmiş ve kendi gözlemlerini aktarmışlar.Yazar daha sonraki tarihler için bir çok kaynak kullanıyor.Ksenophon ve Herodot'un Yunan-Helen-asıllı olduklarını biliyoruz.Bu bize onların yaşadığı süreçte Doğu Karadeniz bölgesinde bir Helen sömürgeciliğinin olduğunu gösteriyor.Daha sonra bölge Romalıların eline geçmiş ve uzun müddet Romalılarda kalmış.Fakat yazarın söylediği gibi zaman zaman buraya bazı Türk boylarınında akın yapıp kısa vadede yerleştiklerini görüyoruz.Doğu Roma İmparatorluğunun zayıflaması ile içerden bir darbe ile bu bölgenin el değiştirdiği söylenebilir.Komnen ailesi olarak bilinen ailenin bu ihtilalle yönetimi ele aldığı anlaşılıyor.Taki 1461 yılında Fatih'in gelip Trabzonu feth etmesi ile Osmanlı yönetimine geçen bölgenin,sonraki durumu herkesin malumu.

Ötüken yayınları adından da anlaşılacağı üzere Türkçü bir yayın politikası güdüyor.Bu yayınevinden çıkan kitaplar genelde "Türkçü" özelde ise "Türk-İslamcı"bir düşünce ile kaleme alınıyor.Yayınevinin yazarlarını şöyle bir dikkat ile incelerseniz bana hak verirsiniz."Türkçü" veya "Türk-İslam"cı görüşe sahip olan insanlarında kitaplarını muhakkak dikkatle okumak lazım.Yani tahkik etmek -doğrulamak- lazım.Neden diyecek olursanız;Irk taassubu olan insanların ne kadar objektif olabileceklerini sizin yorumunuza bırakıyorum.Ben bu kitapta da bu görüşü hissettim doğrusu.
19.06.2007

Kitabı iki yazar kaleme almış,Ahmet Almaz ve Pelin Batu.Bu Pelin Batu büyük ihtimalle Chp eski milletvekili İnal Batu'nun kızı olsa gerek.Ahmet Almaz tarih konusundaki çalışmaları ile dikkat çekerken,Pelin Batu'nun bu çalışma hariç birde şiir kitabı var.Yapı kredi yayınlarından çıkmış.Kitab ortak bir çalışma ürünü fakat kimin hangi bölümü kaleme aldığı belli değil.Öyle tahmin ediyorumki kitabın 3, bölümü hariç geri kalanı Ahmet Almaz tarafından yazılmış.Yani bu bir tahmin olmakla beraber 3, bölüm olan " BENİ İSRAİL'İN DÜNYA TARİHİNDEKİ YERİ " Pelin Batu tarafından yazılmış zan ediyorum.Bu zan'ımın sebebi ise Ahmet Almaz'ın çizgisini biraz bildiğimden dolayıdır.Şimdi bunun ne önemi var diyebilirsiniz,bence çok önemi var çünkü;Bu 3, bölüm ne tarihle ne bilimle alakası olmayan bazı özellikler taşıyor.Şimdi bu bölümde tespit ettiğim bazı konuları aktaracağım.

İlk olarak bölümü yazan kişinin şu tesbiti dehşet vericidir-Bölümü yazan diyorum çünkü ben sadece Pelin Batu olduğunu tahmin ediyorum-" Biz burada Tevrat kaynaklarının eleştiri ve tahlilini yapacak değiliz.Fakat bilimden ziyade aklı selim,bizi Davud ve Süleyman zamanına ait Tevrat'taki hikayeleri doğru olarak kabul etmeye sevk eder " Aslında şu paragraf bile bu kimsenin-artık her kimse-ne kadar bilim insanı olduğunun bir göstergesidir.Oysa yazarın iddiası "Yahudilik tarihi"yazmaktır ve tarih bir takım Efsane(Hurafe)lerle yazılmaz.Elinizde somut verilerin olması gerekir.Bunuda ancak Arkeolojik çalışmalar ve dönemin yazılı tarihi ile gerçekleştirebilirsiniz.Eğer bunu yapmazda İsrailiyat dediğimiz kaynakları sahih kabul eder ve onlardan yaptığınız alıntılarla Yahudi tarihi yazacağınızı düşünürseniz yanılırsınız.Ve bu yanılgınızda sizi böyle komik bir duruma düşürür.Hiç alakası yokken bir peygamber olan Süleyman(A.S) için ileri geri konuşur ve ona düşman olursunuz.!!! Nasılmı ? bakın yazar ne diyor " Tevrat'ın Süleyman hakkındaki rivayetlerden anlaşıldığına göre,bu kral son derece batıl inançlara sahip,akıl sağlığı bozuk bir hükümdar olup,komşularından daha dindar olamayan bir millet üzerinde saltanat sürmekteydi " İşte klavuzu Tevrat olan birisi böyle bir tarihi tespit yapabilir !!! Sadece bu bilgiyi Tevrat'a dayandırarak yapmak ne kadar tarihçiliktir onuda size bırakıyorum.Yine aynı şekilde " Süleyman'ın Eşleri " ara başlığı altında söyledikleri yenilir yutulur cinsten değil,bakın yazar buradada neler yazmış " Süleyman bu suretle,yeni bir şekil altında Kudüs'te Yahova'nın yeni mezhebini kurmuş oldu.Saltanatının başlangıcında Rab kendisine göründü ve onunla konuştu.Fakat bu tecelli,İhtiyarlığında Süleyman'ın diğer tanrılara teveccüh ve iltifat göstermesine engel olmadı.Şüphesiz siyasi nedenlerden dolayı ve de gücünü bir kat daha arttırmak için bir kaç defa evlendi.Eşlerinin hoşuna gitmek için her birinin mensub olduğu ilaha kurbanlar kesti.O dinlere olan saygısını göstermek amacıyla Sayda Tanrıçası Astrot ve Muabilerin ilahı olan Moloh için ayinler yaptırdı " Yine buradada Hz. Süleyman (a.s) iftira atmakta ve onu müşrik olarak göstermektedir.Biz biliyoruzki bu da diğer konular gibi Tevrat'tan alınma bir konudur ve tamamen uydurma ve Efsanedir.Bu 3, bölümde bunlar gibi birçok pasaj var ve hepside aşağı yukarı Hz.Süleyman'a(a.s)iftira atmaktadır.Ne demişler klavuzu karga olanın burnu ..... kurtulmaz.Yine bunun gibi bir örnekte şu " Süleyman'ın akıl ve dirayetine,siyasi dehasına gelince;Tevrat'tan başka bir kaynağa müracaat etmeden bile bu zatın ancak tüccar bir hükümdar olduğu;Hiram'ın oldukça büyük girişimlerine yardım etmekten başka birşey yapmadığı ve idare ettiği memleketin Fenike ile Mısır arasında ulaşım aracı oluşturmaktan fazla bir rolü olmadığı ortaya çıkar " Düşünün bir kere "....Tevrat'tan başka bir kaynağa bile müracaat etmeden bile bu zatın..." Yani yazar için bilimsel delillerin dahi bir önemi yoktur.Çünkü bizim yazar kahindir ve geçmişten haber vermektedir.Elinde olan tek kaynak Tevrat olduğu halde onu bile gözardı edip kehanette bulunabilmektedir.Ve bunun adınada bilim veya bilimsel araştırma diyebilmektedir.Yazarın Süleyman (a.s) ile ne alıp veremediği olduğunu doğrusu merak ediyorum.

Bu arada yeri gelmişken bir iki konuyuda aydınlatmakta fayda görüyorum.Bunlardan bir tanesi Tevrat'ın ne zaman ve ne şartlarda yazılıp birleştirildiğidir.Bazı rivayetlere göre Tevrat'ın yazılması,Babil Kralı Nabukanadzar'ın Beni İsrail ülkesini komple yakıp yıktıktan sonra ve Yahudileri Babile sürüp zorunlu ikamet ettirdiği süreçte olduğudur.Bunun yanında M.Ö 1, Asırda yazıldığıda söylenmiştir.Her durumda Süleyman (a.s) ile aralarında ya 400 sene veya 800 sene olması lazım gelir.Babil kralı İsrail topluluklarını sürdüğü zaman,bütün tevrat nüshalarıda yakılmıştır.Bu çok önemlidir bu konuya dikkat etmek gerekir.Neden diyecek olursanız,Süleyman (a.s) dan sonra Devlet ikiye bölünmüştür.Güneyde İsrail ve kuzeyde Yahuda devleti olarak.Bu grublar arasında hem mezhepsel olarak ve hemde neseb yönünden problemler vardı.Birbirlerini küfür ile itham ederlerdi.İşte Babilde yazıldığı sanılan bu Tevrat nüshalarınında karşı grubtan kişiler tarafından yazıldığı söylenmiştir.Yani burada biz hem mezhep hemde neseb farklarından dolayı birbirini kötüleyen ve karalayan grublar görmekteyiz.İşte burada yazarın yuvarlandığı gayya kuyusu görülmektedir.Kendine sadece Tevrat'ı kaynak alırsan durum bu olur.

Bu anlattıklarımın dışında kitap,istifade edilebilecek bir kitaptır.Yani 3,bölüm hariç,bu bölümü kimin kaleme aldığını bilen varsa banada bir mesaj atsın lütfen.Ayrıca Üstadımız İlber Ortaylının kitabın sonuna eklenen makaleside " Osmanlının modernleşmesi ve Sabataycılık" gayet güzel 6 7 sayfalık bir makaledir.Bizim ciddi manada Üstad gibi tarihçilere ihtiyacımız var.Objektif ve dolu yani bilgi bakımından tam donanımlı,münevver insanlara.Önüne Tevrat'ı koyupta tarihçiyim diye geçinenlere değil.Ve bu tarihçilikle !! nemalanan insanlara hiç değil.