Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

16.06.2007

Memet Altan'ın bu okuduğum ilk kitabı,aslında kitabın ismi bende Kürt sorununa ilişkin bir kitap olduğu izlenimini vermişti.Fakat öyle olmadığını okuyunca anladım.Kitap bir çok makalelerden oluşuyor ve gayet kısa yazılar.Anladığım kadarıyle gazete yazılarının bir derlemesi olsa gerek.Kitap ismini içerisinde bulunan bir yazıdan almış.O yazıda eski Mhp milletvekillerinden Abdulhaluk Çay isimli birine ait olan bir kitaptan iktibas edilmiş.Bu adı geçen vatandaş bir kitap yazmış ve adıda "her yönüyle Kürt dosyası" ve bu saçma sapan hurafelerle dolu kitapta Kürtlerin Şeytan soyundan oldukları ispatlanmaya çalışılıyor.Ne kadar komik bir durum değilmi ? Zaten Mhp li birindende ancak bu beklenebilirdi.Bu zevat bu araştırmasını !!! İsrailiyat dediğimiz kaynaklara dayandırıyor ve bakın neler söylüyor." Hz. Süleyman şeytan tarafından kutsal yüzüğü dereye atılarak tahtan indirildiği ve iktidarsız yaşadığı 40 günlük bir süre içinde,balıkçıların Hz. Süleymana sunduğu bir balığın içinden kutsal yüzük çıkınca,meleklerinde gayreti ile Hz. Süleyman tekrar tahta çıkar.Ne varki Hz. Süleyman'ın haremindeki cariyeler bu arada boş durmamışlar,şeytanla cinsel ilişki kurup hamile kalmışlardır.Bunu fark eden Hz.Süleyman cariyelerini yüksek dağlara bırakarak cezalandırmış.Vade geldiğinde çocuklar doğmuş,biribirleriyle evlenip üremişler ve şeytan soyu Kürtler böyle peydahlanmış" İşte size bu ülkenin gerçeği ve bu adam bir bilim adamı yani doktor biliyormusunuz. ? Ben artık fazla yorum yapmıyayım yorumu size bırakıyorum.

Kitaptaki yazılarda en çok dikkatimi çeken husus ise Mehmet Altan'ın sosyal demokrasiyi çok şiddetli bir biçimde savunması oldu.Bu günkü mevcut olan ve kendisine sol diyen oluşumların hiçbirinin sol olmadığını ve hem kendilerini hemde halkı kandırdıklarını söylüyor.Sol görüşün sürekli değişen dünya düzenine ayak uydurmak olduğunu ve sol düşüncenin devletçi olamayacağınıda ekliyor.Bugünkü Chp ve Shp gibi partilerin ise ancak tek parti günlerinin özlemini çeken ve devletin resmi ideoloji ve söylemini destekleyen partiler olduğunu vurguluyor.Bu grubların halkla en ufak bir ilişkileri dahi olmadığını ve halka rağmen halk için düsturunu benimsediklerinide üstüne basa basa söylüyor.Ben Mehmet Altan'a bu düşüncelerinde kesinlikle katılıyorum.

Mehmet Altan Kemalizm konusunuda bayağı bir hırpalıyor haklı olarak.Türkiyenin 80 yıldır bu zihniyet ile yönetildiğini ve bunun artık değişmesi gerektiğini vurguluyor.Mehmet Altan Cumhuriyeti 2 kısımda mütala ediyor.1923 te kurulan Cumhuriyeti 1,Cumhuriyet olarak vasfediyor.Ve bu Cumhuriyetinde 2, ve gerçek anlamda bir Cumhuriyet ile tebdil edilmesi fikrini yoğun bir biçimde savunuyor.Ben bu konudada Mehmet Altana katılıyorum doğrusu.Neden diyecek olurasanız,Cumhuriyet bu halka tepeden inme ve zorbalık olarak merhaba demiştirde ondan.Altanında ifade ettiği gibi Fransanın üretim,sanayi ve teknoloji modelini almamız gerekirken,Cumhuriyeti kuran kadro bunu yapmamış ve onların kıyafetlerini ve kültürlerini-dil dahil-alma yoluna gitmiştir.Sonra bunu Cumhuriyet diye Millete yutturmaya çalışmışlardır.Şairinde dediği gibi sonrası" bir maymun ve bir inkilab"olmuştur.

Mehmet Altan,yönetimin tam bir askeri yönetim olduğunu söylüyor-Bende bu konuda Altana katılıyorum-Bunu anlamak için zaten allame olmayada gerek yok zan edersem.MGK gibi kurumların ve Milli siyaset belgesi gibi kitapçıkların demokrasilerde ne işi var diye insan merak ediyor doğrusu.Haklı olarak Mehmet Altan bu konu üzerinde oldukça duruyor ve bunun kesinlikle değişmesi gerektiğini söylüyor-ben Altana bu konudada katılıyorum-Gerçekten de artık bu dalaverelere son verilmesi ve anayasada yazdığı gibi demokratik düzene geçilmesi gerekir.Eğer gücü elinde tutanlar bunu yapmayacaksa Anayasadaki bazı hükümleri değiştirsinler.Bu zavallı milletle daha fazla dalga geçmesinler.Sonra bunun faturası çok daha ağır olabilir.
14.06.2007

jean Paul Roux'un bu okuduğum ikinci kitabı,daha önce yine Kabalcı yayınlarından çıkmış olan Türklerin tarihi isimli eserini okumuştum.Yazar gerçekten güzel bir çalışmaya daha imza atmış,ben çok istifade ettim doğrusu.

Yanlız kitabın Orjinal ismi ile yayıncının verdiği isim birbirini tutmuyor.Yayıncı " Altay Türklerinde ölüm " olarak isimlendirmiş ki bunu doğru bulmuyorum.Her şeyden önce yazarın verdiği isim daha doğru,yazar Altay toplumlarında ölüm olarak isim vermişki doğru olan da budur.Altay dediğimiz bölgede yanlız Türklerin değil aynı zamanda Moğol ve tunguz toplumlarınında yaşadığını unutmamamız lazım gelir.Zaten kitabı okuyan da kitapta anlatılanların Türklerle sınırlı olmadığını anlar.Hatta Türklerin Moğollardan daha az zikr edildiğini fark edecektir.dolayısıyle yayınevinin kitaba bu ismi vermesini uygun bulmadım.

Kitab gayet hoş bir uslubla tarihi süreçte,Altay Topluluklarının ölüm ve ötesi hakkındaki inanç ve uygulamaları hakkında bilgiler vermektedir.Kitabın müterciminide tebrik etmek isterim gayet güzel bir uslub ile çevirisini yapmış.
11.06.2007

Yavuz bahadıroğlu'nu Vakit gazetesindeki yazılarından tanıyorum ve beğendiğim bir insan.Fakat bu okuduğum ilk kitabı,kitapta ilmi bir metod izlenmemiş,edebi yönden ise çok basit bulduğumu söylemeliyim.Bazı tarihi Efsaneleri ise gerçekmiş gibi anlatmasınıda uygun bulmuyorum.Bizden olsun çamurdan olsun mantığı ile Osmanlının iyi kötü her şeyine sahip çıkılmasınıda tarihçilik yönünden çok abes görüyorum.
10.06.2007

Kitabı okudum ve çok istifade ettim.Mustafa İslamoğlu hocamız kaleminin güçlü olmasının yanı sıra irticalen yaptığı konuşmalardada oldukça başarılıdır.Hatip ve edip bir insandır.Tabiki her söylediği bizim için hüccet değil olamazda.Bizim için hüccet ancak Allahın kitabı ve Rasulünün sünnetidir-sahih sünnet-Bunun dışında olanlar ictihadi konulardır.Buda Allahın bu ümmete bir rahmetidirki,bu ümmet için kolaylık olsun zorluk olmasın.

Bazı kendini bilmez cahiller Hocayı eleştirirken çok aşırı gidip onu tekfir dahi etmişlerdir.Bu onların cahilliğinden başka bir şey değildir.Hakkında hiçbir bilgileri olmayan konularda asıp keserler.Daha Kur'an bile okumayı bilmeyen insanların bu tip yaklaşımlarını anlamak elbet mümkün değildir.Bu tipler insana İmam Şafii (r.a) nin şu sözünü hatırlatıyor."Alimlerle yaptığım bütün tartışmalarda üstün geldim,Cahillerle yaptığım tartışmaların hepsini kaybettim" Özellikle bazı tarikat çevrelerinin Hocaya atmış olduğu Şiilik iftirası hala devam etmektedir ve sıcaklığını korumaktadır.Onlara uyan kimseler ise hiç tanımadıkları insanları karalamaktan çekinmemektedirler.

Özellikle dikkatimi çeken husus bu kitaba yorum yazanlardan bir tanesi ve kendine "Allame" diyecek kadar kendinden geçmiş bir şahıs,Kitabın ne anlatmak istediğine bakmayarak tamamen kendi hezeyanlarını ve düşmanlığını ortaya koyarak bana göre bir insanlık ayıbı işlemiştir.Hadislerden delil getirirken bazı Sahih haberleri görmezden gelmesi ise kendisini çok gülünç bir duruma düşürmüştür.Yazısının hemen başında Yahudilerin lanetlenmiş bir kavim olduğunu ispatlamaya çalışarak kendi heva ve heveslerine Kur'anı da alet etmeyi caiz görmüştür.Şu bilinmelidirki Kur'anı kendi heva hevesine göre tevil edenlerde ancak Yahudileşmiş bir zihniyetin tezahürü olabilir.Bununla beraber Allahrasulünün (s.a.v) Hanımı ve Müminlerin annesi olan Hz. Safiyye (r.a) de bir yahudi değilmi yani İsrailoğullarından değilmi ? Yine Allah rasulünün "yeryüzünde cennetlik bir kimse görmek isteyen Abdullah bin Selam'a baksın" dediği kimse bir Yahudi yani İsrailoğullarından değilmi ? Bu verdiğim sadece iki örnek bu örnekleri çoğaltabiliriz.Oysa bizim "Allame" arkadaşa bakarsak eğer,bu insanlarda lanetli ve cehennemlik oluyorlar.Bu ne kadar sığ ve mantıksız bir bakıştır.Yani bizim meşhur " Allame " buna ne diyecek acaba şöyle mi diyecek " Efendim onlar Müslüman oldular ve Yahudilikten veya İsrailoğlu olmaktan istifa ettiler" evet bunu söylersede pek şaşırmam doğrusu,ancak bunu söyleyecek bir kafa kitaba böyle bir yorum yazabilirdi.! Birde Naziat suresinin 43. ayetini diline dolamış bizim küçük " Allame " Acaba bu " Allame" nin Arapçası varmı merak ettim doğrusu ! Oysa Mustafa İslamoğlu 15 yılını Arap memleketlerinde geçirmiş,El Ezher den mezun olmuş,hem kitabi Arapçası hemde ammi tabir edilen halk Arapçasını gayet iyi bilir.Hadi bunuda bir kenara bırakalım diyelimki Arapçası yok,sen kaç tane meale baktın "Allame"..!!! Aynı meali,Diyanetin mealinde de buluyoruz.Yine aynı şekilde Elmalılı da mana vermiş.Süleyman Ateş de aynı manayı vermiş,Seyyid kutub ta aynı manayı vermiş ve Şaban piriş te aynı manayı vermiş.Bak " Allame" senin bu yaptığına,köpeksiz köy bulup değneksiz dolaşmak denir.Mitoloji konusunda ise Akıllara zarar açıklamalar yapıyor bizim " Allame " İslamoğlu'nun ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmayıp yine Heva ve Heveslerinin ardından gidiyor.Ben burada sözü daha fazla uzatmak istemiyorum lakin şunuda söylemeden geçemeyeceğim iki kitap okuyup kendini " Allame" zan edenlerden ALLAH'a sığınırız.

Baş tarafta da söylediğim gibi Ben kitabı çok beğendim ve istifade ettim.Bu demek değildirki kitapta yazan her şey doğrudur.Bilakis Hocaya katılmadığım bir çok nokta bulunmakta,fakat süpürücü bir mantıkla yaklaşmayı da katiyen abes görüyorum.Mustafa İslamoğlu hakikaten değerli bir ilim adamımızdır.Ben şahsen onunla çağdaş olmaktan onur duyuyorum.En azından samimi bir Müslüman olduğunu biliyorum.samimiyet yani İhlas çok önemli eğer İhlas var ise hatada dahil dinimiz mükafat veren bir din.Elhamdulillah
03.06.2007

Kitabın yazarı Alman bir soylu ailenin çocuğu.Macar kralı Sigismund ile Yıldırım Beyazıd arasında cereyan eden Niğbolu savaşına katılmış ve esir düşmüş.Daha sonra ise Yıldırım ile Timur'un 1402 Ankara savaşında el değiştirmiş ve Timur'un esiri olmuş.Timur öldükten sonra ise oğullarının maiyetine geçmiş,sonrada bir yolunu bulup kaçıp ülkesine dönebilmiş.

Aslında tarihi bakımdan çok önemli bir belge olması gereken kitap,okunduktan sonra hiçde öyle olmadığını gösteriyor.Yazarın bizzat içinde bulunarak görüp işiterek tarihe tanıklık etmesi çok önemli,tarih bakımından birinci el bilgi ve sağlam olması gerekir diye düşünüyordum.Fakat kitabı okuyunca hiçte böyle olmadığını anladım.Neden diyecek olursanız.Otuz yıl Müslüman bir toplumda yaşamış biri olarak İslamı hiçde doğru anlamadığı kanaatindeyim.Bu da yazarın kafasının çalışmadığının bir göstergesidir.Düşününki otuz yıl bir toplumda yaşayacaksınız ve o toplumun inançları hakkında bilgileriniz çok yanlış olacak.Bu eleştirimin bir boyutu,bir diğer konu ise Mitolojik bir çok olayı gerçekmiş gibi yansıtmasıdır.Bu manada da üç beş hikaye var ama bir hatırattan çok Mitoloji kitaplarına yakışan cinsten.Tabiki ben bütün bir kitabın safsata olduğunu söylemiyorum.Fakat kitaptan faydalanırken,alıntı yapılırken dikkatli olunması gerektiğini söylüyorum.