Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Qudsulaqdas Tarafından Yapılan Yorumlar

31.01.2012

Çerkezethem haklı. Kitap toplama yazı parçalarından oluşuyor. Taş devrine kadar inerek kavimleri Kürtler ve diğerleri diye ikiye ayırıp Kürt olduğunu iddia ettiklerini medeni diğerlerini işgalci ve sömürgeci olarak sunuyor. Zerdüştlüğü överken "Kılıçla gelen, okuma yazma bilmeyen, efsaneler dinleyerek büyümüş Muhammed" diyerek İslam'a küfretmekten çekinmeyen yazar Harran'ın en parlak devri olarak 10. 11. yüzyılları özlemle anlatması büyük çelişki. Sabiilikle ilgili alıntıları ise bir yere bağlamadan bulabildiği bilgileri boca etmiş.
Öte yandan barajların insan hayatına, tabii ve kültürel değerlere zararı vurgusuna katılıyorum.
12.01.2012

Yahya Kemal'in şiirlerine söyleyecek tek kelimem yoktur. Bu basımsa harika bir kalite, olağanüstü güzellikte turkuaz bir cilt. Numaralı basılan 1000 tanesinden 1'i de benim kütüphanemi süslüyor ki bence pahası binlere değer. Diğer kitapların arasında görenler dokunup içine bakmaktan kendini alamıyor. Emeği geçenlerin ellerinden öpüyoruz.
12.01.2012

İbrahim Peygamber ve onun ailesinin bu dindeki yerini hatırlamak için hoş bir vesile. Fakat tenkitten vareste değil. Şöyle ki anlatıma şiirsellik katmak için "sandık/ları", "kurb/an" şeklinde tuhaf yazımlı ifadelere hiç luzüm yoktu. Ayrıca birinci tekil şahıs anlatımıyla Hacer Ana gibi saliha bir insanın diline "ben" kelimesi hiç yakışmıyor. Filistinden ayrılma sahnelerinde bugünün siyasi sorunlarına atıflar yapılarak binlerce yıllık hatıraları dar bir mecraya sürerek Peygamberimizin "melekler kanatlarını geriyor" dediği o mübarek toprakları tahkir hissediliyor. Sara Ana'nın kıskançlığına aşırı vurgu yapılmış. Yersiz, anakromik bir zıtlaştırma var; Hacer aşıkmış, derinmiş; Sara yüzeyselmiş sadece seviyormuş gibi haddini aşan bir yapı... Ama sonunda Sara Ana'dan özür dileme bölümü çok hoş. Yazar kendini affettiriyor. Binaenaleyh okurken zihnime takılan soru: Her kadın Hacer'se Sara Ana da kadın değil mi?
12.01.2012

Efendim, Mevlana öyle bir şekerli berekettir ki kim bu balı, hatta sirkencebinini tutsa parmağını yalıyor, çok satan oluveriyor. Gençler kitaptan öğrenecekleri notlar çıkarabilirler ancak lanse edildiği derin muhtevadan çok uzak göründü bize. Çalakalem yazılmış hissini kuvvetle hissettiğimiz uzunca bir romantik hikaye bu. Edebi ve edeb'i yönü son derece güdük. Birinci tekil şahıs kipinden anlatımla samimiyet yakalanmak istenmiş fakat Şems gibi bir tasavvuf büyüğünün diline "ben" kelimesi hiç yakışmıyor. Bilenler bilir, Mevleviler zinhar "ben" ve "sen" zamirlerini, kiplerini kullanmazlardı. Şems'in ölümünü anlatabilmek için mecburen üçüncü tekil şahıs diline geçilmesi tutarsızlığına düşmek de cabası tabii. Ayrıca günlük hayatta pek kullanılmayan kelimelerin mealleri parantezler açılarak verilmiş ki son derece trajikomik bir şekil sorunu var. Çok-satarları bırakınız, Mevlana'yı Mevlana'dan okuyunuz, Mesnevi'yi Divan-ı Kebir'i...
06.01.2012

Bir dil profesörünün oğlunun gözünden biyografisi takdire şayan. Dünyanın neresinde olursa olsun kendi dindaşlarına nasıl sahip çıkıp sıkı sıkıya birlik olduklarını görmekten çıkarılacak dersler var. Bebekken kaybolmuş bir akrabayı arayış bölümü çok heyecanlıydı doğrusu. Öte yandan birşeyler öğrendiğim bir kitap oldu. Mesela Kuzay Irak'ta 50 yıl öncesine kadar Aramice konuşan ve kültürel olarak Türklere pek çok ortak yönü bulunan bir Yahudi toplumu olduğunu bilmiyordum.