Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
bookworm.54 Tarafından Yapılan Yorumlar
Gece Yarısını Dört Geçe,tam King tarzı denebilecek iki tane hikayeden oluşuyor.Kitabın kapağı bile insanı ürkütüyor.Bazı King kitaplarının yavaş yavaş sindirilerek okunması dahilinde daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.Bu yüzden acele ederek okuduğum "KİTAPLIK POLİSİ"ni ikinci defa yavaş okuduğumda konuyu ve ana temayı daha iyi anlayarak hikayenin ürkünçlüğünü içimde daha fazla hissettim ve okura ne anlatmak istediğini daha iyi anladım.Dolayısıyla sabırsız bir kişiliğe sahipseniz,okuduğunuz kitapta durmadan birileri ölsün,sürpriz gelişmeler olsun istiyorsanız size göre bir kitap olmayacağına garanti veririm...Şayet "ZAMAN" kavramının-ve hayatımızdaki bir çok şeyin- ne kadar karmaşık ve insan hayatı için ne kadar mühim bir şey olduğunu hissettmek-gerilmek- istiyorsanız iki hikaye de size yetecektir.Özellikle Güneş Köpeği adlı hikayenin aldığı eleştirileri hiç mi hiç haketmediğini düşünüyorum. " Bazı arkadaşların anlamadıkları bir kitap için yaptıkları olumsuz eleştirileri anlayabiliyorum da, KİNG in tarzını bile bile onun kitaplarını okuyup yazarı sırf eleştiri olsun diye yerenlere pek fazla söyleyecek söz bulamıyorum.Bu arkadaşlara tavsiyem hemen kitapyurdundan bir Dan Brown kitabı sipariş etmeleri...."
Kitabı okuyup-hevesle-filmini seyretme şevki duyduğum ama filmle bütün hayallerimin yıkıldığı bir kitap Hannibal.Çoğu Stephen King romanı uyarlamaları gibi gerilim ve korku yüklü bir kitabın katline şahit oldum filmde... Böylelikle kelimelerin ne muhteşem bir GÜCÜ olduğunu anlıyor insan.Harris'in bölümlere giriş cümleleri olsun,Hannibal'in zihninin sarayında okuru sarsması olsun ve yaşananları acımasızca,pervasızca cümlelere döküş biçimi olsun bence kitap harikaydı....
Jack London'in bu eserini ilk elime aldığımda amacım sadece bir göz atmaktı.Ama yazar kalitesini daha ilk sayfalarda gösterince bir hafta Martin Eden ile yaşadım.Yazarın betimlemeleri ve insan psikolojisini irdeleyiş biçimi tek kelimeyle harika!Jack London,Martin Eden'in amacına ulaşması için neleri nasıl yapması gerektiğini mükemmel bir şekilde analiz ederek kurguyu geliştirmiş.Sonuna ise hiç değinmek istemiyorum;çünkü hala Martin Eden için :(....
King'in bu kitabı iki tane cezbedici hikayeden oluşuyor: Umacılar ve Gizli Pencere Gizli Bahçe.İlk hikayede King'in bizi o muhteşem hayal gücüyle farklı dünyalara götürüp diken üstünde tutması karşısında şaşırıp kalıveriyoruz.Noz'a katılmamak elde değil;hala Umacıların ortaya çıkış sahneleri gözümde canlanıyor. GİZLİ PENCERE GİZLİ BAHÇE* ise King'in krallığını kanıtlayan bir kurguya sahip.Keşke King bu hikayeyi ayrı bir kitap olarak çıkarsaydı.Çünkü bu kadar zekice bir kurgu ve dehşet verici anlar herkesin kaldıracağı türden değil! Her ne kadar Depp rolünün hakkını verse de King okurları bilir ki hiçbir King filmi kitabının lezzetini vermez.Bir King filmi seyretmek paraşütle bir dağdan atlamak gibi bir zevk verse de o kitabı okumak dipsiz bir uçuruma tedbirsiz atlamaya benzer...
Koontz'un neredeyse tüm kitaplarını okudum.(Fısıltılar*,Nöbet,Kükreyen Mağara*,Korku Yuvası,Cehennem Alevi,Kurbanlar,Takip en sevdiğim eserlerinden bazıları). Buzlar Arasında garip bir kitap.Başlangıcındaki, konuya hızlı giriş sizi hemen sarıyor.Daha sonra sizi merakta bırakıp kitabın devamlılığını sağlamaya çalışıyor Koontz.İşte burada Koontz sanki aniden frene basmış gibi olayların gelişiminde işi ağırdan alıyor,sürekliliğin canlılığını yitirmesine yol açıyor. Bunu gerilimi arttırmak için yapıyor ama aksine olaylardaki heyecanı silikleştiriyor.Bazı okuyucuların "ne olacaksa olsun ama bir an önce olsun" düşüncesiyle hareket ederek sıkılması buradan kaynaklanıyor.Yine de bayağı,basit roman gibi eleştirileri ağır buluyorum.İlginç konusuyla Koontz takipçilerinin okuması gereken kitaplardan biri Buzlar Arasında.