Türk toplumunda ve belki daha nice toplumlarda belli yaşa gelmiş insanlara bakış açısı klişeleşmiştir. "Yaşlı, yaşlıdır; geçmişi, mesleği ne olmuş olursa olsun artık farketmez, evinde oturabilir, sosyal yaşamın içinde olmasına hiç gerek yoktur." İnsanın çocukken yaşadığı sevinçleri diğer yaştakilerden kaçırabilirmisiniz? Gençlikte yaşanan aşklar, sevgiler, sevişmeler her yaşın hakkı değilmidir? Coşku yalnızca gençliğe mi mahsustur?
Orta yaşlarımı yaşadığım bu dönemde, elbette, gençlerden, orta yaşlılardan ve yaşlılardan oluşan bir dost ve tanıdık çevrem var. Üstelik çevremdeki yaşlılara ben yaşlı demeye utanırım. Yaşın ileri olması kişiyi yaşlı yapmaz. Kafalar yaşlanırsa kişi o zaman yaşlanmış sayılır bence.
Dolayısı ile insanın her yaşta ve her pozisyonda, olacak ya da olmayacak herhangi bir insana aşık olabileceğini düşünenlerdenim. Aşk her yaşın hakkı.
Görüşümü bu şekilde açıkladıktan sonra, roman ile olan bağlantısına geleyim.
Evet roman kahramanının sevişmeden önce takma dişlerini çıkarmasından, sevgilisinin adet dönemine kadar detaylar verilmiş olabilir. Ama bu bir BBG evi ucuzluğu adına değil, insanın her halinin doğal oluşu ve yadırganmaması adına yapılmıştır. Sonuçta her roman kahramanı ordan oraya zıplayacak, çok yakışıklı olacak gibi bir kural yok.
Bu bağlamda romanı ağır ağır, zevkle ve sindirerek okumanızı tavsiye ederim. Okudu iseniz tekrar okuyun. Okumadıysanız bu tavsiyeler ışığında okuyun. Romandan keyif almamanız mümkün değil. Bu arada belirteyim, öyle bir Vedat Türkali hayranı da değilim. Kısmet bu zamanaymış. Okuduğum ilk kitabıydı, umarım başkaları da olur.